Kasım 2010
Kapıyı açın, bekleyin. Sadece kapıyı açın.
Yapmanız gereken bu kadar. İzin verin… Hepsi bu.
Osho
Yüreğim sıkışıyor, boğazımda düğüm düğüm O.
Telefonda kulağıma yayılan ses: Onun için hiçbir şey yapamazsın.
Ah nasıl da karnımı tutup iki büklüm oluyorum, nasıl da kabul edemiyorum. Doğru değil bu, mutlaka onun için bir şeyler yapabilirim, onu bu karanlıktan çıkarabilirim, çıkarmalıyım, çıkarmak zorundayım. Bana ihtiyacı var.
İçime nefes nefes yayılıyordu bakışları. Sessiz çığlığı yüreğimde yankılandı. “Yardım et, kurtar beni!” diyordu yere bakarken yüzünden dökülen, döküldüğü yerde eriyip toprağa sızan gölge. Topraktan ayak parmaklarıma oradan tam kalbime işleyen mahzun gölge. Yuvadan düşüvermiş, soğuktan titreyen minik kuş yavrusu gibi küçük ve korunmasızdı daha. İçini çekiyordu gözlerinden yaşlar süzülürken.
Öne doğru bir hamle yaptığımda arkadan bir el kolumu tuttu, dişlerini sıkarak “Sakın karışma, yoksa sen de yersin dayağı!” diye tısladı. Donakaldım. Kendisini korumayacağımı anlayınca başını sessizce önüne eğdi. Korktum, evet korktum, kahretsin ki korktum. Bu korku kocaman bir suçluluğa dönüştü onun küskün bile olmayan boyun eğen bakışlarında.
Koruyamamıştım onu.
Yıllar önce korkumdan sustuğum ve hırpalanışını sessizce izlediğim için özür dilediğimde, hatırlamıyordu bile o anı. “Köydeydik. Kafam, atılan bir taşla kanamaya başlamıştı. Eve kadar onca yolu beni sırtında taşımıştın ve ikimiz de çocuktuk henüz. İşte bunu anımsıyorum” demişti gülümseyerek.
Apansız gelip evime yerleştiğinde, canı istediğinde hayatımın tam ortasına pat diye düştüğünde, isteklerde bulunduğunda… “hayır” diyemiyordum. Sırtında çantası çıkageldiğinde, ince bedeni, elleri ve bakışları yıllar önce asılı kaldığım ve sımsıkı tuttuğum acıyı, suçluluğu, vicdan sızısını tekrar hatırlatıyordu bana.
Yıllar yıllar geçti. Yoga hayatıma girdi ve girmeye başladığı ilk anda beni titretti. İçime bakmak beni titretti. Bazen şavasanada ağlattı. Bazı asanalar, bedenime yerleşmiş anıları tekrar yüzeye çıkardı. Asana içinde kendimle sessizleşmem, o anlara safça bakmamı destekledi.
Yoga, olanı olduğu gibi görmek ve olan her ne ise onunla özdeşleşmeyi bırakıp olanla rahat etmeye bir yolculuktu. Olabildiğince açık bir kalple, yorumsuzca ve çocuksu bir merakla bedene, nefese, hislere, daha derine bir yolculuk. Ayaklarımla topraklanıp güçlenirken bir yandan da yükselip dallarımı, gökyüzüne, yeryüzüne, geçmişe, şimdiye uzatıyorum. Kendime, kabulle ve saflaşarak elimi vermeye adım attım. Yoga ile gelen saflaşma, arınma ve genişleme, duyguların gerçek ifadesine şahit olmak için alan açtı bana. Mat üstünde, bazı asanalar içinde zorlandığımda, bedenimin genelde aynı yerlerini sıkıp, strese girip, nefesimi unutup merkezimle ve içimle bağlantıyı kopardığımı fark ediyorum. Bu anlarda tekrar kendimi merkezime davet etmeyi tecrübe ediyorum. Yoga uygulamamda, o an olana kapıyı açmayı ve belki mümkünse bu açıklık ve gelenle rahat etmeyi araştırıyorum. Kabulle, sükûnetle kalabilme anlayışım derinleşiyor. Bu derinlik yaşamıma yayılıyor.
Bir gece kapım çaldığında, karanlıklardan süzülüp gelen bakışları eşikte yine beni sarıverdi. Yorgun kendini bana getirmişti. Bu sefer netleşen duygularımla ilk “hayır” çıktığında ağzımdan “Ne olursa olsun benim için bir sığınak gibiydin sen, beni koruyup kollayan” dedi. Yüreğim tutuşmuştu yine. Sesinin titremesi ve gözlerinin dolması, karşımdaki koskocaman erkeği, dudaklarını bükerek benden sessizce yardım dileyen küçük kardeşime dönüştürüvermişti. Onu yine sırtımda taşıyacağımı umuyordu ve hayal kırıklığına uğramıştı. Tıpkı yıllar önceki gibi. Buna rağmen içimde hüzünlü de olsa bir rahatlık oluşmuştu ilk defa.
Kardeşimleyken, rahat olabilir miyim?
Her hangi bir insanlayken kendi merkezimde kalabilir miyim? Onunla yaşadıklarıma, şu an onunlayken ortaya çıkan hislerime saf bir bakışla bakabilir miyim?
Kardeşimleyken ona ve kendime, geçmiş hikâyemden bağımsız yeni bir bakışla bakabilir miyim, buna yer açabilir miyim?
Kardeşinin dövülüşünü sessizce seyretmesinin suçluluğunu taşıyan küçük kızdan hem bağımsız hem onunla rahat olabilir miyim? O kıza sevecen, şefkatli olabilir miyim? Olmuş olan ve şu an olanla kabulün kolları ile kucaklaşabilir miyim?
Kardeşimin olduğu gibi olmasına yargısızca şahit olurken, kendi duygularımla iletişimde ve kendimle samimi, dürüst, mümkün olabildiğince şiddetsiz olabilir miyim?
Mümkün olabildiğince kendi merkezimde kalabilir miyim?
Yoga uygulamam, bu soruları sorabilmem ve gelen cevaplara açık olabilmem için yuva oldu bana. Kapıyı açık bırakabilme yetimi geliştiriyorum yoga ile. Kardeşime, ona karşı hislerime, yaşananlara kapıyı aralık bırakmayı öğretiyor yoga bana.
O benim hâlâ küçük Karacam. Ufak kardeşim hâlâ. Bense, belki biraz büyümeye başladım. Ara sıra, kırılgan bedenini, sigara içerken uzaklara dalışını, gözlerinin altındaki yorgunluğu, umutsuzluğu ve yalnızlığı seyretmek içimdeki küçük kızın yüreğine işliyor hâlâ. Bir fark var artık, kimse kolumu tutup beni dayakla korkutamıyor. O hüzün içimden ona verebildiklerime kanal oldu. Hislerimi safça ifade etmem beni ona yakınlaştırdı. En azından artık o kıza, o küçük oğlana, yaşananlara ve yaşadığım suçluluk duygusuna bakmaya, gördüğümü kabul etmeye adım attım. Değiştim mi? Bilmem. Bildiğim bir şey varsa o da dönüşüm beklentisizce oluyor. Sevginin olduğu yerde başlıyor. Sevgi kabulün olduğu yerde yaşıyor. Sevgi şefkati doğuruyor; her şeye, herkese, tüm yaşananlara ve kendime.
Sevgimle.
KD © 2011 Her hakkı saklıdır. Sitedeki yazılar izinsiz ve kaynak belirtmeden başka yerde yayımlanamaz. Ancak yazıları yazar ismi ve kaynak belirterek ya da dergiye link vererek paylaşabilirsiniz.
Diğer yazıları:

