Çocuğum Bana Benzemesin!

Mayıs 2011

Nilüfer Devecigil  kim (kim)


Üç yıllık psikoloji mastırı eğitimini Amerika’da Naropa Üniversitesi’nde Transpersonal Counseling Psychology üzerine tamamladı.

Uzmanlık alanı çocukla ebeveyn arasındaki bağlanma ve çocuklarda travmanın etkileri ile tedavi şekilleri olan Devecigil, eğitimi süresince, oyun terapisi uzmanları Carol ve Byron Norton, travma uzmanlığıyla tanınan Pat Ogden gibi konusunda öncü terapistlerle çalışma imkânı buldu.

Amerika’da çeşitli klinik ve devlet okullarında çocuklarla oyun terapisi uygulamalarının yanı sıra doğal ebeveynlik ve ana-baba okulu üzerine seminerler verdi. 2009 Temmuz ayında Kolorado Üniversitesi’nde, Ceza ve Ödülün Ötesinde, Stres ve Travmadan İyileşme adlı workshopları sundu. Beyond Consequences and Logic ve Aware Parenting enstitülerinin Türkiye’deki uzman eğitmenidir.

yorum (2) gönder Sep Icon yazdır

“Çok içine kapanık, yeni bir ortama girdiğinde eteğimden ayrılmıyor” diyor, dört yaşındaki kızı için Füsun Hanım.

Ayşe Hanım ise yedi yaşındaki kızının duygularını dışa vuramamasından şikâyetçi; diyor ki, “Ne zaman beraber film seyretsek, duygusal sahneler olduğu an, kumanda elinde ileri alıyor.”

Beş yaşındaki oğlunun vericiliğinden yakınan başka bir anne ise şöyle konuşuyor: “Arkadaşları ile oynarken dikkat ediyorum, oyuncağını veriyor isteyene, sonra onlar gidince de ağlıyor.”

Ayrı zamanlarda, ayrı konularda paylaşımları olan bu anneler konuşmalarının sonunda ekliyorlar: “Onun benim gibi olmasını istemiyorum, ben bundan çok çektim, o da çeksin istemiyorum.”

Böylece Füsun Hanım kızını ne zaman bir doğum gününe götürse, ona, “Hadi kızım, hadi bak, arkadaşların ne güzel oynuyorlar, sen de gitsene yanlarına” diye başlayan telkinleri sonuç vermeyince kendini ona bağırırken buluyor. Ayşe Hanım ise “Bunda ağlayacak ne var!” diye kızını odasında yalnız bıraktığında onun neden bu kadar sinirli olduğunun farkında bile değil. “Eh, sen de vermeseydin oyuncağını, şimdi sızlanmanın faydası yok” diye konuşan anne ise oğlunu avutamadığı o anlarda hissettiği çaresizliğin içinde kayboluyor çoğu zaman.

Anneliğin en zor tarafı; istemediğimiz, sevmediğimiz, zorlandığımız, kimi zamansa görmezden geldiğimiz parçalarımızı, çocuklarımız ayna gibi bize yansıttığında, nereye kaçacağımızı bilemememizde aslında.

Belki kendi annesi o her ağladığında sevgisini geri çekince, Ayşe Hanımın tek savunma mekanizması, duygularını görmezden gelmek oldu. Belki Füsun Hanımın annesi onun içe dönük kişiliğiyle nasıl baş edeceğini bilemedi: Her sosyal ortamda kızıyla dalga geçer bir iletişim kurunca, Füsun Hanım da titreyen ellerini, kırmızı noktalar oluşan göğsünü görmezden gelip, kelimelerin arkasına saklanır buldu kendini. Bir başka anne ise sevgiyi almanın tek yolunun vermekten geçtiğini öğrendi çok küçükken.

Derken yıllar geçti; Ayşeler, Füsunlar büyüdük. Ama içimizdeki ufaklık hiç büyümedi. Sadece içerlerde bir yerlerde kapısını sımsıkı kilitlediğimiz yerde saklı kaldı. Şimdi bir anne olduğumuz bugünlerde, hele kendi çocuğumuzun bizim içimizdeki çocuğun yaşına geldiğinde, kapılar eskisi gibi kilitli kalmıyor. Sinirlenmemiz, çaresizliğimiz; kendimizi, anlamadığımız bir şekilde bağırırken bulmamız ya da sanki donmuşçasına suskunluğumuz kilitli kapının ardındaki çocuğun yardım çağrıları bir anlamda. Tabii biz bunun farkına varmazsak eğer, karşımızda gördüğümüz kendi çocuğumuz değil, geçmişten gelen bir küçük “ben” oluyor bir anda.

