Temmuz 2010
Kuraldışı yirmi annenin doğum hikâyelerini anlattığı bir kitap çıkarttı: Doğal
Doğuma Doğru. KD de bundan ilham alarak bu ayın polemik konusunu sezaryen olarak belirledi. Polemikus, “Kadınlar niye acı çeksin ki!” diyor. Siz ne diyorsunuz?
Sizce bebek ve anne için hangisi daha sağlıklı? Sezaryen mi normal doğum mu? Doğal doğum, normal doğum ve sezaryen üçgeninde sizin yeriniz nerede? Türkiye’de neden bu kadar sık sezaryen yapılıyor? Türkiyeli kadınlar normal ya da doğal yolla doğuramayacak bedenlere mi sahip? Bakanlık neden sezaryen oranlarını sınırlıyor?
KD © 2011 Her hakkı saklıdır. Sitedeki yazılar izinsiz ve kaynak belirtmeden başka yerde yayımlanamaz. Ancak yazıları yazar ismi ve kaynak belirterek ya da dergiye link vererek paylaşabilirsiniz.
Diğer polemikuslar:
Çocuğa sussun diye istediğini alır mısınız?
Sevgililer Günü'nü kutlamalı mı?
Jüriyle yargılama sistemi Türkiye'de olsa?
Kader diye bir şey var mı? Ya özgür irade?
Bizi tüketen bizim tükettiklerimiz mi?

karbonhidratlı yiyecekler yenilirken uyulacak ilkeler
Hipokrat, yiyeceklerin ilaçlarımız olması gerektiğini söylemiştir. Bu düşünceyi hayatımıza uygulamak için yemek yeme alışkanlıklarımızı değiştirmemiz ve belli ilkelere uymaya başlamamız gerekir. Karbonhidratlı besinler yerken her defasında bir çeşit karbonhidrat yiyin. Çeşitli nişasta türlerini karıştırmak iştah açar ve aşırı yememize neden olur. >>
menopozun etkisiyle devamlı kilo alıyorum
51 yaşındayım ve son senelerde menopozun da etkisiyle sanırım devamlı kilo alıyorum. Nerede hata yapıyorum acaba?

sırf bana inat başkasıyla evlendi
Beni çok seven bir erkekle sırf ailem uygun görmediği için evlenmedim, o da bana inat başkasıyla evlendi. Bu pişmanlıktan kendimi nasıl kurtarabilirim? Artık kendi hayatımı yaşamak istiyorum, onları değil.

14 mayıs haftası burç yorumları
Güneş-Jüpiter kavuşumu hafta sonuna kadar toprak grubu burçlara (Boğa, Başak, Oğlak) mutluluk verecek ancak Boğaların ayaklarının altında hâlâ muz kabuğu var. Merkür-Mars-Plüton arasındaki işbirliği hafta ortasına kadar devam edecek. Hafta ortasında hızlı planet Merkür sahneden çekilecek ve güç birliğine Mars ile Plüton devam edecek. Mars ile Plüton’un işbirliği kariyer, sağlık, iş dünyası alanlarında büyük başarı ve destek sağlayacak. >>
Eski sevgilinizle görüşüyor musunuz? Ya da hiç gitmesini istemediğiniz sevdiğiniz bir gün sizi terk etse içiniz yine de sevgiyle dolu olabilir mi? >>
hamileyim doğum yapmaktan korkuyorum
Merhaba, annelere destek veren bir site var. Size yardımı olabilir. Bir inceleyin isterseniz.
Sevgiler
http://www.do-um.com/content/Annelik-Destek-Gruplari_26.aspx
Hamilelik-doğum-bebek hepsi ayrı ayrı mucize.
Sezaryan mı doğum mu deyince aklıma o kadar çok soru geliyor ki…
Doğanın bize verdiği içgüdüsel olarak doğum yapabilme yeteneğimiz varken, ameliyat olmak niye?
O kadar narkoz, ilaç, iğne, kesik niye?
Hayata yeni gelen bir bebekle ilgilenme, onun yanında olduğunu hissettirmen gereken bir dönemde, sadece az ağrı duymak uğruna kesilmeye nasıl razı olunur?
