Kasım 2010
Günümüzde çocuk olmak hiç de kolay değil!
Zeynep o gün okuldan geldiğinde çok mutsuzdu. Türkçe öğretmeni ona “Bu notu senden beklemezdim” demişti. Bir sürü ödevi vardı. Ama hiçbirine yoğunlaşamıyordu. Masasının üstündeki kitapları aldı, yere fırlattı. Hırsını alamamıştı. İçerde anneannesi yemek hazırlıyordu. “Ben bu yemeği yemem diye kaç kez söyledim sana!” diye bağırdı. Annesini aradı ofisten. Toplantıdaydı. Telefonu fırlattı, iki damla yaş aktı gözünden. Biraz rahatlamıştı.
Odasına döndü, matematik ödevini aldı eline. Soruları çözmeye çalıştı. Kafasında bir yerlerde, öğretmenin “daha fazla çalışmalısınız” sözleri yankılanıyordu. Müziği açtı, kulaklığı taktı. Yeniden matematik ödevine döndü. Kulaklıktan gelen müzik, öğretmenin sesini bastırmıştı.
Akşam annesi geç geldi eve. Türkçeden aldığı notu söyleyince, “Biraz daha çalışır, daha iyi bir not alırsın bir dahaki sefere. Artık geç oldu, ben de zor bir gün geçirdim, hadi yatalım” diye cevap verdi annesi. Zeynep “Sen beni hiç dinlemiyorsun!” diye bağırıp, ağlayarak odasına koştu. Annesi ne olduğunu anlamamıştı. Birazdan Zeynep içerden bağırdı: “Anne, benimle uyu bu gece.” Annesi; “Bak Zeynep, bu ne zamandır devam ediyor, psikologun ne dediğini hatırla. Artık kendi başına uyumalısın” diye seslendi içerden. Zeynep hâlâ kızgındı. Uyumaya çalıştı. Kafasında bir ses “Yeterince çalışmadın” diyordu. Sonunda uyudu. Gece vakti gördüğü bir kâbusla uyandı. Midesi bulanıyordu. Sabah kalktığında kustu. Annesi işe giderken “Akşam ne yedi acaba?” diye düşünüyordu.
Zeynep, okulların çocuklar üzerinde yarattığı strese küçük bir örnek aslında. “Nasıl küçük bir örnek bu, basbayağı çocuk acı çekiyor” diye kendi kendinize mırıldandığınızı duyar gibiyim. İnanın, bir psikolog olarak daha şiddetli vakalarla çalışıyorum. Stres kendini kimi zaman kâbus, bilinmeyen korkular, tırnak yeme, yediklerini kusma, depresyon gibi şekillerle gösteriyor.
Öğretmen öğrenciyi motive etmeyi, “Bu sınıftan hiç memnun değilim”, “Bu notu sizden beklemezdim”, “Çalışmıyorsunuz”, “Daha iyi olabilirsin” cümlelerinin altında saklı zannediyor. Ama tek yaptığı öğrencinin “Ben iyi değilim” içsel mesajına bir işaret daha koymak. İlkokul yılları beynin hâlâ gelişmeye devam ettiği, ben kimim olgusuna cevaplar arandığı dönemler. Yeterince iyi olmadığını düşünen bir çocuk, içindeki boşluğu doldurmak adına yeni bir bilgisayar oyunu, yeni bir ayakkabı, pahalı bir oyuncak ile mutlu olmaya çalışacak. Ancak bunlar sadece geçici mutlulukların daha derin yaralar bıraktığı geçici çözümlerden öteye gitmeyecek. Yani sorun “bizim çocukluğumuzda daha az oyuncak vardı, babam bana bu imkânların hiçbirini yaratmamıştı, bunların ki sadece şımarıklık” tablosuyla açıklanır bir şey değil. Zeynep sadece kendi olmaktan mutsuz ve bunu anlayacak bir ebeveyne, bir öğretmene, bir okula, bir büyüğe, bir psikologa, bir medyaya kısaca koca bir topluma ihtiyacı var.
Böyle bir toplum olduğunda; ebeveynin çocuğunun hangi okula gideceğinden çok, kendi ile nasıl mutlu olduğunu, öğretmenin verdiği nottan çok, o konunun neden ve nasıl öğrencinin ilgisini çektiğini, psikologun çocuğun annesinin yanında uyumasını ortadan kaldırmaktan öte o ihtiyacı annenin ona nasıl vereceği ile ilgilendiği sağlıklı bireylere kavuşuruz.
O zaman Zeynep okula gittiğinde öğretmen “Sınav kâğıtlarınızı değerlendirdim, hepiniz bu konuyu farklı açılarla öğrenmişsiniz. Kiminizin ilgisini A bölümünün, kiminizin ise B bölümünün çektiğini gördüm. Bundan sonraki konuyu nasıl işleyeceğimizi ona göre düşüneceğim. Bu farklılıklarınız bana bir sürü yeni bakış açısı sunuyor. Sınıfımda olduğunuz için mutluyum” der.
Zeynep eve gelip “Türkçeden düşük not aldım” diye kızgın bir ses tonu kullandığında annesi, onun elini tutar, gözlerinin içine bakar ve “Kendini kötü hissettiğini görüyorum, senin için daha iyi bir not almak istemenin önemini fark ediyorum. Kolay olmamalı” diye konuşur. Zeynep sabahtan beri kızgınlığın maskelediği ağlama duygusunu tamamen dışa vurur. Annesi evdedir artık ve hissettiği acıyı anlamıştır. Ona sarılır, ağlar. Annesi sessiz kalır, ağlamasına izin verir.
Psikolog, Zeynep’in annesine “Sizinle yatmak istiyorsa şu an buna izin verin, stresli bir dönemden geçiyor. En önemlisi tüm bunları kendi başına atlatacak durumda değil. Geceleri yanınıza geldiğinde sarılın, küçük kızınıza onu nasıl bir an evvel kendi başına uyumaya teşvik ederim bakış açısı ile değil de şu an yaşadığı stresi azaltmak için bana ihtiyaç duyduğunda bunu ona nasıl veririm anlayışı ile yaklaşın” diye konuşur.
Bir büyük “Bizim zamanımızda” diye başlamak yerine söze, onlarla nasıl daha anlamlı ilişkiler kurar, daha çok oynar, daha çok eğleniriz diye düşünmeye başlar.
İşte sağlıklı toplumlar böyle oluşur.
Bu arada ben, Zeynep ve diğer tüm çocuklara şöyle sesleniyorum: “Kendinizi kızgın hissettiğinizde nefesinizi sayın, koşmaya çıkın, günlüğünüze yazın. Teneffüslerde ip atlayın, seksek oynayın, salıncakta sallanın.”
Unutmayın, günümüzde çocuk olmak hiç de kolay değil.
Sevgiyle Kalın!
KD © 2011 Her hakkı saklıdır. Sitedeki yazılar izinsiz ve kaynak belirtmeden başka yerde yayımlanamaz. Ancak yazıları yazar ismi ve kaynak belirterek ya da dergiye link vererek paylaşabilirsiniz.
Diğer yazıları:
Anne Bana Şokellalı Ekmek Versene!
Ablaya Teşekkür Et! Lütfen Dedin mi?
Dr. Byron Norton Türkiye'ye Geliyor

