Bu Bebek Neden Bu Kadar Çok Ağlıyor

Haziran 2010

Nilüfer Devecigil  kim (kim)


Üç yıllık psikoloji mastırı eğitimini Amerika’da Naropa Üniversitesi’nde Transpersonal Counseling Psychology üzerine tamamladı.

Uzmanlık alanı çocukla ebeveyn arasındaki bağlanma ve çocuklarda travmanın etkileri ile tedavi şekilleri olan Devecigil, eğitimi süresince, oyun terapisi uzmanları Carol ve Byron Norton, travma uzmanlığıyla tanınan Pat Ogden gibi konusunda öncü terapistlerle çalışma imkânı buldu.

Amerika’da çeşitli klinik ve devlet okullarında çocuklarla oyun terapisi uygulamalarının yanı sıra doğal ebeveynlik ve ana-baba okulu üzerine seminerler verdi. 2009 Temmuz ayında Kolorado Üniversitesi’nde, Ceza ve Ödülün Ötesinde, Stres ve Travmadan İyileşme adlı workshopları sundu. Beyond Consequences and Logic ve Aware Parenting enstitülerinin Türkiye’deki uzman eğitmenidir.

yorum (6) gönder Sep Icon yazdır

Altını değiştirdim, karnı tok. Daha bir aylık ve o kadar çok ağlıyor ki! Acaba gazı mı var? Her şeyi deniyorum bir türlü susmuyor. En sonunda mememde, yorgunluktan ikimizde uyuyakalıyoruz.

Anne bebek seminerlerimden birinde eğitime şöyle bir soruyla başladım:

“Bebeğiniz ağladığında sizin içinizde nasıl bir duygu uyanıyor?”

Kimi anne içinde oluşan hissin bebeğini hemen susturmak olduğunu söylerken bu duygunun altında ‘iyi bir anne olamama’, ‘bebeğin ağlamalar sonucu tıkanıp öleceği korkusu’, ‘annenin içinde büyüyen panik duygusu’, ‘öfke, bebeğine vurma isteği’ gibi birçok içsel diyalogla karşılaştık.

Bu diyalogları duyabilmek gerçekten cesaret istiyor. Kolay olanı bunları kapalı bir kutuda saklayıp bebeğimin her istenmeyen davranışının altında bir hastalık, bir problem arayıp ya genleri ya da eşimin ailesini suçlamak. Kolay olanı içimde yaşadığım duygularla baş etmek adına bir sigara yakıp, bebeğimin ağzına da bir emzik sıkıştırmak. Ben de geçmedim mi böyle diyaloglardan. Her ağladığında sussun diye ağzına meme koyduğum, içimdeki panik hissini susturmak adına buzdolabına dadandığım günler olmadı mı geçmişte?

“Bebeğim ağlarken içimde onu sarsma, fırlatma isteği oluşuyor ve bunu şimdi size söylerken oluşan suçluluk duygumla ne yapacağımı bilemiyorum” diyen cesur annelerin gözyaşlarını dinlerken kendi yaralarımı nasıl sarıp sarmaladığımı düşünüyorum bugünlerde.

Bu duygular belki size öfkelenen, sizi sarsan bir ebeveynden geliyor, belki de hiçbir fikriniz yok geçmişe dair. Zaten zihnin bu sorulara cevap bulması değil önemli olan.  İçsel acılarımı, öfkelerimi fark ettiğimde, kendi ağlamalarıma izin verebilmekten geçiyor esas değişim. Kendimi susturmadan, oyalamadan, gerçekten kendimle baş başa kalıp gözyaşlarımın akmasını izlemek o anda tek yapmam gereken. Hele yanımda beni yargılamadan dinlediğini hissettiğim bir çift göz bana sevgiyle baktığında yıllardır anlaşılmayı bekleyen içimdeki küçük çocuğun hıçkırıklarını bile duyabilirim.

