AŞI ALDATMACASI VE ÇOCUK ÖLDÜREN YALANLAR YIĞINI

Haziran 2011

Dr. Mercola

yorum (85) gönder Sep Icon yazdır

Çeviren
Murat Onuk

Kanlı Eller

50’li yılların başında Amerika Birleşik Devletleri’nde uygulanmakta olan dört aşı vardı; difteri, tetanos, boğmaca ve çiçek aşısı. Çocuklar iki yaşına gelene kadar bu dört aşıdan her vizitede üç aşıyı geçmeyecek şekilde toplam on üç doz aşılanıyorlardı.

80’lerin ortalarına gelindiğinde aşıların sayısı yediye çıktı; difteri, tetanos, boğmaca, kızamık, kızamıkçık, kabakulak ve çocuk felci. Çocuklar iki yaşına gelene kadar bu yedi aşıdan her vizitede dört aşıyı geçmeyecek şekilde on beş doz aşılanmaya başladılar.

80’lerin ortasından beri bu listeye yeni aşılar ilave edildi.

Günümüzde çocuklar iki yaşına kadar bir vizitede sekiz aşıya kadar olacak şekilde on dört farklı aşıdan toplam otuz yedi doz aşılanıyorlar!

Amerika’da dünyanın tüm ülkelerinden daha fazla aşı öneriliyor. CDC (Centers for Disease Control and Prevention – Hastalık Kontrol ve Önleme Merkezleri) altı yaşına kadar on dört aşıdan kırk sekiz doz, on sekiz yaşına kadarsa on altı aşıdan altmış dokuz doz aşı öneriyor. CDC ayrıca altı aylıktan ölünceye kadar her yıl grip aşısı yaptırılmasını da tavsiye ediyor.

Çocuklarımıza ve yetişkinlerimize önerilen aşıların sayısındaki bu dramatik artış nereden kaynaklanıyor?

Kaliforniya’da ortaya çıkan ve basın tarafından aşırı derecede abartılan boğmaca salgını gibi ender olarak görülen mahalli salgınlar haricinde aşılama listesine dâhil edilmiş hastalıklar, yirmi birinci yüzyılın Amerika’sında oldukça istikrarlı seyrediyor.

The Vaccine Book (Aşı Kitabı) yazarı Dr. Robert Sears’e göre ABD’de 2007 yılında aşılama listesine dâhil edilmiş hastalıkların çocukluk döneminde ortaya çıkış sıklıkları şöyle:

 

  • Pnömokok – yılda yaklaşık on bin vaka
  • Difteri – yılda beş vaka, bazı yıllar hiç vaka yok
  • Tetanos – beş yaşın altındaki çocuklarda yılda bir vaka
  • Boğmaca – yılda yaklaşık on bin vaka
  • Hepatit B – bir yaşındakilerde otuz, bir ila beş yaş arasındakilerde otuz vaka
  • Rotavirus – beş yüz bin vaka, elli bin hastaneye sevk, yirmi ila yetmiş ölüm vakası
  • Çocuk felci – 1985’ten beri hiç vaka yok
  • Kızamık – yılda elli ila yüz vaka
  • Kızamıkçık – yılda iki yüz elli vaka
  • Kabakulak – yılda iki yüz elli vaka
  • Suçiçeği – yılda elli bin vaka
  • Hepatit A – çoğunlukla beş ila on dört yaş arası çocuklarda olmak üzere yılda on bin vaka
  • Grip – milyonlarca vaka
  • Menenjit – yılda yaklaşık üç bin vaka

Ara sıra ortaya çıkan mahalli salgınlar üzerine genellikle olabildiğince çok korku yaymak amacıyla tasarlanmış basın haberleri ABD’deki çocuk hastalıklarıyla ilgili gerçekleri destekleyen ve kolayca ulaşılabilen istatistiklerle hemen hiç uyumlu olmuyor.

ABD’deki ciddi bulaşıcı çocuk hastalıklarının sıklığının azalmasındaki sebep aşıyı savunanların iddia ettiği gibi sadece aşıların yaygın kullanımından mı, yoksa genel sağlık, bakım hizmetleri ve yaşam şartlarındaki iyileşmeden mi kaynaklanıyor?

Acaba hâlihazırda çocuklarına ABD’ye göre çok daha az dozlarda aşı veren diğer birinci dünya ülkeleri bulaşıcı hastalıklarda benzer azalmayı yaşam şartlarındaki iyileşmeye mi borçlular?

Dünya üzerinde çocuklarına en yüksek oranda aşı uygulayan ABD dünyadaki en sağlıklı çocuklara mı sahip?

Bu soruları daha iyi cevaplayabilmek için ABD’de çocukların sağlığına bir bütün olarak bakmamız gerekiyor.

Daha Çok Aşılamayla Daha İyi Sağlığa Kavuştuk mu?

Maalesef ABD’de özellikle sağlıkla ilgili hemen her şeyde olduğu gibi fazla olanın iyi olduğu şeklinde yanlış bir kanaat var. Bunu eczanelerde “maksimum güç” etiketiyle pazarlanmakta olan ürünlerde tekrar tekrar görebilirsiniz. Amerikalıların az iyiyse; çok, çok daha iyi olmalı şeklinde saplantılı bir kanaatleri olduğu söylenebilir.