karbonhidratlı yiyecekler yenilirken uyulacak ilkeler
Hipokrat, yiyeceklerin ilaçlarımız olması gerektiğini söylemiştir. Bu düşünceyi hayatımıza uygulamak için yemek yeme alışkanlıklarımızı değiştirmemiz ve belli ilkelere uymaya başlamamız gerekir. Karbonhidratlı besinler yerken her defasında bir çeşit karbonhidrat yiyin. Çeşitli nişasta türlerini karıştırmak iştah açar ve aşırı yememize neden olur. >>
menopozun etkisiyle devamlı kilo alıyorum
51 yaşındayım ve son senelerde menopozun da etkisiyle sanırım devamlı kilo alıyorum. Nerede hata yapıyorum acaba?

sırf bana inat başkasıyla evlendi
Beni çok seven bir erkekle sırf ailem uygun görmediği için evlenmedim, o da bana inat başkasıyla evlendi. Bu pişmanlıktan kendimi nasıl kurtarabilirim? Artık kendi hayatımı yaşamak istiyorum, onları değil.

14 mayıs haftası burç yorumları
Güneş-Jüpiter kavuşumu hafta sonuna kadar toprak grubu burçlara (Boğa, Başak, Oğlak) mutluluk verecek ancak Boğaların ayaklarının altında hâlâ muz kabuğu var. Merkür-Mars-Plüton arasındaki işbirliği hafta ortasına kadar devam edecek. Hafta ortasında hızlı planet Merkür sahneden çekilecek ve güç birliğine Mars ile Plüton devam edecek. Mars ile Plüton’un işbirliği kariyer, sağlık, iş dünyası alanlarında büyük başarı ve destek sağlayacak. >>
Eski sevgilinizle görüşüyor musunuz? Ya da hiç gitmesini istemediğiniz sevdiğiniz bir gün sizi terk etse içiniz yine de sevgiyle dolu olabilir mi? >>
İlköğretim yedinci sınıftaki oğlumun karakter eğitimine öncelik veriyorum, dersleri ilk planda tutmuyorum diye neredeyse kara listeye alındım. Çevremizde çocukları sarmalayan pek çok zorluk var. Özellikle ergenliğini yaşayan çocuklar için… Bedenini mi keşfetsin, dünyayı mı yoksa ha babam derslerine mi çalışsın? Yetişkinler de bu sürecin içinde, döngüyü kıramadan yaşıyor ve yaşatıyorlar. Sadece sınavlara endeksli bir gelecek hazırlıyoruz çocuklarımıza ve gençlerimize. Bu noktada yazınız içimi ferahlattı. Kaleminize, yüreğinize sağlık.
İlkokul bire giden oğlumda da benzer sıkıntılar var. Ödevimi yapamadım diye okula gitmek istemedi. Çok güzel bir konuya değinmişsiniz. Konuya artık bu açıdan da bakacağım. Teşekkür ederim. Ellerinize sağlık.