Haziran 2011
Çeviren
Murat Onuk
Kanlı Eller
50’li yılların başında Amerika Birleşik Devletleri’nde uygulanmakta olan dört aşı vardı; difteri, tetanos, boğmaca ve çiçek aşısı. Çocuklar iki yaşına gelene kadar bu dört aşıdan her vizitede üç aşıyı geçmeyecek şekilde toplam on üç doz aşılanıyorlardı.
80’lerin ortalarına gelindiğinde aşıların sayısı yediye çıktı; difteri, tetanos, boğmaca, kızamık, kızamıkçık, kabakulak ve çocuk felci. Çocuklar iki yaşına gelene kadar bu yedi aşıdan her vizitede dört aşıyı geçmeyecek şekilde on beş doz aşılanmaya başladılar.
80’lerin ortasından beri bu listeye yeni aşılar ilave edildi.
Günümüzde çocuklar iki yaşına kadar bir vizitede sekiz aşıya kadar olacak şekilde on dört farklı aşıdan toplam otuz yedi doz aşılanıyorlar!
Amerika’da dünyanın tüm ülkelerinden daha fazla aşı öneriliyor. CDC (Centers for Disease Control and Prevention – Hastalık Kontrol ve Önleme Merkezleri) altı yaşına kadar on dört aşıdan kırk sekiz doz, on sekiz yaşına kadarsa on altı aşıdan altmış dokuz doz aşı öneriyor. CDC ayrıca altı aylıktan ölünceye kadar her yıl grip aşısı yaptırılmasını da tavsiye ediyor.
Çocuklarımıza ve yetişkinlerimize önerilen aşıların sayısındaki bu dramatik artış nereden kaynaklanıyor?
Kaliforniya’da ortaya çıkan ve basın tarafından aşırı derecede abartılan boğmaca salgını gibi ender olarak görülen mahalli salgınlar haricinde aşılama listesine dâhil edilmiş hastalıklar, yirmi birinci yüzyılın Amerika’sında oldukça istikrarlı seyrediyor.
The Vaccine Book (Aşı Kitabı) yazarı Dr. Robert Sears’e göre ABD’de 2007 yılında aşılama listesine dâhil edilmiş hastalıkların çocukluk döneminde ortaya çıkış sıklıkları şöyle:
Ara sıra ortaya çıkan mahalli salgınlar üzerine genellikle olabildiğince çok korku yaymak amacıyla tasarlanmış basın haberleri ABD’deki çocuk hastalıklarıyla ilgili gerçekleri destekleyen ve kolayca ulaşılabilen istatistiklerle hemen hiç uyumlu olmuyor.
ABD’deki ciddi bulaşıcı çocuk hastalıklarının sıklığının azalmasındaki sebep aşıyı savunanların iddia ettiği gibi sadece aşıların yaygın kullanımından mı, yoksa genel sağlık, bakım hizmetleri ve yaşam şartlarındaki iyileşmeden mi kaynaklanıyor?
Acaba hâlihazırda çocuklarına ABD’ye göre çok daha az dozlarda aşı veren diğer birinci dünya ülkeleri bulaşıcı hastalıklarda benzer azalmayı yaşam şartlarındaki iyileşmeye mi borçlular?
Dünya üzerinde çocuklarına en yüksek oranda aşı uygulayan ABD dünyadaki en sağlıklı çocuklara mı sahip?
Bu soruları daha iyi cevaplayabilmek için ABD’de çocukların sağlığına bir bütün olarak bakmamız gerekiyor.
Daha Çok Aşılamayla Daha İyi Sağlığa Kavuştuk mu?
Maalesef ABD’de özellikle sağlıkla ilgili hemen her şeyde olduğu gibi fazla olanın iyi olduğu şeklinde yanlış bir kanaat var. Bunu eczanelerde “maksimum güç” etiketiyle pazarlanmakta olan ürünlerde tekrar tekrar görebilirsiniz. Amerikalıların az iyiyse; çok, çok daha iyi olmalı şeklinde saplantılı bir kanaatleri olduğu söylenebilir.
Peki bu haklı bir kanaat mi? Pek çokları tarafından en güvenli ilaç olarak değerlendirilen aspirini ele alalım. İki tane aspirin alırsanız baş ağrınız geçebilir. Ama on tane alırsanız ciddi sorunlar yaşayabilirsiniz. Elli aspirin içecekseniz yakında bir hastane olsa sizin için çok iyi olur!
Soru şöyle sorulmalı: Son otuz yılda aşırı derecede artan aşılama sayısı çocukların daha sağlıklı olmasına mı, yoksa daha hasta olmasına mı yol açtı?