Peki bu haklı bir kanaat mi? Pek çokları tarafından en güvenli ilaç olarak değerlendirilen aspirini ele alalım. İki tane aspirin alırsanız baş ağrınız geçebilir. Ama on tane alırsanız ciddi sorunlar yaşayabilirsiniz. Elli aspirin içecekseniz yakında bir hastane olsa sizin için çok iyi olur!

Soru şöyle sorulmalı: Son otuz yılda aşırı derecede artan aşılama sayısı çocukların daha sağlıklı olmasına mı, yoksa daha hasta olmasına mı yol açtı?

Giderek artan miktarda kanıt gösteriyor ki çocuklara yapılan ve sayısı aşırı derecede artan aşılar, aşı üreticilerini zengin ederken çocukları da sağlıksızlaştırıyor. İstatistikler çocukların giderek daha çok hastalandığını gösteriyor.

Son otuz yılda Amerikalı çocukların aldığı aşı miktarı üçe katlandı. Bu süre boyunca öğrenme güçlüğü çeken, astım ve şeker hastalığına yakalanan çocuk sayısı da üç misli arttı!

Aşı üreticileri ve savunucuları size istatistiklerin konuyla ilgisiz olduğunu söyleyeceklerdir. Ancak çocuklarımızda sayıları giderek artan kronik hastalıklarla sakatlıkların aşılardan kaynaklanmadığını gösteren tatmin edici bilimsel araştırma bulunmamaktadır.

Çocuklara bugün verilen aşı miktarının yarısının verildiği 70’li yıllarla karşılaştırıldığında kronik beyin ve bağışıklık sistemi rahatsızlıkları bulunan çocukların sayısı ikiye katlanmış durumdadır.

Maalesef bugün Amerika’da;

  • Altı çocuktan birinde öğrenme özrü,
  • Dokuz çocuktan birinde astım,
  • Yüz on çocuktan birinde otizm,
  • Dört yüz elli çocuktan birinde şeker hastalığı bulunmaktadır.

Ulusal Aşı Bilgilendirme Merkezi’nin “Altı Yaş Öncesi Kırk Sekiz Doz Aşı” başlıklı duyurusunda belirtildiği gibi:

Çocukların ilk yaşlarında giderek daha fazla aşı uygulayarak bağışıklık sistemleriyle normalin dışında oynamak kronik hastalık ve sakatlıkların artmasına yol açıyor olabilir mi?

Yoksa az daha mı iyi?

Artan miktarda aşılama çocuklarımızın yaygın sağlık problemlerini çözmüyor. Gerçek şu ki aşılama, problemin en büyük parçasını oluşturuyor.

Grip Aşısı

Günümüzde en yaygın çocuk hastalığı griptir.

Son yıllarda federal sağlık yetkilileri doktorlara altı aylıktan büyük tüm Amerikalılara ölünceye kadar her yıl grip aşısı uygulamaları talimatı verdi.

New Jersey Eyaleti yürürlüğe koyduğu yasayla günlük bakım ve okul öncesi eğitim alan tüm çocuklara yılda bir grip aşısı yapılmasını zorunlu kıldı ve yıllık grip aşısı olmayı reddeden bazı sağlık çalışanları da işlerinden atıldılar.

Bu durum çok daha kapsamlı bir kampanyanın başlangıcı olarak değerlendirilebilir ve ileride yüksek eğitime devam edip edemeyeceğiniz, işe girip giremeyeceğiniz, hatta seyahat edip edemeyeceğinizin sınırlanmasıyla sonuçlanabilir. Kısaca yıllık grip aşısının zorunlu tutulmasına direnmeli ve bu eğilim önlenmelidir.

Grip Aşısının Gerekli, Güvenli ve Etkili Olduğuna Dair Kanıt Var mı?

Aşı satan ilaç firmaları tarafından finanse edilen pek çok araştırma grip aşısının güvenli ve etkili olduğunu “sözde” kanıtlıyor. Ancak bağımsız araştırmalar tam tersinin geçerli olduğunu ortaya koyuyor.

Araştırmalar grip aşısı olmayı reddeden insanların uzun zamandır bildiklerini teyit ediyor: Grip aşıları tanıtıldığı gibi işlemiyor.

Örneğin:

  • Pediatrik ve Ergen Tıbbı Arşivleri dergisinde yayımlanan bir araştırmaya göre son iki grip sezonunda çocuklarınıza yaptırdığınız grip aşılarının, grip nedeniyle doktor muayenehanesine gidişlerde veya hastaneye sevklerde hiçbir etkisi olmadığı anlaşılmış.
  • Cochrane Sistematik Tarama Bilgi Bankası’nda yayımlanan elli bir araştırmanın geniş kapsamlı sistematik taramasına göre iki yaşın altındaki çocuklara uygulanan grip aşısı plasebodan daha etkili değil.
  • Grip aşısının yaşlılarda grip ile alakalı ölümleri önlediğini iddia edecek hiçbir araştırma bulunmuyor.
  • Lancet’de yayımlanan bir araştırmaya göre grip aşısının yaşlılarda zatürree riskinin düşmesiyle bir ilgisi bulunmuyor.
  • Amerikan Solunum ve Kritik Bakım Tıbbı Dergisi’nde yayımlanan araştırma, yaşlılarda aşılamanın kapsama alanının 1980’deki yüzde on beş değerinden günümüzde yüzde altmış beşe ulaşmış olmasına rağmen grip ve solunum yolu enfeksiyonları kaynaklı ölümlerde herhangi bir azalma görülmüyor.