Belki böyle biri yok yanınızda sizi sevgiyle dinleyen, ağladığınızda sadece elinizi tutup “Yanımda güvendesin, istediğin kadar ağlayabilirsin” diyen. Öyleyse bu yazıyı okurken buradaki sözcüklerin sizin içinizdeki ufaklığı dinleyen, ona sarılan, onun içindeki acıyı anlayan bir çift göz olduğunu hayal edin. Ve bırakın dökülsün gözyaşları dilediğince. İçinizdeki çocuk acısını gözyaşları ile dile döktüğünde yaşadığınız rahatlamayı tüm vücudunuzda hissedin sonra.

Bunu yapabildiğinizde artık ağlayan bebeğinizi susturmak için içinizde oluşan panik hali kendini sonsuz bir rahatlamaya bırakacak. Bu sakinlik duygusu bebeğinizi, ağladığında kucağınıza alıp ona “Biliyorum bir tanem, yepyeni bir yaşama adapte olmak çok zor. Rahmimdeki rahatlık burada yok artık. Nefes almak, meme emdikten sonra oluşan gaz duygusuyla başa çıkmak, her şey senin için yepyeni bir yolculuk. Ağlayabilirsin kollarımda. Ben senin yanındayım. Seni seviyorum küçük bebeğim” sözlerini sakince söylemenize yardımcı olacak çoğu zaman. Ve aynı sizin, size sevgiyle bakan bir çift gözün karşısında ağlayıp rahatladığınız gibi bebeğiniz de ağlayıp, sizin sakin duygu ve sözlerinizin yardımıyla da rahatlayıp, sakinleşip, size “Sağ ol, Anne” der gibi bakmaya başlayacak ardından.

Kimimiz zor bir bebeklik geçirdik, kimimiz kolay, kimimiz dedik ki kendi kendimize “Ben farklı bir anne olacağım.” Ancak bebeğimizin ağladığı, uyumadığı, öfke nöbeti geçirdiği dönemlerde öyle şeyler yaşayıp, öyle şeyler söylüyoruz ki bazen, arkadan gelen suçluluk duygusu ile baş etmek çok zor oluyor.

Kendimize biraz sevgi vermenin zamanıdır şimdi. İçimizde oluşan otomatik duygular, ister öfke, ister oyalama, ister panik duygusu olsun başlangıcı geçmiş zamanlarda bir yerlerde saklı.  Bebeğimizin ağlamalarına izin veren annelik, kendi içimizdeki çocuğun hıçkırıklarını duymakla başlıyor önce.

Unutmayın siz iyi bir annesiniz!

KD © 2014 Her hakkı saklıdır. Sitedeki yazılar izinsiz ve kaynak belirtmeden başka yerde yayımlanamaz. Sadece dergiye link vererek paylaşım yapabilirsiniz.

KEDİTÖR
HOMO NOVUS
BERABER BÜYÜYELİM
YOGA YOLU
Psiko Kinesiyoloji
KURALDIŞI DÜNYASI
İLUGA
ACİL SERVİS
  • fark et fark et nereye kadar

    Aynalar tutuluyor bize, fark ediyoruz, kişisel gelişim eğitimlerine katılıyoruz yine fark ediyoruz. Ancak tüm bunları fark ettikten sonra kendimizi nasıl değiştireceğiz?

  • o kadından intikam almak istiyorum

    O kadına benimle birlikte olduğunu söyleyip intikam almak istiyorum ama yine de rahatlayamayacağımı biliyorum. Bu döngüden nasıl çıkacağımı bilmiyorum.

Arbeit macht frei…?

1870’lerde bir kitap başlığı olarak kullanılmış bu söz 1930’larda Naziler tarafından derince içselleştirilen bir slogana dönüşmüş. Birçok toplama kampının girişinde yer alıyor: Çalışmak özgürleştirir!  >>




Şifremi Unuttum



Üye Ol