Kesme Recep Din Kardeşiyiz

Kasım 2011

Nil Gün  kim (kim)

Kaliforniya Transpersonal Hipnoterapi Enstitüsü’nden sertifikalı klinik hipnoterapist ve Nöro Linguistik Programlama Birliği’nden onaylı sertifikalı NLP eğitimcisidir.

1989 yılından beri, NLP, İletişim, İlişkiler, Özsaygı gibi konularda bireysel ve kurumsal gelişim eğitimleri vermektedir.

Ayrıca sertifikalı bütünsel kinesiyoloji eğitimcisi yetiştirmektedir.

Yayımlanmış çok sayıda kitabının ve çevirisinin yanı sıra bireysel gelişim alanında hazırladığı DVD ve CD’leri vardır.

yorum (3) gönder Sep Icon yazdır

Mehmet Şevki Eygi “kesilsin”, Yaşar Nuri Öztürk “kem küm” ve Hüseyin Hatemi…

Bir ‘Siyaset Meydanı’na konuk olan Hüseyin Hatemi’nin konuşmasını ilk kez sonuna kadar dinliyorum. Ağır çekim konuşması yüzünden Hatemi söz aldığında kanal değiştiren ben, bu kez sadece onun söylediklerini dinleyebilmek için geç saatlere kadar ekran önünde kalıyorum.

Bugüne değin çok az sayıda insan kurban katliamını dini dogmaları pek de karşılarına almayan bir yerden cılız seslerle eleştirdi. Ama, ilk kez Müslüman kesimin “otorite” olarak nitelendirdiği bir isim açıkça, “Kurban bayramında kurban kesmeyin. Bu uygulamanın dinde yeri yoktur. Tanrı şizofrenik emirler vermez. Bayram, kavurma şölenine döndü. Hayvan boğazlamak bir ibadet olamaz. Beslenmek için hayvan kesmeye evet, ibadet için hayır!” diyebildi.

Bu sözlerin Türkiye’de büyük bir sorgulamanın başlangıcı olacağını sanıyordum. Tabulaşmış, vahşi bir geleneğe, hem de “İslam uzmanı” biri tarafından karşı çıkılması içimi tarif edilmez sevinç duygularıyla doldurmuştu. Programda diğer İslam “otoriteleri” geleneğin akla ve Kuran’a uygunluğunu tartışarak seyircinin merakını gidermek yerine Hatemi’nin “din otoritesi” olmadığı konusunda yoğunlaştılar. Hem de Hatemi’nin “Kuran’da kurbanla ilgili -Haç hariç- tek bir ayet yoktur” iddiasına karşı çıkacak bir kanıt göstermeden.
Katılımcılardan farklı bir tavır beklemiyordum zaten. Her biri kendi haklılığını savunmakla ve Hatemi’ye saldırmakla meşguldü…

Anlı şanlı köşe yazarları, neredesiniz?
Doğal hayatı koruma böyle mi olur?
Çağdaş yaşam böyle mi desteklenir?

Hayvan severler! İki yüz-üç yüz köpek öldürüldüğü için ortalığı birbirine katarken iki milyon hayvanın iki günde katledilmesine niye ses çıkarmıyorsunuz?

Hümanistler, ateistler, gerçek dindarlar, psikologlar, psikiyatristler, sivil toplum örgütleri, duyarlı bireyler, neredesiniz?!

Bu katliam din adına yapıldığı için mi sesinizi çıkaramıyorsunuz?

Birileri ses çıkarmasaydı din adına kurulan engizisyon mahkemeleri nasıl ortadan kalkacaktı?
Hizbullah, kendi inancı doğrultusunda sevaba girmek için “müşrik” insanları kurban ediyor.

Müslümanların çoğu, gelenekleri sorgulamadan sahiplenerek sevaba girmek için hayvan kurban ediyor.

Birini lanetliyorsunuz, diğerinde gıkınız çıkmıyor.

Aradaki fark ne? İnsan canının değerini hayvan canından üstün görmeniz mi?
Bu ne “insan merkezli” bencilce bir din anlayışı! Siz sevaba gireceksiniz diye bedelini niye hayvancıklar canıyla ödesin?

Bunca günahı işlemeseniz sevap kazanmaya da böylesine ihtiyaç duymazsınız.

İnsan, Tanrının gözünde niye bir karıncadan üstün olsun? Bu türsel ırkçılığın ta kendisi değil mi?