Domuz Gribi

2009 yılında Dünya Sağlık Örgütü’ndeki (WTO) ve ABD’deki kamu sağlığı doktorları Meksika’da H1N1 grip virüsünün kuş ve domuz üzerinden insana bulaşan yeni bir tipini tespit ettiklerinde H1N1 “domuz gribi” salgınını ilan ettiler.

Oysa 2009 yılındaki “domuz gribi” salgını oldukça hafif, hatta son yıllardaki grip mevsimlerinin en hafif salgınıydı. Bununla beraber H1N1 domuz gribi aşısının kendisi, aşılananlarda şiddetli tepkiye sebep oluyordu.

2009 salgınındaki H1N1 domuz gribi aşısı domuz gribinin kendisinden daha öldürücü olduğu iddia edildi. Gerçekten de 2010 yılında Avustralya’da doksan dokuz çocuğun aşı sonrası şiddetli istemsiz kas kasılması nedeniyle hastanelik olmaları sonrasında salgın H1N1 tipi virüs içeren mevsimlik grip aşılarının kullanımı beş yaş altı çocuklarda geçici olarak yasaklandı.

Amerika’da kullanılan 2010/2011 mevsimlik grip aşısı Avusturalya’da pek çok çocukta şiddetli istemsiz kas kasılmasına sebep olan salgın H1N1 tipi virüs içeriyor.

ABD’de kullanılan 2009 salgınındaki H1N1 aşısını inceleyen Federal İzleme Komitesi domuz gribi aşısı ile Guillian-Barrre Sendromu (GBS), nedeni bilinmeyen trombositopeni purpura (ITP), kan pıhtılaşması düzensizliği ve yüz felcine sebep olan Bel felci arasında olası bağlantılar tespit etti.

İlaç firmalarının ulusal sağlık politikalarını nasıl etkili bir şekilde manipüle ettiklerini görmek hayret verici. Kamu sağlığı sistemini manipüle etmeyi ve bozmayı becererek işe yaradıklarına dair bir tek kesin kanıt olmamasına rağmen zehirli ve işe yaramaz aşıları eczanelerde, havaalanlarında, okul kampuslarında, marketlerde ve daha pek çok satış noktasında sattırmayı başardılar.

Satılan aşıların içinde bulunan pek çok malzeme de sorgulanmayı gerektiriyor:

  • Thimerosal – Teneffüs, yutma ve tene temas halinde çok zehirli olduğu biliniyor. Civanın bilinen tehlikeleri hakkındaki yasal kamu tepkisine rağmen çok dozlu grip aşılarında hâlâ bulunuyor.
  • Formaldehid veya Formalin
  • Tavuk böbreği hücreleri, tavuk DNA’sı
  • Monosodyum glütamat
  • Oktoksinol-9 (Trion X-10) – sperm öldürücü uygulamalarda da kullanılıyor!
  • Polisorbat 80 (Tween 80)

Hasta ve sakat olan pek çok çocuğumuzun kronik rahatsızlığının sebebinin aşırı aşılanmadan olup olmadığını bilmeden çocuklarımızda niçin etkisiz ve riskli grip aşısı gibi daha fazla aşılamayı zorluyoruz?

 

 

Dr. Mercola tarafından 4 Kasım 2010’da yayımlanmıştır.

KD © 2014 Her hakkı saklıdır. Sitedeki yazılar izinsiz ve kaynak belirtmeden başka yerde yayımlanamaz. Sadece dergiye link vererek paylaşım yapabilirsiniz.

KEDİTÖR
HOMO NOVUS
BERABER BÜYÜYELİM
YOGA YOLU
Psiko Kinesiyoloji
KURALDIŞI DÜNYASI
İLUGA
ACİL SERVİS
  • fark et fark et nereye kadar

    Aynalar tutuluyor bize, fark ediyoruz, kişisel gelişim eğitimlerine katılıyoruz yine fark ediyoruz. Ancak tüm bunları fark ettikten sonra kendimizi nasıl değiştireceğiz?

  • o kadından intikam almak istiyorum

    O kadına benimle birlikte olduğunu söyleyip intikam almak istiyorum ama yine de rahatlayamayacağımı biliyorum. Bu döngüden nasıl çıkacağımı bilmiyorum.

Arbeit macht frei…?

1870’lerde bir kitap başlığı olarak kullanılmış bu söz 1930’larda Naziler tarafından derince içselleştirilen bir slogana dönüşmüş. Birçok toplama kampının girişinde yer alıyor: Çalışmak özgürleştirir!  >>




Şifremi Unuttum



Üye Ol