Temmuz 2011
“Anne ben bu konuyu enine boyuna düşündüm. Hatta biriktirdiğim harçlıklarımla bir psikologa gittim. Şimdi de bir aile toplantısı yaparak düşündüklerimi sizlerle paylaşmak istiyorum; sen, ben, babam.”
“Ne psikologu? Ne diyor bu, Ayten?”
“Sus da bir dinle çocuğu, Bora.”
“Ne çocuğu, Ayten! Ona bir baksana kırk yaşında görünüyor, sen ise on bir yaşındaki halin olmuşsun.
“Ay! Bu yüzümdeki sivilceler de ne!” diye bağırarak aynaya koştu Ayten.
“Anne, Baba, beni dinler misiniz? Psikolog dedi ki, 7-12 yaş arkadaşlık ve bir gruba dâhil olmanın önem kazandığı dönemlermiş. ‘Kimi seviyorum? Başkaları beni nasıl sever?’ sorularının cevaplarına, aidiyet duygusuyla yaklaşıp, arkadaşlarım ne tür giyinir, nasıl davranırsa öyle yaptığım bir süreçmiş bu.”
“Bora, bu bir rüya olmalı. On iki yaşındaki halin böyle miydi senin? Gözlüklerin yüzünden bile büyük.”
“Anne rahat bırak babamı. Neyse, okulda Ayça da iPhone alınca ben kendimi iyice dışlanmış hissetmeye başladım. Ayça’yla Arzu’yu kıskanıyorum. Onların ebeveynlerinin daha anlayışlı olduğunu düşünüyorum. ‘Anne olunca anlarsın beni’ lafı, bulunduğum gelişim döneminden dolayı hiçbir şey ifade etmiyor. Sadece beni üzüyor.”
Ayten birden kendini ilkokul arkadaşı Nazlı’nın on bir yaş doğum günü partisinde buluverdi. Aylardır yalvarmasına rağmen “yaşına uygun değil” diye annesinin almadığı ince çorapları arkadaşları giymişti işte. Bunu görünce utancından oradan koşarak kaçmak istedi. Bir köşede öylece somurtarak oturduktan sonra fırsatını bulup partiden erkenden ayrıldı. Aynı sokaktaki evlerine döndüğünde odasına kapandı. Annesi ne olduğunu duyunca, “Anne olunca anlarsın” deyip onu öylece odasında yalnız bırakıp içeri gitti.
Birden sahne değişmişti. Ayten yine kendisini salonda kızıyla, aile toplantısında gördü.
“Kızım biz senin…” diye girizgâhını yapıyordu Bora. Ama Gülçin babasının ağzından lafı kaptı.
“Evet, Baba, iyiliğimi istiyorsunuz. Ben de sizi rahatlatmak ve bu çağın gerekliliklerini hâlâ özgürce yaşayabilmek için bir çare buldum. Mahallemizdeki devlet okuluna gitmek istiyorum. Orayı araştırdım. Cep telefonu istemeyeceğimden emin olabilirsiniz.
“Ne devlet okulu, ne diyorsun? Devlet okulu olmaz!” diye bağırırken eşinin sarsmasıyla uyandı Ayten.
“Sonunda uyandın Ayten. İki saattir sayıklıyorsun: Devlet okulu, devlet okulu… Başka görecek şey mi bulamadın rüyanda?”
“Bir karışmadığın rüyam kalmıştı” deyip kan ter içinde yataktan fırladı Ayten.
“Nereye?”
“Gülçin’le konuşmaya.”
Yavaşça Gülçin’in kapısını açıp uyuyan kızının yanına, yatağına sokuldu.
“Anne, uyuyorum, görmüyor musun?”
“Bir şey fark ettim. Seninle konuşmam lazım.”
“Anne, sen ağlıyor musun?”
“Seni ne zamandır gerçekten dinlemediğimi fark ettim.”
“Anne, iyi misin?”
“Sadece kendi korkularım, iyi bir anne olma telaşım içinde seni gerçekten dinlemedim. Özür dilerim.”
“Anne, sen bir garip konuşuyorsun.”
“Seni seviyorum Gülçin. Ve seni dinlemek istiyorum. Aylardır iPhone diye ağlarken tek yaptığım seni ya umursamamak ya pazarlık yapmak ya da kendi doğrularımı sana anlatmaya çalışmak oldu. Ve şu an sadece seni dinlemek istiyorum.”
“Neyi?”
“Ayça’nın annesi de ona iPhone alınca ne kadar üzüldüğünü.”
“Evet ya, Anne. Şimdi onun da var ya, bir tafra sorma. Okul çıkışı Hakan’ın resmini çekiyordu iPhone’u ile. Üstelik benim ondan hoşlandığımı bile bile.”
“Kendini yalnız hissediyor olmalısın, benim güzel kızım.”
“Yok be Anne, yalnız değil de kıskanıyorum. Hele iPhone’dan sonra Hakan’la sıkı fıkı olmasına iyice deliriyorum.
