Temmuz 2010
Kızım Irmak’la en sevdiğim aktivitelerden biri de beraber parka gitmek. Hem onunla salıncak ve kaydırak aralarında yakalamaca oynamaya bayılıyorum, hem de o sallanırken çevreyi izlemeye. Ne de olsa anne çocuk bağlanmaları ile çalışan bir terapistim ve parklar da benim için en önemli öğrenme alanlarından biri.
İstanbul’un orta halli bir parkı ile en zengin parkı arasında gördüğünüz ortak nokta ne, diye sorarsanız bana şöyle bir cevap veririm: “Çocuğuna zorla yemek yedirmeye çalışan ebeveynler.” Özellikle salıncak üstü en popüler olanı, her sallanışta bir lokma. Tabii bu arada enteresan konuşmalara da şahit oluyor insan: “Bunu bitir, sana şeker alacağım”; “Yemezsen bir daha parka gelmeyiz”; “Hadi oğlum üzme beni.”
Yani çocuğa şöyle bir mesaj veriyoruz: “Aç olduğun için değil, şeker ödülünü almak için, ya da beni üzmemek ya da bir daha parka gelme şansını kaybetmemek için ye. Hiç düşündünüz mü neden böyle yaparız; neden tek çocuk yemek yesin de nasıl yerse yesin diye televizyon önü, salıncak üstü gibi mekânlarda günümüzün büyük bölümünü yemek işine ayırırız?
Çocuk ne kadar yemek yemeye ihtiyaç duyduğunu bilir aslında. Ne zaman doyduğunu da bilir. İlk olarak başını şöyle bir yana çevirir. Eğer ısrar devam eder de bir şekilde lokma ağzından içeri girerse, o zaman ağzında tutar lokmayı. Bütün zorlamaların ve direnmelerin neticesinde o lokmayı yutmak zorunda kaldığında ise çocuğun son korunma mekanizması kusmaktır. Ama hâlâ görmez anne! Çünkü içindeki ses ona “İyi bir anne olman için yapman gereken çocuğunu yedirmen” demeye devam eder. Bu ses o kadar yüksektir ki, çocuğunun verdiği hiçbir sinyali duymaz olur.
Hele bir de çocuk doktoru, önündeki kilo grafiğini açıp da bu grafiklere göre çocuğunun 50 gr zayıf olduğunu söylerse vay haline annenin. Şimdi artık anneanneler, komşular da karışır işe ve “Sen bu çocuğu besleyemiyorsun” ile başlayan cümleler yankılanır olur evin içinde. Anne zorlamaya ve çocuk direnmeye devam eder. Sonunda günün yarısından fazlasını yemek odaklı geçiren annenin ne oyuna, ne de çocuğuyla sağlıklı bir ilişki kurmaya zamanı kalır.
Hadi bu sabah bir değişiklik yapın sevgili anneler! Çocuğunuzu yemek yemeye zorlamayın. Onun yerine bakın bakalım, bugün önüne koyduğunuz yemekten kaç kaşık alacak, ya da hiç almayacak. Sessiz kalın, sadece izleyin. Sizin içinizde ne oluyor: Kulağınızda çınlayan o ses size iyi bir anne olmadığınızı mı söylüyor? Bir dinleyin. O sesin korkularını, endişelerini bir dinleyin bu sabah.
Unutmayın, siz iyi bir annesiniz!
KD © 2011 Her hakkı saklıdır. Sitedeki yazılar izinsiz ve kaynak belirtmeden başka yerde yayımlanamaz. Ancak yazıları yazar ismi ve kaynak belirterek ya da dergiye link vererek paylaşabilirsiniz.
Diğer yazıları:
Anne Bana Şokellalı Ekmek Versene!
Ablaya Teşekkür Et! Lütfen Dedin mi?
Dr. Byron Norton Türkiye'ye Geliyor

karbonhidratlı yiyecekler yenilirken uyulacak ilkeler
Hipokrat, yiyeceklerin ilaçlarımız olması gerektiğini söylemiştir. Bu düşünceyi hayatımıza uygulamak için yemek yeme alışkanlıklarımızı değiştirmemiz ve belli ilkelere uymaya başlamamız gerekir. Karbonhidratlı besinler yerken her defasında bir çeşit karbonhidrat yiyin. Çeşitli nişasta türlerini karıştırmak iştah açar ve aşırı yememize neden olur. >>
14 mayıs haftası burç yorumları
Güneş-Jüpiter kavuşumu hafta sonuna kadar toprak grubu burçlara (Boğa, Başak, Oğlak) mutluluk verecek ancak Boğaların ayaklarının altında hâlâ muz kabuğu var. Merkür-Mars-Plüton arasındaki işbirliği hafta ortasına kadar devam edecek. Hafta ortasında hızlı planet Merkür sahneden çekilecek ve güç birliğine Mars ile Plüton devam edecek. Mars ile Plüton’un işbirliği kariyer, sağlık, iş dünyası alanlarında büyük başarı ve destek sağlayacak. >>
Eski sevgilinizle görüşüyor musunuz? Ya da hiç gitmesini istemediğiniz sevdiğiniz bir gün sizi terk etse içiniz yine de sevgiyle dolu olabilir mi? >>
menopozun etkisiyle devamlı kilo alıyorum
51 yaşındayım ve son senelerde menopozun da etkisiyle sanırım devamlı kilo alıyorum. Nerede hata yapıyorum acaba?
sırf bana inat başkasıyla evlendi
Beni çok seven bir erkekle sırf ailem uygun görmediği için evlenmedim, o da bana inat başkasıyla evlendi. Bu pişmanlıktan kendimi nasıl kurtarabilirim? Artık kendi hayatımı yaşamak istiyorum, onları değil.