Mucizeler

Aralık 2009

Nil Gün  kim (kim)

Kaliforniya Transpersonal Hipnoterapi Enstitüsü’nden sertifikalı klinik hipnoterapist ve Nöro Linguistik Programlama Birliği’nden onaylı sertifikalı NLP eğitimcisidir.

1989 yılından beri, NLP, İletişim, İlişkiler, Özsaygı gibi konularda bireysel ve kurumsal gelişim eğitimleri vermektedir.

Ayrıca sertifikalı bütünsel kinesiyoloji eğitimcisi yetiştirmektedir.

Yayımlanmış çok sayıda kitabının ve çevirisinin yanı sıra bireysel gelişim alanında hazırladığı DVD ve CD’leri vardır.

yorum (0) gönder Sep Icon yazdır

“Hastalık yoktur, hasta vardır” sözü üzerinde düşünmek gerekir.

Tıp ve ilaç endüstrisinin ekonomik çıkarlarını korumak için verdiği acımasız mücadeleye rağmen, alternatif sağlık yöntemleri hızla yayılıyor; üstelik yalnızca tıp doktoru olamayan “iyileştirici”lerin yanı sıra, tıbbı (ve kendilerini) tanrılaştırmak yerine, tıbbın sınırlılığını bilen gerçek “iyileştirici” doktorları da yanına alarak.

Evet, modern tıp, insan bedenini ve organlarını tek tek parçalara ayırarak uzmanlık dallarını yarattı.

Bu hem iyi hem kötü.

İyi, çünkü parçalar hakkında daha fazla bilgi birikimi sağlıyor.
Kötü, çünkü bütünü yani insanı gözden kaçırıyor.

İyi, çünkü bu uzmanlaşmada tıp ve ilaç endüstrisi çok gelişti.
Kötü, çünkü ortalama gelire sahip bir insanın ekonomik gücü bu ilaçların fiyatları karşısında zorlanıyor.

İyi, çünkü birçok hastalık cerrahi müdahaleler ve ilaç desteğiyle yeniliyor.
Kötü, çünkü iatrojenik (doktor kaynaklı) hastalıklar hızla artıyor.

Tıp ve ilaç dünyası, alternatif tıbbın şarlatanlar yarattığını öne sürüyor. Ama kendi mensupları arasında nice doktor unvanlı şarlatan ve paragözlerin olduğunu görmezden geliyor.

Bilim tarihinin gelişimi, tıp adına nice ölümcül yanlışlarla doluyken, alternatif tıbbın en ufak yanlışı bile büyüteç altına konuluyor. Ameliyat masalarında, doktor hatası yüzünden nice insan ölürken ya da yanlış organları ameliyat edilirken, bunlar hasır altı edilmeye çalışılıyor ama her türlü tıbbi tedaviyi görmesine rağmen, çaresiz durumda ve ölmek üzere olan bir hastanın, alternatif yolları denemeye kalktığı bir anda ölmesinin suçu ve sorumluluğu alternatif tıbbın yetersizliği konusunda delil olarak sunuluyor.

Sıradan bir hasta ve ailesi, tıp ve ilaç dünyası içinde egemenlik mücadelesi uğruna dönen kirli oyunlardan bihaber, yalnızca yaşamaya ve yaşatmaya çalışıyor.

Günümüz tıbbı, yadsıdığı yöntemleri de kullanan yarının tıbbı önünde yargılanacaktır.

Doktor bir “tamircidir”; alternatif tıpçı da. Asıl güç öncelikle hastanın kendisindedir, sonra ona sevgiyle yaklaşabilen doktor ya da “iyileştirici”nin moral desteğindedir.

Tıbbın öncelikli görevi hastanın bağışıklık sistemini uyararak normal görevini yerine getirmesini sağlayabilmektir. Daha sonra (eğer gerekirse) ilaç ve ameliyatla destek olmaktır. Gerçek şu ki: Sevgi iyileştiriyor. Her gün dünyanın bir yerinde en umutsuz hastaların yaşamında mucizeler gerçekleşiyor.

Eğer hasta sizseniz, iyileşmek ya da ölmek arasındaki seçimi yüreğinizle, duygularınızla ve bilinçaltınızla yapıyorsunuz. Seçimi gerçek anlamda yalnızca sizin yaptığınızı bilin. Bazı hastaların, yakınlarını ya da kendilerini cezalandırmak veya ilgi görmek için hastalanmayı hatta ölmeyi seçtiği de bilinen bir gerçek.

Hasta yakını iseniz, siz de hastanın yanında görev ya da suçluluk duygusuyla mı, olası çıkarlar için mi, sevgiyle mi yer aldığınızı dürüstçe gözden geçirin. Hasta gerçek amacınızın ne olduğunu (size dile getirmese de) hisseder.

Doktorlar; uzun yıllar unvanınızı kazanmak için eğitim gördünüz. Bunun karşılığını almak tabii ki hakkınız. Ama salt para kazanmak için yapılan gereksiz ameliyatlar ve hiçbir işe yaramayan pahalı tedavi yollarıyla değil.

İş, parayı yani ticari kazancı ön planda tutar. Meslek ise doyumu. Uğraşı verdiğiniz mesleği seviyorsanız, bu sevgi zaten bu dünyada insanca yaşamanız için gereken parayı da beraberinde getirecektir.

Sevgi her şeyi iyileştirmeye muktedirdir. Yeter ki gerçek sevgi olsun; hasta için de, yakınları için de, doktor için de.

 

Kaynak: Yaşam Cesurları Sever / Nil Gün


KD © 2014 Her hakkı saklıdır. Sitedeki yazılar izinsiz ve kaynak belirtmeden başka yerde yayımlanamaz. Sadece dergiye link vererek paylaşım yapabilirsiniz.

KEDİTÖR
HOMO NOVUS
BERABER BÜYÜYELİM
YOGA YOLU
Psiko Kinesiyoloji
KURALDIŞI DÜNYASI
İLUGA
ACİL SERVİS
  • fark et fark et nereye kadar

    Aynalar tutuluyor bize, fark ediyoruz, kişisel gelişim eğitimlerine katılıyoruz yine fark ediyoruz. Ancak tüm bunları fark ettikten sonra kendimizi nasıl değiştireceğiz?

  • o kadından intikam almak istiyorum

    O kadına benimle birlikte olduğunu söyleyip intikam almak istiyorum ama yine de rahatlayamayacağımı biliyorum. Bu döngüden nasıl çıkacağımı bilmiyorum.

Arbeit macht frei…?

1870’lerde bir kitap başlığı olarak kullanılmış bu söz 1930’larda Naziler tarafından derince içselleştirilen bir slogana dönüşmüş. Birçok toplama kampının girişinde yer alıyor: Çalışmak özgürleştirir!  >>




Şifremi Unuttum



Üye Ol