Giderek artan miktarda kanıt gösteriyor ki çocuklara yapılan ve sayısı aşırı derecede artan aşılar, aşı üreticilerini zengin ederken çocukları da sağlıksızlaştırıyor. İstatistikler çocukların giderek daha çok hastalandığını gösteriyor.
Son otuz yılda Amerikalı çocukların aldığı aşı miktarı üçe katlandı. Bu süre boyunca öğrenme güçlüğü çeken, astım ve şeker hastalığına yakalanan çocuk sayısı da üç misli arttı!
Aşı üreticileri ve savunucuları size istatistiklerin konuyla ilgisiz olduğunu söyleyeceklerdir. Ancak çocuklarımızda sayıları giderek artan kronik hastalıklarla sakatlıkların aşılardan kaynaklanmadığını gösteren tatmin edici bilimsel araştırma bulunmamaktadır.
Çocuklara bugün verilen aşı miktarının yarısının verildiği 70’li yıllarla karşılaştırıldığında kronik beyin ve bağışıklık sistemi rahatsızlıkları bulunan çocukların sayısı ikiye katlanmış durumdadır.
Maalesef bugün Amerika’da;
Ulusal Aşı Bilgilendirme Merkezi’nin “Altı Yaş Öncesi Kırk Sekiz Doz Aşı” başlıklı duyurusunda belirtildiği gibi:
Çocukların ilk yaşlarında giderek daha fazla aşı uygulayarak bağışıklık sistemleriyle normalin dışında oynamak kronik hastalık ve sakatlıkların artmasına yol açıyor olabilir mi?
Yoksa az daha mı iyi?
Artan miktarda aşılama çocuklarımızın yaygın sağlık problemlerini çözmüyor. Gerçek şu ki aşılama, problemin en büyük parçasını oluşturuyor.
Grip Aşısı
Günümüzde en yaygın çocuk hastalığı griptir.
Son yıllarda federal sağlık yetkilileri doktorlara altı aylıktan büyük tüm Amerikalılara ölünceye kadar her yıl grip aşısı uygulamaları talimatı verdi.
New Jersey Eyaleti yürürlüğe koyduğu yasayla günlük bakım ve okul öncesi eğitim alan tüm çocuklara yılda bir grip aşısı yapılmasını zorunlu kıldı ve yıllık grip aşısı olmayı reddeden bazı sağlık çalışanları da işlerinden atıldılar.
Bu durum çok daha kapsamlı bir kampanyanın başlangıcı olarak değerlendirilebilir ve ileride yüksek eğitime devam edip edemeyeceğiniz, işe girip giremeyeceğiniz, hatta seyahat edip edemeyeceğinizin sınırlanmasıyla sonuçlanabilir. Kısaca yıllık grip aşısının zorunlu tutulmasına direnmeli ve bu eğilim önlenmelidir.
Grip Aşısının Gerekli, Güvenli ve Etkili Olduğuna Dair Kanıt Var mı?
Aşı satan ilaç firmaları tarafından finanse edilen pek çok araştırma grip aşısının güvenli ve etkili olduğunu “sözde” kanıtlıyor. Ancak bağımsız araştırmalar tam tersinin geçerli olduğunu ortaya koyuyor.
Araştırmalar grip aşısı olmayı reddeden insanların uzun zamandır bildiklerini teyit ediyor: Grip aşıları tanıtıldığı gibi işlemiyor.
Örneğin:
Domuz Gribi
2009 yılında Dünya Sağlık Örgütü’ndeki (WTO) ve ABD’deki kamu sağlığı doktorları Meksika’da H1N1 grip virüsünün kuş ve domuz üzerinden insana bulaşan yeni bir tipini tespit ettiklerinde H1N1 “domuz gribi” salgınını ilan ettiler.
Oysa 2009 yılındaki “domuz gribi” salgını oldukça hafif, hatta son yıllardaki grip mevsimlerinin en hafif salgınıydı. Bununla beraber H1N1 domuz gribi aşısının kendisi, aşılananlarda şiddetli tepkiye sebep oluyordu.
2009 salgınındaki H1N1 domuz gribi aşısı domuz gribinin kendisinden daha öldürücü olduğu iddia edildi. Gerçekten de 2010 yılında Avustralya’da doksan dokuz çocuğun aşı sonrası şiddetli istemsiz kas kasılması nedeniyle hastanelik olmaları sonrasında salgın H1N1 tipi virüs içeren mevsimlik grip aşılarının kullanımı beş yaş altı çocuklarda geçici olarak yasaklandı.
Amerika’da kullanılan 2010/2011 mevsimlik grip aşısı Avusturalya’da pek çok çocukta şiddetli istemsiz kas kasılmasına sebep olan salgın H1N1 tipi virüs içeriyor.
