Oyuncağını Arkadaşınla Paylaş!

Eylül 2010

Nilüfer Devecigil  kim (kim)


Üç yıllık psikoloji mastırı eğitimini Amerika’da Naropa Üniversitesi’nde Transpersonal Counseling Psychology üzerine tamamladı.

Uzmanlık alanı çocukla ebeveyn arasındaki bağlanma ve çocuklarda travmanın etkileri ile tedavi şekilleri olan Devecigil, eğitimi süresince, oyun terapisi uzmanları Carol ve Byron Norton, travma uzmanlığıyla tanınan Pat Ogden gibi konusunda öncü terapistlerle çalışma imkânı buldu.

Amerika’da çeşitli klinik ve devlet okullarında çocuklarla oyun terapisi uygulamalarının yanı sıra doğal ebeveynlik ve ana-baba okulu üzerine seminerler verdi. 2009 Temmuz ayında Kolorado Üniversitesi’nde, Ceza ve Ödülün Ötesinde, Stres ve Travmadan İyileşme adlı workshopları sundu. Beyond Consequences and Logic ve Aware Parenting enstitülerinin Türkiye’deki uzman eğitmenidir.

yorum (0) gönder Sep Icon yazdır

Ebeveyn olarak ne çok söyleriz şu sözü:  “Hadi yavrum, paylaş oyuncağını arkadaşınla.”

Olur da o an bizim ufaklık verirse o oyuncağı arkadaşına,  göğsümüz kabarır gururla. Hele bir de diğer çocuk “Ben paylaşmayacağım!” diye bağırıyorsa, hemen annesine döner “Önemli değil, çocuktur” deriz; ama iyi ki benimki böyle değil diye içten içe seviniriz.

Diğer anne ise biraz utanç, biraz ne yapacağını bilmez şekilde, ağlayan çocuğuna kızmaya, “Paylaşsana” diye nasihat vermeye devam eder. Bize gelince; “Aferin bak ne güzel paylaştın” gibi sözlerle destekleriz bizimkini ki, ilerde böyle bir şey olduğunda yine paylaşsın oyuncağını.

Ama bu senaryo hep böyle gelişmez. Kimi zaman da diğer annenin yerinde buluveririz kendimizi.
 
Kızımın üç buçuk yaşına bastığı bugünlerde henüz bir yuva deneyimi olmamasının rahatlığını yaşıyorum. Çünkü ona “Hadi paylaş oyuncağını” diyen bir yuva öğretmeni olmadı. Tabii park ya da oyun gruplarına katıldığımızda ve Irmak, elindeki oyuncağını vermek istemediğinde, benim içimdeki annenin de “Hadi bak ağlıyor kardeş, ver şu oyuncağı” demek için yanıp tutuştuğu anlar olmuyor değil.

Ancak biliyorum ki o oyuncak ona ait ve paylaşıp paylaşmamak da onun kendi seçimi.

O yüzden tüm utanç ve ezilmelerimi bir rafa koyup ağlayan diğer çocuğa, “Biliyorum bu oyuncağı çok sevdin. Onunla oynamak çok eğlenceli görünüyor. Oysa Irmak oyuncağını sana vermek istemedi. Sende kızdın Irmak’a” gibi aynalamalar yapmaya koyuluyorum.

Bu arada eğer annesi yanındaysa; hele de beni tanımıyorsa şaşkın yüz ifadesi ile ya çocuğunu oradan uzaklaştırmaya ya da ağlamasını kesmek adına kendi yöntemlerini kullanmaya başlayıveriyor. Anne gelmediyse, zaten sorunu hemen oracıkta hallediveriyoruz çoğu zaman. Çocuk aynalama sonucu duygusunun anlaşıldığı hissi ile rahatlamaya, Irmak ise onun kendi oyuncağını paylaşmama hakkına saygı duyduğum için sakinleşmeye ve oyun da doğal sürecinde gelişmeye devam ediyor.
 
Eve arkadaşları ya da kuzenlerinin geleceği günler ise önceden Irmak’a şöyle bir soru soruyorum; “Arkadaşların bugün seninle oynamaya gelecek, paylaşmak istemediğin oyuncakların var mı?”