Hiç sorgulamadan etraf sezeryan oluyor, doktorum öyle söylüyor diye, sezeryan olunur mu?
Ne haldeyiz biliyor musunuz? Doğal doğum yapmak istiyorum deyince ‘aaaa, herşeyde olduğu gibi bunda da macera arıyorsun, amaaan ne var, git hastaneye, yat, sonra al bebeğini eline’ diyen insanların çoğunlukta olduğu bir toplumdayız.
Doğalı istemek macera oldu.
Sezgilerini dinlemek, doğrunun doğal doğum olduğunu bilmek ve inanmak tuhaflık oldu.
Unutmayın, her kadın doğum yapabilir…
Doğal doğum konusunda tecrübeli muhteşem doktorumun söylediği hala kulaklarımda…Doğuma gelipte doğuramayan kadın görmedim. Her kadın doğurabilir…İşte bu kadar! Kendine inanmak, iç sesini dinlemek, bedenine ve doğaya güvenmek. Hepsi sana yardım edecektir.
Lütfen bu doğum risklerini sürekli gündemde tutarak sezaryan savunuculuğu yapmaktan vazgeçin!!!
Yazmayayım diyordum ama dayanamadım yine…
Öncelikle bu güzel başlık için teşekkürler. Birçok bebek bekleyen aile artık bu soruları soruyor.
Kuraldışı grubunu tanıyorum ve burada çok güzel bir tartışma ortamı olacağına eminim. Ancak şu ana kadar okuduğum bu 7 yazıda kimse şu soruyu sormadı…
Bebekler ne ister?
Annelerin veya doktorların ne istediğini tartışıyorsunuz…
Ama en önemli varlığı unutmuyor musunuz?
Bebeğiniz gerçekten ne ister?
Hiç beklemediği bir anda, huzurla annesinin rahminde yatarken, birden açılan bir pencereden birinin veya birşeylerin onu çekip çıkarmasını, sonra birçok müdahaleye maruz kalmayı, daha sonra da hiç bilmediği bir ortamda, hiç bilmediği kişilerle yanlızlaştırılmayı mı?
Yoksa binlerce yıldır mükemmel bir uyumla çalışan hormonlarımızın kontrolünde, sakin ve güvenli bir ortamda huzur içinde doğumun ardından, ona sevgi ile seslenen, kollarını açmış onu bekleyen bir annenin sıcak göğsüyle buluşmak mı?
Siz olsanız hangisini seçerdiniz?
Kocaman kıpkırmızı ama tatsız bir hormonlu çilek mi?
Yoksa şekli albenili olmasa da yediğinizde müthiş bir tat bırakan dağ çileği mi?
Kendiniz hep doğal beslenmeden-organik tarımdan yana tavır alırken, nden bebeğinizi yapay bir doğum şekline mahkum etmek istiyorsunuz?
Sezaryen bu kadar kurtarıcı ve güvenilirse, neden kedi veya köpeklerinizin en doğal ortamda rahatsız edilmeden doğal doğum yapmaları için uğraşıp duruyorsunuz?
Bence doğru soruları sormakla başlamak lazım.. sezaryeni kötülemenin kimseye faydası yok. Çünkü sezaryen mükemmel bir kurtarma ameliyetıdır.
Doğru olan, unuttuğumuz doğumun güzelliğini yeniden hatırlamaktır.
İşte bu yüzden Kuraldışı tarafından basılan kitap diğerleri gibi çok değerli.
Tıpkı,
Doğmamış Çocuğun Gizli Yaşamı
Sezaryen
kitapları gibi…
Doğum bir hastalık değildir. normal ve sağlıklı doğal bir olaydır. hele hele riskli hiç değildir. biz doktorların görevi risk olunca müdahale etmektir. risk olmasın diye mükemmel işleyen bir sistemi karıştırmak değil.