ABD’de kullanılan 2009 salgınındaki H1N1 aşısını inceleyen Federal İzleme Komitesi domuz gribi aşısı ile Guillian-Barrre Sendromu (GBS), nedeni bilinmeyen trombositopeni purpura (ITP), kan pıhtılaşması düzensizliği ve yüz felcine sebep olan Bel felci arasında olası bağlantılar tespit etti.
İlaç firmalarının ulusal sağlık politikalarını nasıl etkili bir şekilde manipüle ettiklerini görmek hayret verici. Kamu sağlığı sistemini manipüle etmeyi ve bozmayı becererek işe yaradıklarına dair bir tek kesin kanıt olmamasına rağmen zehirli ve işe yaramaz aşıları eczanelerde, havaalanlarında, okul kampuslarında, marketlerde ve daha pek çok satış noktasında sattırmayı başardılar.
Satılan aşıların içinde bulunan pek çok malzeme de sorgulanmayı gerektiriyor:
Hasta ve sakat olan pek çok çocuğumuzun kronik rahatsızlığının sebebinin aşırı aşılanmadan olup olmadığını bilmeden çocuklarımızda niçin etkisiz ve riskli grip aşısı gibi daha fazla aşılamayı zorluyoruz?
Dr. Mercola tarafından 4 Kasım 2010’da yayımlanmıştır.
KD © 2011 Her hakkı saklıdır. Sitedeki yazılar izinsiz ve kaynak belirtmeden başka yerde yayımlanamaz. Ancak yazıları yazar ismi ve kaynak belirterek ya da dergiye link vererek paylaşabilirsiniz.
Diğer "Bütüne Katkı" yazıları:
PERMAKÜLTÜRLÜ ÇOCUKLAR YETİŞTİRMEK
MEYVE SEBZELERİ ZEHİRDEN ARINDIRMA FORMÜLÜ
CEP TELEFONU RADYASYONUNDAN KAÇINMA KILAVUZU
RADYASYON YAYMA ORANINA GÖRE CEP TELEFONU MODELLERİ

karbonhidratlı yiyecekler yenilirken uyulacak ilkeler
Hipokrat, yiyeceklerin ilaçlarımız olması gerektiğini söylemiştir. Bu düşünceyi hayatımıza uygulamak için yemek yeme alışkanlıklarımızı değiştirmemiz ve belli ilkelere uymaya başlamamız gerekir. Karbonhidratlı besinler yerken her defasında bir çeşit karbonhidrat yiyin. Çeşitli nişasta türlerini karıştırmak iştah açar ve aşırı yememize neden olur. >>
menopozun etkisiyle devamlı kilo alıyorum
51 yaşındayım ve son senelerde menopozun da etkisiyle sanırım devamlı kilo alıyorum. Nerede hata yapıyorum acaba?

sırf bana inat başkasıyla evlendi
Beni çok seven bir erkekle sırf ailem uygun görmediği için evlenmedim, o da bana inat başkasıyla evlendi. Bu pişmanlıktan kendimi nasıl kurtarabilirim? Artık kendi hayatımı yaşamak istiyorum, onları değil.

14 mayıs haftası burç yorumları
Güneş-Jüpiter kavuşumu hafta sonuna kadar toprak grubu burçlara (Boğa, Başak, Oğlak) mutluluk verecek ancak Boğaların ayaklarının altında hâlâ muz kabuğu var. Merkür-Mars-Plüton arasındaki işbirliği hafta ortasına kadar devam edecek. Hafta ortasında hızlı planet Merkür sahneden çekilecek ve güç birliğine Mars ile Plüton devam edecek. Mars ile Plüton’un işbirliği kariyer, sağlık, iş dünyası alanlarında büyük başarı ve destek sağlayacak. >>
Eski sevgilinizle görüşüyor musunuz? Ya da hiç gitmesini istemediğiniz sevdiğiniz bir gün sizi terk etse içiniz yine de sevgiyle dolu olabilir mi? >>
Birçok hastalığın (lösemi otizm) çocuklarımıza aşılarla bulaştırıldığını öğrendim. Lütfen çocuklarımızı bu aşı belasından kurtaralım.
çocuğuna aşı yaptırma bakalım..
aşılamayla otizmin ne alakası var?
listedeki vaka sayıları aşılamayla azaldı..