karbonhidratlı yiyecekler yenilirken uyulacak ilkeler
Hipokrat, yiyeceklerin ilaçlarımız olması gerektiğini söylemiştir. Bu düşünceyi hayatımıza uygulamak için yemek yeme alışkanlıklarımızı değiştirmemiz ve belli ilkelere uymaya başlamamız gerekir. Karbonhidratlı besinler yerken her defasında bir çeşit karbonhidrat yiyin. Çeşitli nişasta türlerini karıştırmak iştah açar ve aşırı yememize neden olur. >>
menopozun etkisiyle devamlı kilo alıyorum
51 yaşındayım ve son senelerde menopozun da etkisiyle sanırım devamlı kilo alıyorum. Nerede hata yapıyorum acaba?

sırf bana inat başkasıyla evlendi
Beni çok seven bir erkekle sırf ailem uygun görmediği için evlenmedim, o da bana inat başkasıyla evlendi. Bu pişmanlıktan kendimi nasıl kurtarabilirim? Artık kendi hayatımı yaşamak istiyorum, onları değil.

14 mayıs haftası burç yorumları
Güneş-Jüpiter kavuşumu hafta sonuna kadar toprak grubu burçlara (Boğa, Başak, Oğlak) mutluluk verecek ancak Boğaların ayaklarının altında hâlâ muz kabuğu var. Merkür-Mars-Plüton arasındaki işbirliği hafta ortasına kadar devam edecek. Hafta ortasında hızlı planet Merkür sahneden çekilecek ve güç birliğine Mars ile Plüton devam edecek. Mars ile Plüton’un işbirliği kariyer, sağlık, iş dünyası alanlarında büyük başarı ve destek sağlayacak. >>
Eski sevgilinizle görüşüyor musunuz? Ya da hiç gitmesini istemediğiniz sevdiğiniz bir gün sizi terk etse içiniz yine de sevgiyle dolu olabilir mi? >>
Sevgili Badegül…
yaşadığın duygusal yoğunluğu yüreğimde hissettim okurken. Benzer duyguları farklı olaylarla yaşıyoruz hepimiz sanırım. Yürekten sevdiğimiz insanları güçsüz, çaresiz ve acı çekerken görmek çok yaralayıcı. Tesellisi söz ile mümkün olmuyor.