Şimdi soruyorum Füsun Hanım, Ayşe Hanım ve bu yazıyı okuyan siz sevgili ebeveynler; gözümün önünde kendi filmim oynarken, çocuğumu gerçekten görme şansım var mı? İşte geçmiş hikâyelerimizden bir anlam çıkarma, görmezden geldiğimiz parçalarımıza yeniden annelik etme bu yüzden önemli.

Ancak o zaman yalnız başına takılan kızıma kendimi bağırırken bulduğumda durup, nefes alabilirim. Ancak o zaman, içimdeki ufaklığa “Biliyorum, kolay olmadı benim için böyle zamanlar; küçük kızım için de kolay değil şu an” diyebilirim. Ancak o zaman yanına gider, onu izler, belki ona, “Bazen arkadaşlarınla oynamak istiyorsun ama bunu nasıl yapacağını bilemiyorsun” derim. Belki de “Şu an senin için onların arasına karışmak zor, istersen burada benimle kalabilirsin, hazır olduğunda gidersin” sözleriyle seslenebilirim. Kim bilir, belki o zaman gerçekten onu anladığımı ona hissettirebilirim!

Küçük oğlumun zorlandığını gördüğümde, onunla o duyguyu oracıkta derinden bir sevgiyle paylaşabiliyorsam, zamanı geldiğinde rahatça benim yanımdan arkadaşlarıyla oynamaya geçebilecek gücü bulacak içinde. Ya da Ayşe Hanım içindeki ufaklığı anladıkça, kendini küçük kızına “Bunda ağlayacak ne var!” derken bulmak yerine, “İstediğin kadar ağlayabilirsin, yanındayım” diye elini tutarken bulacak.

Ve siz sevgili ebeveynler, kendinizi “Kızım, oğlum benim gibi olmasın” derken bulduysanız geçmişte, içinizdeki ufaklığın kilitli kapısını açmanın zamanı gelmiş demektir. Bunu sizi anladığını düşündüğünüz bir arkadaşın, bir eşin, hatta bir günlüğün paylaşımıyla yapabilirsiniz. Tek ihtiyacınız sizi yargılamadan dinleyeceğine inandığınız bir dost ya da bir kalem kâğıt. Kapı çok kalınsa, kilit açamayacağınız kadar paslanmışsa eğer, arayacağınız bir terapist kendinize vereceğiniz en büyük hediye böyle zamanlarda.

Sevgiyle Kalın!

KD © 2011 Her hakkı saklıdır. Sitedeki yazılar izinsiz ve kaynak belirtmeden başka yerde yayımlanamaz. Ancak yazıları yazar ismi ve kaynak belirterek ya da dergiye link vererek paylaşabilirsiniz.

KEDİTÖR
HOMO NOVUS
BERABER BÜYÜYELİM
YOGA YOLU
Psiko Kinesiyoloji
KURALDIŞI DÜNYASI
İLUGA
ACİL SERVİS

karbonhidratlı yiyecekler yenilirken uyulacak ilkeler

Hipokrat, yiyeceklerin ilaçlarımız olması gerektiğini söylemiştir. Bu düşünceyi hayatımıza uygulamak için yemek yeme alışkanlıklarımızı değiştirmemiz ve belli ilkelere uymaya başlamamız gerekir. Karbonhidratlı besinler yerken her defasında bir çeşit karbonhidrat yiyin. Çeşitli nişasta türlerini karıştırmak iştah açar ve aşırı yememize neden olur.  >>

  • menopozun etkisiyle devamlı kilo alıyorum

    51 yaşındayım ve son senelerde menopozun da etkisiyle sanırım devamlı kilo alıyorum. Nerede hata yapıyorum acaba?

  • sırf bana inat başkasıyla evlendi

    Beni çok seven bir erkekle sırf ailem uygun görmediği için evlenmedim, o da bana inat başkasıyla evlendi. Bu pişmanlıktan kendimi nasıl kurtarabilirim? Artık kendi hayatımı yaşamak istiyorum, onları değil.

14 mayıs haftası burç yorumları

Güneş-Jüpiter kavuşumu hafta sonuna kadar toprak grubu burçlara (Boğa, Başak, Oğlak) mutluluk verecek ancak Boğaların ayaklarının altında hâlâ muz kabuğu var. Merkür-Mars-Plüton arasındaki işbirliği hafta ortasına kadar devam edecek. Hafta ortasında hızlı planet Merkür sahneden çekilecek ve güç birliğine Mars ile Plüton devam edecek. Mars ile Plüton’un işbirliği kariyer, sağlık, iş dünyası alanlarında büyük başarı ve destek sağlayacak.  >>

Ayrılıklar sevdaya dâhil mi?

Eski sevgilinizle görüşüyor musunuz? Ya da hiç gitmesini istemediğiniz sevdiğiniz bir gün sizi terk etse içiniz yine de sevgiyle dolu olabilir mi?  >>




Şifremi Unuttum



Üye Ol