Âdem ve Havva’dan Önce

Eylül 2010

Nil Gün  kim (kim)

Kaliforniya Transpersonal Hipnoterapi Enstitüsü’nden sertifikalı klinik hipnoterapist ve Nöro Linguistik Programlama Birliği’nden onaylı sertifikalı NLP eğitimcisidir.

1989 yılından beri, NLP, İletişim, İlişkiler, Özsaygı gibi konularda bireysel ve kurumsal gelişim eğitimleri vermektedir.

Ayrıca sertifikalı bütünsel kinesiyoloji eğitimcisi yetiştirmektedir.

Yayımlanmış çok sayıda kitabının ve çevirisinin yanı sıra bireysel gelişim alanında hazırladığı DVD ve CD’leri vardır.

yorum (0) gönder Sep Icon yazdır

Sevgili arkadaşlar,

Daha önce bu köşede ilk iki bölümünü okuduğunuz insanlığın evriminin öyküsü, kendiliğinden kitaba dönüştü. Gerçekten kitap kendini yazdı. Çünkü böyle bir konuda kitap yazmayı planlamamıştım. Kitap henüz bitmiş değil. Halen yazmaya devam ediyorum. Ama ismini koydum bile:

“Geleceği Hatırlamak”


Kitabın, eğer bir gecikme olmazsa kasım ayında elinizde olacağını umuyorum. O zamana kadar köşemde kitaptan bazı bölümleri sizlerle paylaşacağım.

…………………………………………………….

Âdem, yavaş yavaş gözlerini açtı. Çok uzun ve derin bir uykudan uyanmıştı. Hayretle etrafına bakındı. Yanında tanıdık bir sima vardı. “Ne kadar zaman geçti, Havva?” diye sordu.

“Bilmiyorum, Âdem. Hangi yılda olduğumuzu bilmiyorum ama bugüne kadar olan biteni hatırlıyorum rüyalarım sayesinde ” diye cevap verdi kadın. “Uzun bir rüya gördüm yine” diye sözüne devam etti.

Havva, her zamanki konuşma arzusuyla Âdem’e rüyasını anlatmaya başladı. “Tanrı, yaradılışa evrimleşme süreci diye bir yasa koymuş. Bizden önce neler neler olmuş bir dinle” dedi.

Âdem gözlerini ovuştururken, Havva anlatmaya başlamıştı bile. “Sana uzun rüyamı şöyle özetleyeyim, sanki bugüne dek tüm süreç bir kozmik yılda yaşanmış gibi” dedi ve sözüne ara vermeden devam etti.

Söylediği şeylerin anlamını pek bilmese de sözcükler ağzından dökülüyordu adeta. “Işığın oluşması ile başladı her şey. Büyük Başlangıç. Big Bang ya da Büyük Patlama. Şimdi Büyük Patlama anından bugüne kadar bir yıl yani on iki ay yani 365 gün geçtiğini hayal et. Big Bang’in 1Ocak’ta gece yarısı saat tam on ikide olduğunu düşün. Yirmi beş dakika sonra ilk atomlar oluşuyor. Tüm ocak ayı boyunca gazlar oluşuyor. Şubat ve mart aylarında gaz bulutları yavaş yavaş yoğunlaşarak galaksiler ve yıldızlar oluşuyor.”

“Peki, Dünya ne zaman oluşmuş?” diye sordu Âdem.

“Kendi Güneşimiz ve Güneş Sistemi’miz ta eylül ayı başında oluşmuş.”

“İlk hayat belirtisi ne zaman ortaya çıkmış peki?”

“Bunun için bir ay daha geçmesi gerekmiş. Ekim başından itibaren iki haftalık süre içinde nihayet bakteriler ortaya çıkmış. Bakteriler tek hücreli mikro organizmalardı. Dünyada ilk canlı yaşam formu.”

Âdem şaşırarak “Demek ki dünyada ilk canlı biz değilmişiz” diye şaşkın bir şekilde Havva’ya baktı.

“Cennet’ten kovulan ilk canlı biziz” diye hatırlattı Havva. “Denizlerde oluşan ilk bakteriler sürekli bölünerek çoğalıyordu. Ama o kadar çoğalmışlardı ki artık suda kendilerine yaşam alanı kalmamıştı. Ya yok olacaklardı ya da daha gelişkin bir biçimde birleşeceklerdi.

“Neyse, devam edeyim. Ekim ayının ikinci haftasında bir hafta boyunca bakterilerin bir kısmı fotosentez yapabilme yetisini geliştirmişti. Yani Güneş ışığından beslenebiliyorlardı.”

“Neden fotosenteze ihtiyaç duymuş ki bakteriler?”

“O kadar çoğalmışlardı ki denizden beslenemiyorlardı. Açlıktan ya yok olacaklardı ya da yeni bir besin kaynağı bulacaklardı.