Bebekler ne ister sorusuna cevap arayanlara sitedeki yazıma bir göz atmalarını öneririm.
http://www.dogaldogum.com/yazlar/54-doumda-bebekler-alamal-m-.html
Dr.Hakan Çoker
http://www.dogaldogum.com
Ayhan ??? ufak bir hatırlatma. (yanlış anlaşılmalara maruz kalmamak için cinsiyetiniz ne olduğunu bilmediğimden soru işareti koyma gereği duydum) Neyse gelelim yazdıklarınıza. İlk öncelikle şunu belirtmek isterim ki, cesareti olan ya da olmayan kadınları akıllı-akılsız diye bir kefeye koymak bence yanlış. Akıllı veya akılsız kadın olsun bütün kadınlara saygı duymak gerekir. Doğumun ciddiye alınmaması gibi bir seçenek zaten yazımda sunmadım. Ama şunu da unutmamak gerekir ki, yüzyıllar öncesi acaba sezaryen diye bir olgu var mıydı diye dönüp gerilere bakmak gerekir. Ya da şöyle söylemek daha doğru olacaktır herhalde. Sezaryenin son dönemlerde yıllar öncesine nazaran daha fazla kullanıldığı ve tercih edildi. Siz doğal doğumun zararlarını ele alırken hem annenin hem de bebeğinin hayatının tehlikeye atılması olayından bahsetmişsiniz. Peki sezaryende hiç mi tehlikeli bir durum yok zannediyorsunuz. Örnekleri tek tek sıralamak bence yanlış ama madem ki hayat-memat meselesine girdiniz size birkaç örnek vermeden edemiyeceğim. Gazetelerin birinde sezaryenle doğum yaptırılan bir kadın narkozun etkisinden ayılmadan odasına alınmış ve odasında ölü bulunmuştu. Buna ne demeli sizce. Tabii ki bu bir kıyaslama olamaz. Ama her ihtimali göz önünde bulundurmak lazım ve eksileriyle artılarıyla tartmak lazım. Sezaryenle doğum yapan bir kadın hemen ayağa kalkamıyor her ne kadar yok efendim akşamı yürüyebiliyor denilse de. Bebeğini emzirmede sorun yaşıyor. ikinci veya diğer doğumlarını muhakkak sezaryenle yapması gerekiyor. İlki sezaryen oldu diye doktor arkadaşlar maalesef normal doğum yaptırmıyor. Ağır bir eşya kesinlikle kaldırmaması gerekiyor. Daha saymakla sezaryenin zararları bitmez. Normal doğumda öyle mi sizce? benim kimseyi gaza getirdiğim falan yok. Tabii ki insanlar doktorlarına güvenecek. Ama ilk öncelikle kendi sezgisel duygularının (iç sesinin) ne dediğine kulak verecek. Kimi doktor sezaryeni öneriyor. Kimi doktor normal doğumu. Bazı doktorlar ise artı ve eksileriyle karşılaşılabilecek her türlü riskleri anlatarak kadının kendi seçimine bırakıyor. Zorda kalmadıktan sonra (bebek ters gelmesi, kordon dolanması gibi vs.) seçim kadının kendisinde. Ben herkesin kendine güven duymasını ve cesaretli olmasını önerdim. Unutmayın ki, cesaretle akıl birlikte bir bütündür.
Yağmur hanım, cesareti olan kadınlara sesleniyorum, demiş, ben de aklı olan kadınlara sesleniyorum. Doğum gibi ciddiye alınması gereken bir olaya cesaretle yaklaşmak olsa olsa cahil cesareti olur. Akıllı kadın bilimsel doğruları kabul eder. Doğal doğumla hem kendinin hem de bebeğinin hayatını tehlikeye atmaktansa işi garantiye alıp sezaryen olmak neden korkaklık olsun. Ne yani, sezaryenle doğum yapan bütün kadınlar korkak mı? Bence, akıllı akılsız ayrımı, korkak cesur ayrımından daha doğru bir ayrım. Gaza gelmeyin kadınlar, doktorunuza güvenin, onun önerilerini ciddiye alın; hem sizin hem bebeğinizin sağlığı sizin cesur olup olmamanızdan daha önemli.
cesareti olan kadınlara sesleniyorum isteyene doktorumun telefonunu verebilirim arkadaşlar.
cesareti olmayan deniz hanım. sen kuzu kuzu yat ameliyat masasının üstüne ben seni sonra görürüm. üstüme vazife değil ama biraz araştır bakalım doğum olaylarını anneleri bi dinle de ondan sonra hüküm yürüt.
