Temmuz 2010
Yanıtını kolaylıkla bulamadığım bir soru nice zamandır kurcalıyor zihnimi. Neden bir süredir her yere geç kalıyorum ben?
Eskiden olsa, buna çok daha kolaylıkla bahaneler uydurabilirdim. Çok yoğun çalışıyorum, zaten işten çok geç çıkabiliyorum. Tam çıkacağım sırada önemli bir telefon geliyor ve çıkamıyorum. Falan, filan… Bu bahanelerle gayet güzel kendimi kandırabilirdim. Şimdi ise, neredeyse tüm gün evde oturup yine de saat dört buçuktaki randevuma geç kalmayı başarabiliyorsam ve daha da önemlisi ertesi gün geç kalmayacağım konusunda kendime söz verip sözümü tutamıyorsam, asıl nedeni keşfetmek için çaba harcamanın zamanı gelmiştir diye düşünüyorum.
Yaşamımın her anını bir uğraşla doldurmak zorunda hissettiğim günler geliyor aklıma. Zaman o kadar değerliydi ki bir dakikası bile boşa geçmemeliydi. Uzun saatler çalışarak işimde başarılı olmalıydım, hafta sonu çalışmadığım zamanları da çok iyi planlamalı, kısıtlı zamanlara olabildiğince çok aktivite sığdırmalıydım. Akşam iş çıkışı gittiğim birkaç hobi kursuna, hafta sonu yapılan aile ziyaretlerini, arkadaş toplantılarını, sosyal ve kültürel faaliyetleri eklemeliydim. Tabii bu arada, spor yapmayı, kitap ve gazete okumayı, film izlemeyi de ihmal etmemeliydim. Telefon görüşmelerimi, zamanı iyi değerlendirmek için yolda, arabada yapmalıydım.
Yoğun bir yaşamın beni sağlıklı ve zinde tuttuğuna inanmıştım. Sürekli bir şeyler yaparak var olmanın, aslında beni kendimle yüzleşmekten alıkoyduğunun farkında bile değildim. Yıllar boyunca, kendimle baş başa kalacağım, aldığım nefesin tadını tüm koşullardan bağımsız olarak çıkaracağım, “farkıma” varacağım ve aydınlanacağım doyum anları yaratmadım kendime. Yoğunluğun arkasına sığınarak, özümle yeniden buluşmamı, yaşamda varoluş amacım her neyse, onu bulup keşfetmemi kendi ellerimle engelledim.
Zamanı boşa geçirmemek adına günlerimi planlarken, aslında yaşamımı boşa tükettiğimi anlamak uzun yıllarımı aldı. Bunu anladıktan sonra da iş yaşamının doyum veren stresi de, sosyal yaşamın göz alıcı renkliliği de anlamını yitiriverdi bir anda. Yaşam amacımı keşfedebilmek adına, stres ve karmaşadan uzak, günlerimi kendi isteklerim doğrultusunda özgürce yaşayabileceğim bir yaşama adım atmayı seçtim, önümü görmeden, büyük bir cesaretle. Önce çok rahatladım, keyif aldım bu durumdan. Daha çok kendimle zaman geçirmenin, içimdeki çocuğun sesine kulak vermenin, bir şey yapmadan, sadece olmanın tadına vardım bir süre…
Gel gör ki, eski alışkanlıklar kolay kolay bırakmıyor insanın yakasını. Bunca yılı sadece yaparak geçiren biri, gün gelip sadece olmanın büyüsüne kapılsa bile, büyü bazen bozuluveriyor. Ben büyüyü ne zaman bozdum bilmiyorum ama olmak yetmemeye başladığında ve ortada yapacak pek de bir şey olmadığında dengemi yitiriverdim.
Yüksek lisans mı yapsam? Kitap yazmayı mı denesem? Bir web sitesi yapmak iyi mi olur? Bir yandan bazı eğitim içerikleri hazırlasam. Şu denetim işine hemen başlasam. “Ah, ne olur, hepsini birden yapsam, tekrar yoğun olsam, yoğun olsam, yoğun olsam” diyordu içimdeki ses, yapamazsa yok olmaktan korkuyordu. Geç kalma alışkanlığını o günlerde edindiğimin farkına bile varamadım. Geç kalmak çok yoğun ve meşgul olduğumu hem kendime hem de çevremdekilere kanıtlamak için bir araç oluverdi benim için. Geç kalma stresi yaşamak, eksikliğini hissettiğim yoğunluk duygusunu yeniden kazanmamı sağlıyordu, bu yüzden, her ne kadar gerilsem ve kendime kızsam da gizli gizli bir haz alıyordum geç kalmaktan.
Her geçen gün yataktan daha geç kalkmaya başladığımı fark ettim sonra. Sabahları geç kalkmak da, kendime verdiğim bir cezaydı sanki. Madem yapacak pek de bir şey yoktu, o zaman ne gerek vardı kalkmaya. Yapacak bir şey yoksa, yok olmayı tercih ettiğimi gördüğümde dehşete kapıldım.
Bugün, olmak ve yapmak kavramları üzerinde yeniden düşünmeye ihtiyacım var. Yıllarca, yaparak olmak üzerine kurduğum yaşantıma, sadece olmak kavramını katarak çok büyük ve geri dönülmez bir dönüşüm yaşadığıma inanıyorum. Kendi eşsizliğimin farkında olmak ve kendimi sevmek, yaptıklarımdan ya da yapamadıklarımdan bağımsız olarak kendimi iyi hissetmemi sağlıyor. Zaman zaman nükseden eski alışkanlıklarımı ise, bireysel gelişim yolculuğumda, beni aşağıya çekmekten çok, daha yükseğe sıçramamı sağlayacak fırsatlar olarak görüyorum.
Şimdi, tüm bu yaşadıklarımın sayesinde, deneyimlemeye hazır olduğum yeni bir kavram daha var; olarak yapmak. Daha çok şey yapmak değil, yaptığım her şeyde kendim olmak. Yaptığım şey her ne olursa olsun sevgimle ve eşsizliğimle fark yaratmak, ışık olmak, ilham vermek… Yaşamda var oluş amacımı her gün büyük bir emek ve doyumla gerçekleştirmek.
Gerçek doyumun daha çok şey yapmakta değil yaptığım her şeye anlam katmakta olduğunu artık biliyorum ve tüm benliğimle artık yaşama geç kalmamayı seçiyorum.
KD © 2011 Her hakkı saklıdır. Sitedeki yazılar izinsiz ve kaynak belirtmeden başka yerde yayımlanamaz. Ancak yazıları yazar ismi ve kaynak belirterek ya da dergiye link vererek paylaşabilirsiniz.
Diğer "Kalem Kutusu" yazıları:

karbonhidratlı yiyecekler yenilirken uyulacak ilkeler
Hipokrat, yiyeceklerin ilaçlarımız olması gerektiğini söylemiştir. Bu düşünceyi hayatımıza uygulamak için yemek yeme alışkanlıklarımızı değiştirmemiz ve belli ilkelere uymaya başlamamız gerekir. Karbonhidratlı besinler yerken her defasında bir çeşit karbonhidrat yiyin. Çeşitli nişasta türlerini karıştırmak iştah açar ve aşırı yememize neden olur. >>
menopozun etkisiyle devamlı kilo alıyorum
51 yaşındayım ve son senelerde menopozun da etkisiyle sanırım devamlı kilo alıyorum. Nerede hata yapıyorum acaba?

sırf bana inat başkasıyla evlendi
Beni çok seven bir erkekle sırf ailem uygun görmediği için evlenmedim, o da bana inat başkasıyla evlendi. Bu pişmanlıktan kendimi nasıl kurtarabilirim? Artık kendi hayatımı yaşamak istiyorum, onları değil.

14 mayıs haftası burç yorumları
Güneş-Jüpiter kavuşumu hafta sonuna kadar toprak grubu burçlara (Boğa, Başak, Oğlak) mutluluk verecek ancak Boğaların ayaklarının altında hâlâ muz kabuğu var. Merkür-Mars-Plüton arasındaki işbirliği hafta ortasına kadar devam edecek. Hafta ortasında hızlı planet Merkür sahneden çekilecek ve güç birliğine Mars ile Plüton devam edecek. Mars ile Plüton’un işbirliği kariyer, sağlık, iş dünyası alanlarında büyük başarı ve destek sağlayacak. >>
Eski sevgilinizle görüşüyor musunuz? Ya da hiç gitmesini istemediğiniz sevdiğiniz bir gün sizi terk etse içiniz yine de sevgiyle dolu olabilir mi? >>
muhteşem bir yazı tam beni anlatmışsınız. teşekkürler yüreğinize sağlık yaşama geç kalmamak dileğimle.