“İlk fotosentez olayını gerçekleştiren bakterilerin devriminden beş hafta sonra yani kasım ayının başlarında atmosferde oksijen oluştu. Bu sayede bir hafta içinde çekirdeği olan ilk kompleks hücre oluştu sularda.

“Aralık başında ise ilk çok hücreli organizmalar ortaya çıktı.

“Aralığın ikinci haftasında yani bir hafta sonra hem suda hem karada yaşayan canlılar karaya çıktı. Karada yaşamın ilk adımları böylece atılmış oldu.”

“Peki, dünyanın gelmiş geçmiş en büyük kara hayvanı olan dinozorlar ne zaman çıktı ortaya?”

“25 Aralık’ta ortaya çıktı ve 30 Aralık’ın öğle vaktine kadar var oldu” diye yanıtladı Havva.

“İyi ki aynı dönemde yaşamadık onlarla. Seni korumakta zorlanabilirdim” diyerek güldü Âdem kendi yaptığı espriye.

“31 Aralık öğle vakti ilk maymunumsu atalarımız olan Hominitler gezegende yerini aldı.

“31 Aralık akşamı saat 23:00’da Homo Erektus denilen atalarımız iki ayağının üzerinde yürümeye başladı.

“Modern insanın atası olan biz, yani ilk Homo Sapien örneği olan sen ve ben, gece yarısına sadece iki buçuk dakika kala dünyada yerimizi aldık.

“Tarımı bile çok sonra keşfettik. Yani gece yarısından yarım dakika önce.

“Torunlarımız sanayi devrimi dedikleri şeyi son yarım saniyede gerçekleştirdiler. Birbirlerine giriştikleri İkinci Dünya savaşı ise saniyenin onda birinden daha kısa zamanda çıktı.”

Bu yazı, Nil Gün’ün Geleceği Hatırlamak kitabından alıntıdır.


KD © 2011 Her hakkı saklıdır. Sitedeki yazılar izinsiz ve kaynak belirtmeden başka yerde yayımlanamaz. Ancak yazıları yazar ismi ve kaynak belirterek ya da dergiye link vererek paylaşabilirsiniz.

KEDİTÖR
HOMO NOVUS
BERABER BÜYÜYELİM
YOGA YOLU
Psiko Kinesiyoloji
İLUGA
ACİL SERVİS

salamlı sandviç en zararlısı

Gelin yediğimiz tipik bir sandviçe bakalım: Genellikle ekmek, sandviç ekmeği, tereyağı ve bir tür şarküteri ürünü içerir ve yanında veya üstüne bir meşrubat, çay veya kahve içeriz. Ekmek karbonhidrat türü bir yiyecek, tereyağı yağ ve et de protein  >>

mayalı ekmeğin tehlikesi

Amerika’da yapılan bazı araştırmalar, ekmek yapımında kullanılan mayanın bedenimizdeki kanserli hücreleri harekete geçirdiğini göstermektedir. Mayalı ekmek yediğimiz zaman, sindirim kanallarımızı  >>

  • kendimi nasıl sevebilirim?

    Küçük yaşta tacize uğramıştım, bir şey olmadı ama hep kendim ezik gibi yaşadım. Kendimi nasıl sevebilirim? Gerçekten sevildiğime nasıl inanabilirim?

  • tatlı yememem lazım, ısrarla yiyorum

    Hipoglisemim var, tatlı yememem lazım, ısrarla yiyorum, kilo alıyorum, az bir şey zayıflayıp güzelleştikçe daha çok yemeye başlıyorum.

30 ocak haftası burç yorumları

Neptün bu hafta 3 Şubat’ta Balık burcuna tam olarak yerleşiyor. Balık burcunu ilgilendiren bir habermiş gibi görünmekle birlikte Neptün’ün bu büyük hareketi 2012 fenomenini yaratan, hepimizi yakından ilgilendiren; hepimizin yaşam biçimlerimizi ve yaşama bakış açımızı yenileyecek bir değişim getirecek. Gerçek dünyadan kaçınarak hayallerle süslenmiş, ideallerle bezenmiş utopik bir dünyaya adım atacağız. Rüyalarımızın çıktığını birbirimize anlatacağız, dileklerimizi daha şevkle, daha çok inanarak isteyecek ve gerçekleştireceğiz.  >>

Sevgililer Gününü Kutlamalı mı?

Bir 14 Şubat daha geldi geliyor çok şükür. Aziz Valentine’in bu özel gününde hep birlikte strese gireceğiz. Kimimiz bir sevgilisi bile yok diye, kimimizse sevgiliyi nasıl memnun edeceğiz diye…  >>




Şifremi Unuttum



Üye Ol