Kısa Vadeli Hedefler

Ekim 2009

yorum (0) gönder Sep Icon yazdır

İnternet sohbetlerinde arada bir karşıma, sohbet etmeye değer insanlar da çıkıyor. Bu sohbetler de insanı günlük hayatta üzerinde durmadıkları konularda düşünmeye yönlendiriyor.

Dünki sohbette de bazı insanların nasıl sürekli sorun yaşadıklarını ve nasıl olup da canlarının sıkıldığından bahsediyorduk… Sonuca ulaştık.

İnsanları kategorize etmeyi hiç sevmem ama sonuç bizi oraya götürüyor. 

Elbette hayat inişli çıkışlı sürer, elbette çevremizde olanlar da bizi etkiler, peşinden sürükler. Hiç beklenmedik aksilikler yaşarız.

                                   Ama sorunlar çözümlenmek içindir…

Ben böyle düşünerek mücadelemi sürdürürüm. Ama bazı insanlar aksilikleri peşinden sürüklüyorlar, sorunları kendilerinin yarattıklarının farkında bile değiller, adeta sorunlarıyla var olduklarını kanıtlıyorlar.

                                     Sorunluyum demek ki varım!

Çoğu kendilerine acıyarak ömürlerini geçirirler. “Ben de yaşadım mı? Buna da yaşamak denirse… Bütün aksilikler de beni bulur… Çok şanssızım, kadersizim!”

Bu tip insanlar huzurlu insanlara yapışırlar, onların pozitif enerjilerini çalarlar. Kendinizi korumanız çok zordur, çünkü onların çaresizliğinden etkilenirsiniz… İyi insan olmak adına da bulaşırsınız… En fenası, bu insanlar aile çevrenizden insanlarsa kaçmanız mümkün değildir! Bıkkınlık göstermek de onların kalbini kırar… Çözüm nerede aranmalı bilemiyorum, ama bu tür insanları kendi hayatımda sakıncalı ilan ediyorum.

Bir de canı sıkılanlar var. Can sıkıntısı bilindiği gibi boşluktan doğuyor, hele bir de kişi yaratıcı değilse, yani kendini eyleyemiyorsa, bu tipler de asla yaratıcı insanların peşini bırakmayacaktır. Bu tür insanları çalışma hayatı kurtarır, başarılı da olurlar. Çünkü iş yerinde ne yapılması – boşlukların nasıl ve nelerle doldurulacağı – kendilerine söylenir. Çalışılmadığı zamanlarda ise canı sıkılır. Size takılırlar, sizin yaratıcılığınıza sığınırlar, en şirin ve dost tavırlarıyla, sanki size iyilik yapıyormuşçasına!  Sanki onlar olmasa bilemeyeceksiniz ne yapacağınızı…

Yüzünüz tutarsa kendinizi kurtarabilirsiniz, aksi takdirde onların adına aktiviteler yaratmak ya da onları eylemek size düşer.

                      Kendini eyleyemeyen insan, yaratıcı olmayan insandır…

Ve ben bu tür insanlardan mümkün olduğunca kaçılması taraftarıyım, insana zaman kaybettirirler.

Küçük çocuklarla ilgilenenler bunu bilirler.. Kimi çocuklar kendini eyleyebilirler, annelerinin eteğine yapışmak yerine en yakınlarında ne varsa onunla yaratıcı bir oyuna girişirler… Ya da lider karakterini belli edecek davranışlarla bir saniye bile canları sıkılmadan, en yakınlarında kim varsa onu da meşgul ederek günü bitirirler.

                       Can sıkıntısı ile hedef tutturmanın ilişkisi var mı?

Soru ortada kaldı. Sohbetimiz sırasında can sıkıntısına çözüm olarak kısa soluklu hedefleri önermiştim. Hepimizin uzun mesafede hedefleri vardır, buna yıllar harcansa da hedef başarıya giden yolu çizer insana.

Ama ben kısa soluklu hedefleri de önemsiyorum. Çünkü benim hayatımı dolu dolu yaşatan bu kısa mesafedeki hedefler oldu. Galiba bunun biraz disiplinli ve düzenli olma ile de ilgisi var.

Hedef benim düzenimi sağlıyor. Birkaç ay, birkaç hafta içinde yapacaklar belirlendiğinde hayatınız o hedefin çevresinde geçiyor, her şeyi o hedefi düşünerek yapıyorsunuz, günlük hayatınıza katılan her şey de hedefinizi zenginleştiriyor ve ulaşmayı da kolaylaştırabiliyor. Bu tıpkı tatilinizi programlamaya benziyor, o tatil için para biriktirmek, tatili hayal etmek, o hedefe gün be gün yaşlaşmak, zor anlarınızı katlanabilir kılıyor.

Uzaktaki bir hedef için hazırlanmaya başlamak da, kendinizi eylemek değil midir?

 Yakın zamanları hedeflediğinizde uzakları daha net görüyorsunuz!

Dolayısıyla hayatta hiçbir hedefi olmadan yaşayan insanlardan da çekinirim…

Üstelik ben lüksü severim…ama pahalıdır lüks…İlle de istiyorsam, o zaman her adımda  yaşayacağım lükslere hedefliyorum kendimi… ve o lüksü de mutlaka yaşıyorum.

                 Bu da kendini eylemek değil midir?

KD © 2014 Her hakkı saklıdır. Sitedeki yazılar izinsiz ve kaynak belirtmeden başka yerde yayımlanamaz. Sadece dergiye link vererek paylaşım yapabilirsiniz.

KEDİTÖR
HOMO NOVUS
BERABER BÜYÜYELİM
YOGA YOLU
Psiko Kinesiyoloji
KURALDIŞI DÜNYASI
İLUGA
ACİL SERVİS
  • fark et fark et nereye kadar

    Aynalar tutuluyor bize, fark ediyoruz, kişisel gelişim eğitimlerine katılıyoruz yine fark ediyoruz. Ancak tüm bunları fark ettikten sonra kendimizi nasıl değiştireceğiz?

  • o kadından intikam almak istiyorum

    O kadına benimle birlikte olduğunu söyleyip intikam almak istiyorum ama yine de rahatlayamayacağımı biliyorum. Bu döngüden nasıl çıkacağımı bilmiyorum.

Arbeit macht frei…?

1870’lerde bir kitap başlığı olarak kullanılmış bu söz 1930’larda Naziler tarafından derince içselleştirilen bir slogana dönüşmüş. Birçok toplama kampının girişinde yer alıyor: Çalışmak özgürleştirir!  >>




Şifremi Unuttum



Üye Ol