Haziran 2010
Altını değiştirdim, karnı tok. Daha bir aylık ve o kadar çok ağlıyor ki! Acaba gazı mı var? Her şeyi deniyorum bir türlü susmuyor. En sonunda mememde, yorgunluktan ikimizde uyuyakalıyoruz.
Anne bebek seminerlerimden birinde eğitime şöyle bir soruyla başladım:
“Bebeğiniz ağladığında sizin içinizde nasıl bir duygu uyanıyor?”
Kimi anne içinde oluşan hissin bebeğini hemen susturmak olduğunu söylerken bu duygunun altında ‘iyi bir anne olamama’, ‘bebeğin ağlamalar sonucu tıkanıp öleceği korkusu’, ‘annenin içinde büyüyen panik duygusu’, ‘öfke, bebeğine vurma isteği’ gibi birçok içsel diyalogla karşılaştık.
Bu diyalogları duyabilmek gerçekten cesaret istiyor. Kolay olanı bunları kapalı bir kutuda saklayıp bebeğimin her istenmeyen davranışının altında bir hastalık, bir problem arayıp ya genleri ya da eşimin ailesini suçlamak. Kolay olanı içimde yaşadığım duygularla baş etmek adına bir sigara yakıp, bebeğimin ağzına da bir emzik sıkıştırmak. Ben de geçmedim mi böyle diyaloglardan. Her ağladığında sussun diye ağzına meme koyduğum, içimdeki panik hissini susturmak adına buzdolabına dadandığım günler olmadı mı geçmişte?
“Bebeğim ağlarken içimde onu sarsma, fırlatma isteği oluşuyor ve bunu şimdi size söylerken oluşan suçluluk duygumla ne yapacağımı bilemiyorum” diyen cesur annelerin gözyaşlarını dinlerken kendi yaralarımı nasıl sarıp sarmaladığımı düşünüyorum bugünlerde.
Bu duygular belki size öfkelenen, sizi sarsan bir ebeveynden geliyor, belki de hiçbir fikriniz yok geçmişe dair. Zaten zihnin bu sorulara cevap bulması değil önemli olan. İçsel acılarımı, öfkelerimi fark ettiğimde, kendi ağlamalarıma izin verebilmekten geçiyor esas değişim. Kendimi susturmadan, oyalamadan, gerçekten kendimle baş başa kalıp gözyaşlarımın akmasını izlemek o anda tek yapmam gereken. Hele yanımda beni yargılamadan dinlediğini hissettiğim bir çift göz bana sevgiyle baktığında yıllardır anlaşılmayı bekleyen içimdeki küçük çocuğun hıçkırıklarını bile duyabilirim.
Belki böyle biri yok yanınızda sizi sevgiyle dinleyen, ağladığınızda sadece elinizi tutup “Yanımda güvendesin, istediğin kadar ağlayabilirsin” diyen. Öyleyse bu yazıyı okurken buradaki sözcüklerin sizin içinizdeki ufaklığı dinleyen, ona sarılan, onun içindeki acıyı anlayan bir çift göz olduğunu hayal edin. Ve bırakın dökülsün gözyaşları dilediğince. İçinizdeki çocuk acısını gözyaşları ile dile döktüğünde yaşadığınız rahatlamayı tüm vücudunuzda hissedin sonra.
Bunu yapabildiğinizde artık ağlayan bebeğinizi susturmak için içinizde oluşan panik hali kendini sonsuz bir rahatlamaya bırakacak. Bu sakinlik duygusu bebeğinizi, ağladığında kucağınıza alıp ona “Biliyorum bir tanem, yepyeni bir yaşama adapte olmak çok zor. Rahmimdeki rahatlık burada yok artık. Nefes almak, meme emdikten sonra oluşan gaz duygusuyla başa çıkmak, her şey senin için yepyeni bir yolculuk. Ağlayabilirsin kollarımda. Ben senin yanındayım. Seni seviyorum küçük bebeğim” sözlerini sakince söylemenize yardımcı olacak çoğu zaman. Ve aynı sizin, size sevgiyle bakan bir çift gözün karşısında ağlayıp rahatladığınız gibi bebeğiniz de ağlayıp, sizin sakin duygu ve sözlerinizin yardımıyla da rahatlayıp, sakinleşip, size “Sağ ol, Anne” der gibi bakmaya başlayacak ardından.
Kimimiz zor bir bebeklik geçirdik, kimimiz kolay, kimimiz dedik ki kendi kendimize “Ben farklı bir anne olacağım.” Ancak bebeğimizin ağladığı, uyumadığı, öfke nöbeti geçirdiği dönemlerde öyle şeyler yaşayıp, öyle şeyler söylüyoruz ki bazen, arkadan gelen suçluluk duygusu ile baş etmek çok zor oluyor.
Kendimize biraz sevgi vermenin zamanıdır şimdi. İçimizde oluşan otomatik duygular, ister öfke, ister oyalama, ister panik duygusu olsun başlangıcı geçmiş zamanlarda bir yerlerde saklı. Bebeğimizin ağlamalarına izin veren annelik, kendi içimizdeki çocuğun hıçkırıklarını duymakla başlıyor önce.
Unutmayın siz iyi bir annesiniz!
KD © 2011 Her hakkı saklıdır. Sitedeki yazılar izinsiz ve kaynak belirtmeden başka yerde yayımlanamaz. Ancak yazıları yazar ismi ve kaynak belirterek ya da dergiye link vererek paylaşabilirsiniz.
Diğer yazıları:
Anne Bana Şokellalı Ekmek Versene!
Ablaya Teşekkür Et! Lütfen Dedin mi?
Dr. Byron Norton Türkiye'ye Geliyor

