Temmuz 2010
Gecenin bir vakti öyle bir koku dolanıyor ki zihnimin kenarında; dumansız, çekingen, gitgelli; yön değiştiriyor, yan değiştiriyor, bir sızıyor, bir kaçıyor. Neydi bu? Ne kokusuydu? Burnum titriyor peşinde kanat çırparken. Aklımdaki koku kütüphanesini baştan sona tarıyorum. Dönüp dönüp “ağaçlar” rafına geliyorum ama ağaç değil bu. Başka bir şey… Bulamıyorum.
Hangi hatırayı gıdıkladığını bilemediğim kokunun asıl kışkırtıcısı Defne Suman. KD’nin yeni kalemi. Tozlu yaz otlarının üstüne çökmüş yoga yaparken zihnini nasıl susturduğunu merak ettiğim, su gibi yazan kadın. Aldatmanın sınırı nedir, sorusunu kurcalamış. Gerçekten… Nedir?
David Zinczenko, Erkekler, Aşk ve Seks adlı kitabında aldatmanın sınırı konusunda bir kadının anlattıklarını aktarıyor: Kadının bir kız arkadaşı, sevgilisin terk ediyor. Barda içip içip başka bir kızla öpüşmüş çünkü oğlan. Kadın da bu konuyu kendi sevgilisine anlatıyor. “Bu olay, erkek arkadaşımla benim aramda, neyin aldatma sayılacağı hakkında büyük bir tartışma kopmasına sebep oldu” diyor kadın. Sarhoşken verilen öyle bir öpücüğün aldatma sayılamayacağını söylüyor çünkü diğeri. Kadın da yazara soruyor: Ben böyle düşünmüyorum. Bu erkekler aldatmanın sınırını nerede görüyorlar?
Zinczenko da anlatıyor: Neredeyse bütün erkekler, seks yapmayı, oral seksi ve anlamlı dokunuşları aldatma olarak kabul ediyormuş. Ama işin içine aktif vücut bölümleri girince olay biraz daha müphem bir hal alıyormuş. Kadınların yarısı striptiz kulübüne gitmeyi, aldatmak olarak görürken, yüzde yirmisi eski sevgilisini google’da aratmayı aldatma kabul ediyormuş. Ortada bir sınır olduğu herkes tarafından kabul edilirken, kimin hangi sınırı geçtiği konusunda iki taraf anlaşamıyormuş. Pek çok erkek sınırı şu şekilde çiziyormuş: Erkekler eğer diğer kadınlarla ağız ve genital bölgeleri ilgilendiren fiziksel bir şeyler yaşarlarsa bunu aldatma olarak nitelendiriyorlar. Ama başka kadınlarla flört etmeyi, dans etmeyi ya da porno film izlemeyi veya striptiz kulüplerine gitmeyi aldatma olarak görmüyorlarmış.
KD © 2011 Her hakkı saklıdır. Sitedeki yazılar izinsiz ve kaynak belirtmeden başka yerde yayımlanamaz. Ancak yazıları yazar ismi ve kaynak belirterek ya da dergiye link vererek paylaşabilirsiniz.
Gelin yediğimiz tipik bir sandviçe bakalım: Genellikle ekmek, sandviç ekmeği, tereyağı ve bir tür şarküteri ürünü içerir ve yanında veya üstüne bir meşrubat, çay veya kahve içeriz. Ekmek karbonhidrat türü bir yiyecek, tereyağı yağ ve et de protein >>
Amerika’da yapılan bazı araştırmalar, ekmek yapımında kullanılan mayanın bedenimizdeki kanserli hücreleri harekete geçirdiğini göstermektedir. Mayalı ekmek yediğimiz zaman, sindirim kanallarımızı >>
30 ocak haftası burç yorumları
Neptün bu hafta 3 Şubat’ta Balık burcuna tam olarak yerleşiyor. Balık burcunu ilgilendiren bir habermiş gibi görünmekle birlikte Neptün’ün bu büyük hareketi 2012 fenomenini yaratan, hepimizi yakından ilgilendiren; hepimizin yaşam biçimlerimizi ve yaşama bakış açımızı yenileyecek bir değişim getirecek. Gerçek dünyadan kaçınarak hayallerle süslenmiş, ideallerle bezenmiş utopik bir dünyaya adım atacağız. Rüyalarımızın çıktığını birbirimize anlatacağız, dileklerimizi daha şevkle, daha çok inanarak isteyecek ve gerçekleştireceğiz. >>
Sevgililer Gününü Kutlamalı mı?
Bir 14 Şubat daha geldi geliyor çok şükür. Aziz Valentine’in bu özel gününde hep birlikte strese gireceğiz. Kimimiz bir sevgilisi bile yok diye, kimimizse sevgiliyi nasıl memnun edeceğiz diye… >>
kendimi nasıl sevebilirim?
Küçük yaşta tacize uğramıştım, bir şey olmadı ama hep kendim ezik gibi yaşadım. Kendimi nasıl sevebilirim? Gerçekten sevildiğime nasıl inanabilirim?
tatlı yememem lazım, ısrarla yiyorum
Hipoglisemim var, tatlı yememem lazım, ısrarla yiyorum, kilo alıyorum, az bir şey zayıflayıp güzelleştikçe daha çok yemeye başlıyorum.