Bu kontrolde olma durumu onu çok rahatlatıyor tabii. Bir iki oyuncağını gözden uzakta bir yerlere saklıyoruz. Böylece arkadaşları geldiğinde çok daha sakin bir şekilde başlıyor oyun. Tabii ki ilerleyen saatlerde birkaç kriz yaşıyoruz. Bu anlarda aynalama yapıp, onların aralarındaki sorunu çözme adına fikir üretmelerine yardımcı olmanın biz ebeveynlerin görevi olduğunu farkındayım. Çünkü amaç sakin, sorunsuz bir gün geçirme niyetinden çok, yaşanan sorunları, öğrenme adına bir fırsat olarak görmek. 

Bir de şu “Hadi çocuğum teşekkür et” lafı var. Biliyorum bunu çocuğumuza kibar olmayı öğretmek adına yapıyoruz. 

Ancak teşekkür etmek, şükran duymak, özür dilemek bunlar hep içten gelen ve gerçekten duygusu hissedildiğinde işe yarayan söylemler.

Ebeveyn olarak biz çocuğumuza teşekkür ediyor, yanlış yaptığımızda özür diliyorsak, işte öğrenme burada başlıyor. O zaman hiç ummadığınız bir anda sizin ufaklığın size teşekkür ettiğini ya da özür dilediğini duyabilirsiniz.

Sadece ilişkilerimizde teşekkür edip etmediğimize, lütfen deyip demediğimize, geri dönüp yaptığımız bir yanlış için özür dileyip dilemediğimize biraz daha dikkat edelim bugünlerde.

Unutmayın siz iyi bir annesiniz!

Sevgiyle kalın

KD © 2011 Her hakkı saklıdır. Sitedeki yazılar izinsiz ve kaynak belirtmeden başka yerde yayımlanamaz. Ancak yazıları yazar ismi ve kaynak belirterek ya da dergiye link vererek paylaşabilirsiniz.

KEDİTÖR
HOMO NOVUS
BERABER BÜYÜYELİM
YOGA YOLU
Psiko Kinesiyoloji
KURALDIŞI DÜNYASI
İLUGA
ACİL SERVİS

karbonhidratlı yiyecekler yenilirken uyulacak ilkeler

Hipokrat, yiyeceklerin ilaçlarımız olması gerektiğini söylemiştir. Bu düşünceyi hayatımıza uygulamak için yemek yeme alışkanlıklarımızı değiştirmemiz ve belli ilkelere uymaya başlamamız gerekir. Karbonhidratlı besinler yerken her defasında bir çeşit karbonhidrat yiyin. Çeşitli nişasta türlerini karıştırmak iştah açar ve aşırı yememize neden olur.  >>

  • menopozun etkisiyle devamlı kilo alıyorum

    51 yaşındayım ve son senelerde menopozun da etkisiyle sanırım devamlı kilo alıyorum. Nerede hata yapıyorum acaba?

  • sırf bana inat başkasıyla evlendi

    Beni çok seven bir erkekle sırf ailem uygun görmediği için evlenmedim, o da bana inat başkasıyla evlendi. Bu pişmanlıktan kendimi nasıl kurtarabilirim? Artık kendi hayatımı yaşamak istiyorum, onları değil.

14 mayıs haftası burç yorumları

Güneş-Jüpiter kavuşumu hafta sonuna kadar toprak grubu burçlara (Boğa, Başak, Oğlak) mutluluk verecek ancak Boğaların ayaklarının altında hâlâ muz kabuğu var. Merkür-Mars-Plüton arasındaki işbirliği hafta ortasına kadar devam edecek. Hafta ortasında hızlı planet Merkür sahneden çekilecek ve güç birliğine Mars ile Plüton devam edecek. Mars ile Plüton’un işbirliği kariyer, sağlık, iş dünyası alanlarında büyük başarı ve destek sağlayacak.  >>

Ayrılıklar sevdaya dâhil mi?

Eski sevgilinizle görüşüyor musunuz? Ya da hiç gitmesini istemediğiniz sevdiğiniz bir gün sizi terk etse içiniz yine de sevgiyle dolu olabilir mi?  >>




Şifremi Unuttum



Üye Ol