karbonhidratlı yiyecekler yenilirken uyulacak ilkeler
Hipokrat, yiyeceklerin ilaçlarımız olması gerektiğini söylemiştir. Bu düşünceyi hayatımıza uygulamak için yemek yeme alışkanlıklarımızı değiştirmemiz ve belli ilkelere uymaya başlamamız gerekir. Karbonhidratlı besinler yerken her defasında bir çeşit karbonhidrat yiyin. Çeşitli nişasta türlerini karıştırmak iştah açar ve aşırı yememize neden olur. >>
menopozun etkisiyle devamlı kilo alıyorum
51 yaşındayım ve son senelerde menopozun da etkisiyle sanırım devamlı kilo alıyorum. Nerede hata yapıyorum acaba?

sırf bana inat başkasıyla evlendi
Beni çok seven bir erkekle sırf ailem uygun görmediği için evlenmedim, o da bana inat başkasıyla evlendi. Bu pişmanlıktan kendimi nasıl kurtarabilirim? Artık kendi hayatımı yaşamak istiyorum, onları değil.

14 mayıs haftası burç yorumları
Güneş-Jüpiter kavuşumu hafta sonuna kadar toprak grubu burçlara (Boğa, Başak, Oğlak) mutluluk verecek ancak Boğaların ayaklarının altında hâlâ muz kabuğu var. Merkür-Mars-Plüton arasındaki işbirliği hafta ortasına kadar devam edecek. Hafta ortasında hızlı planet Merkür sahneden çekilecek ve güç birliğine Mars ile Plüton devam edecek. Mars ile Plüton’un işbirliği kariyer, sağlık, iş dünyası alanlarında büyük başarı ve destek sağlayacak. >>
Eski sevgilinizle görüşüyor musunuz? Ya da hiç gitmesini istemediğiniz sevdiğiniz bir gün sizi terk etse içiniz yine de sevgiyle dolu olabilir mi? >>
şu an ağlayarak rahatlamaya çalışıyorum. bebeğim 3 aylık ve sürekli ağlıyor, ona bugün ilk defa emzik verdim ve sustu. Ona sürekli emzik vermek bende suçluluk duygusu yarattı, depresyonda mıyım yoksa bu normal mi? ne yapmam gerektiğine karar veremedim, yardımcı olursanız çok sevinirim teşekkürler.
Hayatında nasıl bir destek sistemin var diye soracağım önce. Eğer tek başına evde ve sabahtan akşama dek bebeğinle ilgileniyorsan hiç de kolay değil ağlamalarla baş etmek. Şu an emzik verdim, vermedimden çok, duygusal olarak senin nasıl bir yerde olduğun ve nasıl bir desteğe ihtiyacın olduğu önemli. Çünkü ancak sen duygusal olarak anlaşıldığın bir çevrede isen çocuğuna o desteği verecek gücün olur.
Gerçekten çok duygulandım. Benim en büyük sorunum ağlayamamak ve hâlâ öyleyim. Ama kızımı doğduğundan beri kollarımda ağlatıyorum (Alertha Solther sayesinde). Bense bir türlü yapamıyorum işte. Ulaşamıyorum içimdeki çocuğa, belki bir gün başarabilirim. Teşekkürler.
Kesinlikle katılıyorum tüm yazdıklarınıza. Benim kafama takılan tek bir şey var. İlk aylarda bebeğin niye ağladığını anlamak çok zor. Yani gerçekten aç mı, gazı mı var, yoksa rahatlamak için mi ağlıyor, bunu ayırt etmeden sadece kucağımızda sakinleşmesini nasıl bekleyebiliriz? Ya gerçekten açsa? Açıkçası ben bunun ayrımını hala (5 aylık şu anda) yapamadığım için çok ağladığında (gündüz-gece) meme veriyorum. Ve emiyor… Rahatlıyor… Sadece kucağıma alarak sakinleşmesini sağlamak çok isterdim… Her ağlamasına meme vererek ona yanlış bir mesaj vermek istemiyorum… Yardımcı olursanız sevinirim…
Aletha Solter’ın Bilinçli Bebek kitabını okumanızı tavsiye derim. Aç mı, tok mu, altı mı ıslak bir süre sonra anlar hale geliyoruz. Kucağımda sakinleşmesi için geçen süre memeye nazaran tabii ki daha uzun. Meme verdiğimde anında susan bebeğin, kucağımda kimi zaman bir saat süren ağlamasına izin vermek o kadar da kolay olmuyor.