Doğada bir beslenme zinciri vardır. İnsan beslenmek için hayvanları avcılık döneminin başlangıcından beri öldürdü. Ama beslenmek için, sevap kazanmak için değil. İlkel dediğimiz Aborijinlere, Kızılderililere, doğa ile iç içe yaşayan kabilelere bakın. Onlar kendilerini doğanın efendisi değil, bir parçası olarak görüyor. Onlar da hayvan eti yiyor. Semavi dinler ortaya çıkmadan önce de hayvan avlıyorlardı, şimdi de. Ama bir hayvanı avladıklarında hayvana saygılarını sunuyor, kendilerine canını ve etini sunduğu için hayvana teşekkür ediyorlar. Bu öldürmeyi Tanrıya yaranmak için yapmıyorlar. Aynı şükranı beslendikleri bütün bitkilere de duyuyorlar. Çünkü onlar “doğa merkezli” bir yaşam sürüyorlar, insan merkezli değil.

Hayvanların ve bitkilerin hissetmediğini varsayan “insan merkezli” din inancının, geçmişin “dünyanın öküzün boynuzları üstünde durduğu” inancından pek farklı olmadığını görebilmek için bakalım daha kaç yüzyıl geçecek?

Kurban katliamının çocukların ruhsal yapısı üzerinde yarattığı etkilerin, öldürmenin “kutsallığı” kavramını körpecik beyinlere yerleştirmenin “günahını” temizlemeye kurban ibadetinin(!) “sevabı” asla yetmez, yetemez!

Diyanet işleri “hayvan boğazlamak farz, eti fakire dağıtmak sünnet” fetvasını veriyor. Yani, hayvanı boğazlayıp kimseye zırnık koklatmadan eti buzdolabına tıka basa doldurup, tıka basa yiyerek sevaba girebilirsiniz.

Türkiye’de kişi başına düşen et miktarı yıllık yirmi kilogram. Açlarla toklar arasındaki ekonomik uçurumun günahı kurban katliamından umulan sevaplarla giderilemez.

Nil Gün’ün 12 Mart 2000 tarihinde Radikal2′de yayınlanan bu yazısı, Yaşam Cesurları Sever adlı kitabında da bulunmaktadır.


KD © 2011 Her hakkı saklıdır. Sitedeki yazılar izinsiz ve kaynak belirtmeden başka yerde yayımlanamaz. Ancak yazıları yazar ismi ve kaynak belirterek ya da dergiye link vererek paylaşabilirsiniz.

KEDİTÖR
HOMO NOVUS
BERABER BÜYÜYELİM
YOGA YOLU
Psiko Kinesiyoloji
KURALDIŞI DÜNYASI
İLUGA
ACİL SERVİS

karbonhidratlı yiyecekler yenilirken uyulacak ilkeler

Hipokrat, yiyeceklerin ilaçlarımız olması gerektiğini söylemiştir. Bu düşünceyi hayatımıza uygulamak için yemek yeme alışkanlıklarımızı değiştirmemiz ve belli ilkelere uymaya başlamamız gerekir. Karbonhidratlı besinler yerken her defasında bir çeşit karbonhidrat yiyin. Çeşitli nişasta türlerini karıştırmak iştah açar ve aşırı yememize neden olur.  >>

  • menopozun etkisiyle devamlı kilo alıyorum

    51 yaşındayım ve son senelerde menopozun da etkisiyle sanırım devamlı kilo alıyorum. Nerede hata yapıyorum acaba?

  • sırf bana inat başkasıyla evlendi

    Beni çok seven bir erkekle sırf ailem uygun görmediği için evlenmedim, o da bana inat başkasıyla evlendi. Bu pişmanlıktan kendimi nasıl kurtarabilirim? Artık kendi hayatımı yaşamak istiyorum, onları değil.

14 mayıs haftası burç yorumları

Güneş-Jüpiter kavuşumu hafta sonuna kadar toprak grubu burçlara (Boğa, Başak, Oğlak) mutluluk verecek ancak Boğaların ayaklarının altında hâlâ muz kabuğu var. Merkür-Mars-Plüton arasındaki işbirliği hafta ortasına kadar devam edecek. Hafta ortasında hızlı planet Merkür sahneden çekilecek ve güç birliğine Mars ile Plüton devam edecek. Mars ile Plüton’un işbirliği kariyer, sağlık, iş dünyası alanlarında büyük başarı ve destek sağlayacak.  >>

Ayrılıklar sevdaya dâhil mi?

Eski sevgilinizle görüşüyor musunuz? Ya da hiç gitmesini istemediğiniz sevdiğiniz bir gün sizi terk etse içiniz yine de sevgiyle dolu olabilir mi?  >>




Şifremi Unuttum



Üye Ol