Haziran 2010
Şimdi derginin içinde dolansam mızırdanacak bir yığın şey var. Derginin iki Söyleşella’sı da bu ay bahane üstüne bahane yığdı önüme mesela; neredeyse söyleşi koyamayacaktık dergiye.
Sonra, “sükût altındır” lafını amuda kalkmış halinden anlayan; bizi sürgit sükuta ve “hiç-hiç-hiç” görüşe mahkûm edenler var. Hıçkırık tutuyor, gıcık yapıyor keditörlük bünyesinde okumak zorunda kalınca cümle cümle…
Bu ay derginin bütün okuyucularının katılabileceği bir tartışma köşesi açacaktık, o da yetişmedi. Alt yapısını hazırlamak gerekiyor bu internet dünyasında her şeyin önceden. Tartışma konusunu bile belirlemiştim halbuki:
“Alyans Takmayan Erkekler”
Şu meseleyi bir tartışalım, analiz edelim diyordum.
Çünkü bu yüzük takma meselesinin epeyce bir evveliyatı varmış; binlerce yıl kadar! Bazı ilkel kabilelerde erkek “Aha da bu benim” anlamında (“Hotozu ma!” gibi bir şeyler olsa gerek) kadının bileğine bilezik takarmış ya da ayağına halhal.
Mısırlılar başlangıcı ve bitişi olmayan daire şeklinin sonsuzluğu simgelediğine inandıklarından, evlilikleri sonsuza kadar sürsün diye takarlarmış. (Ne yani, hakikaten böyle vıcık vıcık romantik bir açıklaması mı var bunun, yoksa google çöplüğünden yeni bir bulaşık bezi mi?)
Ve fakat hemen her kültürde bu el-ayak-parmak halkasını takanlar, kadınlar. Delikanlıyı bozan kırılma asıl İkinci Dünya Savaşı’nda yaşanıyor. Savaşa giden erkekler medeni hallerini ele güne duyurmak için alyans takmaya başlıyorlar. Ölüm korkusu adama neler yaptırıyor!
Bugün yeni evlilerde ortak bir âdet artık ve genellikle erkek de kadın da yüzük takmayı evliliğin bir gereği olarak düşünüyorlar. Eşitlik ilkesi uyarınca. Bu arada, kadının alyans takması o kadar yaygın bir âdet ki, bir seçimden çok, zorunluluk halinde uygulanıyor. Pek çok kadın alyans takmama olasılılığını aklından bile geçirmiyor. Ve aynı oranda erkek de alyans takma ihtimalinden sıyırtmanın yolunu arıyor.
Takı-takmaktan-nefret ederim ile başlayıp Sıkıyor-alerjim var-kaybolur-sonra şeklinde devam eden klasik bahaneler sıralıyorlar.
Bu ay şu bahaneleri ve al metinlerini birlikte çözümleyelim istemiştik.
Aslında şimdilik (yani derginin forum alanı açılana kadar) şöyle yapabiliriz belki: keditor@kuraldisidergi.com adresine korkunç görüşlerinizi ve polemikuslarınızı fırlatın, duyduğunuz ya da aklınıza gelen iyi bahaneler var mı sıralayın. Biraz deşelim şu mevzuyu.
Karga kıyamet bu şehirde; balkon camekanlama budalası bir mahallede, sere serpe sardunya yetiştirme mücadeleme gidiyorum ben. Görüşürüz bir ara…
KD © 2011 Her hakkı saklıdır. Sitedeki yazılar izinsiz ve kaynak belirtmeden başka yerde yayımlanamaz. Ancak yazıları yazar ismi ve kaynak belirterek ya da dergiye link vererek paylaşabilirsiniz.
Diğer keditör yazıları:

karbonhidratlı yiyecekler yenilirken uyulacak ilkeler
Hipokrat, yiyeceklerin ilaçlarımız olması gerektiğini söylemiştir. Bu düşünceyi hayatımıza uygulamak için yemek yeme alışkanlıklarımızı değiştirmemiz ve belli ilkelere uymaya başlamamız gerekir. Karbonhidratlı besinler yerken her defasında bir çeşit karbonhidrat yiyin. Çeşitli nişasta türlerini karıştırmak iştah açar ve aşırı yememize neden olur. >>
14 mayıs haftası burç yorumları
Güneş-Jüpiter kavuşumu hafta sonuna kadar toprak grubu burçlara (Boğa, Başak, Oğlak) mutluluk verecek ancak Boğaların ayaklarının altında hâlâ muz kabuğu var. Merkür-Mars-Plüton arasındaki işbirliği hafta ortasına kadar devam edecek. Hafta ortasında hızlı planet Merkür sahneden çekilecek ve güç birliğine Mars ile Plüton devam edecek. Mars ile Plüton’un işbirliği kariyer, sağlık, iş dünyası alanlarında büyük başarı ve destek sağlayacak. >>
Eski sevgilinizle görüşüyor musunuz? Ya da hiç gitmesini istemediğiniz sevdiğiniz bir gün sizi terk etse içiniz yine de sevgiyle dolu olabilir mi? >>
menopozun etkisiyle devamlı kilo alıyorum
51 yaşındayım ve son senelerde menopozun da etkisiyle sanırım devamlı kilo alıyorum. Nerede hata yapıyorum acaba?
sırf bana inat başkasıyla evlendi
Beni çok seven bir erkekle sırf ailem uygun görmediği için evlenmedim, o da bana inat başkasıyla evlendi. Bu pişmanlıktan kendimi nasıl kurtarabilirim? Artık kendi hayatımı yaşamak istiyorum, onları değil.