Yazıya katıldığım gibi, bu yazıların çoğaltılmasını diliyorum ki madalyonun diğer yüzü de görülebilsin. Ben http://www.asihakkinda.wordpress.com altında bazı videolar koydum bazı yazıları çevirmeye çalıştım. 40′a yakın haber ve video için belki 2000 ayrı haber okudum, seyrettim. Ve bu blogu derlemeye bir ay önce başlamama rağmen, devam edemedim okuduğum korkunç haberlerin ruhsal sağlığıma verdiği zarar nedeniyle. İngilizce çok kaynak var bu söylenen yalanların asıl yüzünü gorebilmek için ama maalesef Türkçesi yok. Ben bıraktım ama inşallah gönüllü başka arkadaşlar devam ederler bu çevirileri yapıp bilgilendirmeye. Krizin en tavan yaptığı yılda bile milyarlarca dolar kâr etmiş firmaların oyunlarından çıkabilmemiz dileğiyle…
Ben bir ebe olarak bu yazıya katılmıyorum.Seneler önce aşı yapılmıyor ya da daha az doz yapılıyordu.Ancak bebeklerimiz,çocuklarımız hastalıklar nedeniyle ölüyordu.Bir ülkenin gelişmişlik göstergelerinden bazıları da anne ölüm hızı,bebek ölüm hızı,beş yaş altı ölüm hızıdır.Aşıyla korunulabilir hastalıklardan ölümü engellemiş/düşürmüş olmaktayız ülke olarak.Nüfus piramidimiz de bunu destekler şekilde şu an.Bu tarz yazıları okuyan anneler bebeklerine aşı yaptırmak istemiyor ve bizler zor durumda kalıyoruz,ülkemizin sağlık politikalarıyla da çelişiyor,bence bu tarz görüşleri olanlar sağlık bakanlığıyla iletişim kurmalı bu yazıları yayınlarken.
Sevgili Emel, yazıyı yazan Dr. Mercola ne derdi bilmiyorum ama yazıyı yayımlayan KD şunu söylüyor: İnsanlar yaşadıkları çağa aykırı gelen fikirlerini onaylatmak için “otoriteden” icazet alacak olsalardı insanlık tarihi sizin bizim bildiğimiz gibi olmazdı.
Zaten Sağlık Bakanlığı tarafından izin veriliyor aşılara. Karşıt bir görüşe (ki görüş veya teori olmadığı halde) neden izin versin? Benim oğlum şu anda 15 aylık, doğumundan itibaren hiçbir aşıyı olmadı ve şu ana kadar burnu bile akmadı. Çok da sağlıklı. Ve tanıdığım aşı olmamış çok fazla çocuk var. Hepsi de çok sağlıklılar. Hemşireler, ebeler bize aşıları önerirken tek tek hepsinin içeriğinde hangi maddeler olduğunu ve yan etkilerini de sayabilirler mi? Eğer cevabınız hayırsa bilmedikleri bir şeyi insanların en değer verdikleri küçük varlıklara vurdurmak için neden teşvik ediyorlar?
nilgün hanım bir çocukla bütün populasyonu değerlendiremezsiniz.
insanlık tarihinde savaşlar kadar salgın hastalıklar da toplu ölümlere yol açmıştır….
otoriteye değil totolitere karşı olmalıyız…
ben dört yıldır aşı yaptırmıyorum çocuklarıma, burunlarının akması haricinde de hiç hasta olduklarını görmedim inş. katkılı gıdalardan da uzak tutuyorum. hatta ebe hanım sezaryenden iki yıl sonra kendi isteğimle normal doğum yaptım, ilkinde doktorum sen ölsen çocuk doğuramazsın kemik darlığı demişti. ne çatladım patladım, ne de başka derdim var. aksine anneliği hissettim.
Ben iki kere normal doğum yaptım. Epizyosuz, ilki suni sancı ile, ikincisinde o da yok. Doğum sonrası hemen sonrasındaki k-vitamini ve hep-b dahil olmak üzere iki bebeğime de şimdiye kadar aşı yaptırmadım. Sağlık ocaklarından aşının faydalarını ezberlemiş hemşireler kapımı çalıyor. Ancak 3 senedir çok şükür bir sorun yaşamadım çocuk hastalıkları açısından. Geçirmelerini bağışıklıkları gelişmesi açısından özellikle istiyorum. Aşı yapılsa da zaten geçiriliyor. Önemli olan bağışıklığı yüksek tutacak doğal yaşam tarzını ve beslenmeyi benimsemek bence. blog.milliyet.com.tr/bashico
Merhaba Başak Hanım, ben de aşı yaptırmak istemiyorum ama sağlık ocakları zorunlu falan diyor, ne demeliyim bilmiyorum artık. Siz ne cevap veriyorsunuz?
Sıla, bu siteden gereken desteği ve yardımı alabilirsin.
Sağlık ocakları aşılar yapılmadığı takdirde ödenekleri kesildiği için aşının üstüne çok gidiyorlar. Bu grup size gereken yasal konulardaki desteği de sağlıyor.
http://www.aymd.org/
size kesinlikle katılıyorum….dr.mercola ya iananlar çocuklarını aşalatmasın…sonuçları da burada paylaşsın..