Kadınlarımızın bir çoğu bilinçsiz bir kısmı ise bilinçli ama doğum korkusu yüzünden sezaryeni tercih ediyorlar. Tabii bunda doktaların da payını unutmamak gerek. Doktorlarımızın da (genelleme yapmadan) bir kısmı işin kolayına kaçıp 5 dakikada halledebileceği sezaryenle doğumu niye daha fazla zaman kaybetsin ki diye düşünerek bir çok anneyi yanlış yönlendiriyor. Ve normal doğumdan uzaklaştıştırıyor. Allah’tan benim kendi doğum olayımda böyle bir problem yaşamadım. Gerçekten doktorum benim için hangisinin daha doğru olduğunu kendi değil benim karar vermem gerektiği konusunda beni bilinçlendirdi. Tabii ki ciddi sağlık problemleri dışında benim ne istediğimin önemli olduğunu ve annelik içgüdüsüyle neye karar verirsem ve neyi yaşamak istiyorsam onu yaptım. Ben de her anne gibi doğum olayından ne şekilde olursa olsun korkar bir durumdaydım. Ama burda en büyük pay bence doktorların artı ve eksileriyle her türlü ihtimali göz önünde bulundurarak anne adaylarını bilinçlendirmeleri. Örneğin devlet hastanelerin bir çoğunda normal doğum yaptırılıyor. Sadece gerçekten önemli bir sıkıntı varsa sezaryene alınmakta anne adayları. Halbuki özel hastanelerin bir çoğu ilk başta siz normal doğum için kendinizi hazırlamış olsanız bile ne yapıp ne edip yok efendim çocuğun boynuna kordon dolanmış gibi bazı doğru veya yanlış masallar uydurarak kişileri sezaryene sevk etmekteler. Tabiiki böyle durumlarda söz konusu olabilir. Ama bu büyük bir kitleyi kapsıyorsa bence bu işte bir ihmal var demektir. Türkiye’deki kadınlarımıza bakacak olursak eğer geneli doğum korkusu yüzünden sezaryene ya da farklı yöntemlere başvuruyorlar. Bedenlerinin yapılarının müsait olup olmamasıyla bir alakası olduğunu düşünmüyorum. Eskiden kadınlarımız annelerimiz vs. sezaryeni çok fazla tercih etmezlerdi. Evde doğum yapan kadından tutun da. Hastanede doğum yapana varıncaya kadar. Şimdi her yer sezaryene yöneliyor. Hastanede ayakta gezinmeye bile müdahale ediliyor. Düşünün bir anne adayı içgüdüsüyle sancısını rahatlatmak için ayakta geziniyor. Ama hemen ordan bir doktor veya hemşire müdahale edip yok yat diyorlar. Aslında bedenimiz ve annelik iç güdümüz bize nasıl rahatlamamız ve ne yapmamız gerektiğini söylüyor. Ama dışardan müdahaleler yüzünden kendimiz için neyin iyi olduğunu bile seçemiyoruz. Sezaryenle doğum da çocuğunuzu ancak herşey olup bittikten sonra görüyorsunuz. Halbuki normal doğum da o anı olduğu gibi yaşamak her şeyiyle bence bir ömre bedel. Her şeyin başı cesaret bence. Doğal Doğuma Doğru kitabının derleyeninin söylediği gibi cici kız olmayı hayatta ilk kez bir kenara bırakın. Kuzu kuzu doğum masasına yatmak yerine dişi aslan kesilip doğurun arkadaşlar….
Sezaryen olunca ameliyat sırasında acı hissedilmiyor, ondan sonraki acılar ne olacak peki? Kuzenim benden on yaş küçük. Şimdi hamile. İnternetten araştırıyor, kitap okuyor, ben de ondan öğrendim sezaryenin zararlarını. Şimdiki aklım olsa asla kabul etmezdim sezaryeni. Doktor akşam yemeğine yetişsin diye hem benim hem oğlumun bütün hayatını etkileyecek bir seçim yapmak zorunda bırakıldım.
Bakanlığın kim bilir ne hesapları vardır. o kadar doktor niye yapmak istesin sezaryen kötü bir şey olsa. ben hamile kalırsam acı çekmeden doğurmak isterim.