“Hadi artık. Açlıktan ölüyorum. Kahvaltıyı hazırladım” diye seslendi Bora dışarıdan kapıyı çalarak.
“Anne, bugün herkes bir garip. Babam kahvaltı hazırlamış, inanamıyorum.”
Ailece güzel bir kahvaltının ardından Ayten, kızını dinlemeye devam etti.
Altı ay sonra sınıfta popüler olma ölçütü iPhone’dan Blackberry’e kaydı. Ve on ikinci yaş doğum günü hediye paketinin içinden Blackberry çıkınca Gülçin havalara uçtu. Ancak annesi hediyenin yanına üzerinde “yapım aşamasında” yazan bir de kontrat verdi.
“Anne bu ne?”
“Bu cep telefonu kullanım kontratı. Ben üzerinde biraz çalıştım. Ancak babanla ve seninle beraber son haline getirelim istiyorum.”
“Burada bir sürü madde var: ‘Madde 1: Cep telefonunu başka insanları küçük düşürücü SMS atmak, izinsiz resim çekip Facebook’ta yayımlamak gibi aktivitelere alet etmeyeceğim. Madde 2: Radyasyondan korunmak için mutlaka kulaklıkla konuşacağım. Madde 3: Akşam sekizden sonra cep telefonumu kapatacağım.’ Anne bunu on yapsak olur mu?”
“O yüzden yapım aşamasında yazdım. Bunları konuşacağız. “
“Bu kurallar sizin için de geçerli mi?”
“Elbette ama bizim cep telefonu kapatma saatimiz seninkinden farklı olacak.”
“Anne, şu yemek sırasında babamın telefonla konuşmasına çıldırıyorum. Yemek sırasında cep telefonu açma yasağı getirsek nasıl olur?”
“Düşünmeye değer bir fikir” dedi Ayten. Hep beraber gülüştüler.
Bora, karısının rüyasıyla Blackberry hediyesi ve ailece hazırlanan kontrat arasındaki bağlantıyı pek anlayamamıştı. Ancak Ayten’in düşüncelerine de kızının fikirlerine de saygı gösterdi. Ne de olsa demokratik bir dünya fikrini her zaman dile getiren kendisi değil miydi? O günden sonra Gülçin’in babası “Bizim zamanımızda” diye başlayan cümleler kurmadı. Ama bir daha hiç kahvaltı da hazırlamadı.
…
Yedi yıl sonra
“Anne bu plastik torbalar da ne? Şu alışverişe giderken bez torba al yanına diye kaç kere söyleyeceğim. Bir plastik torba kaç yılda yok oluyor biliyor musun sen?”
“Kızım haklısın da, işten çıkınca kolay olsun diye yandaki markete uğradım. Eve gelip torba alacak halim yoktu. Hem sen nerdeydin? Sabahtan beri sana ulaşmaya çalışıyorum. Bütün gün telefonun kapalıydı.”
“Şarjı bitti.”
“E biter tabii, Nuh nebiden kalma cep telefonu kullanırsan!”
“Bunlar çevreye en az zararlı olanları Anne! Yeni modeller bin beter!”
“Blackberry diye sayıkladığın günleri çabuk unuttun!”
“Hiç hatırlatma! Radyasyon emilim oranı o kadar güçlü bir telefonu nasıl aldın bana o yaşlarda bilmem artık.”
“Besle kızını, oysun…”
“… Gözünü. Ayrıca karga zaten. Bunu anneannem sana söylerdi. Yaşlandıkça ona benziyorsun Anne.”
KD © 2011 Her hakkı saklıdır. Sitedeki yazılar izinsiz ve kaynak belirtmeden başka yerde yayımlanamaz. Ancak yazıları yazar ismi ve kaynak belirterek ya da dergiye link vererek paylaşabilirsiniz.
Diğer yazıları:
Anne Bana Şokellalı Ekmek Versene!
Ablaya Teşekkür Et! Lütfen Dedin mi?
Dr. Byron Norton Türkiye'ye Geliyor

karbonhidratlı yiyecekler yenilirken uyulacak ilkeler
Hipokrat, yiyeceklerin ilaçlarımız olması gerektiğini söylemiştir. Bu düşünceyi hayatımıza uygulamak için yemek yeme alışkanlıklarımızı değiştirmemiz ve belli ilkelere uymaya başlamamız gerekir. Karbonhidratlı besinler yerken her defasında bir çeşit karbonhidrat yiyin. Çeşitli nişasta türlerini karıştırmak iştah açar ve aşırı yememize neden olur. >>
menopozun etkisiyle devamlı kilo alıyorum
51 yaşındayım ve son senelerde menopozun da etkisiyle sanırım devamlı kilo alıyorum. Nerede hata yapıyorum acaba?

sırf bana inat başkasıyla evlendi
Beni çok seven bir erkekle sırf ailem uygun görmediği için evlenmedim, o da bana inat başkasıyla evlendi. Bu pişmanlıktan kendimi nasıl kurtarabilirim? Artık kendi hayatımı yaşamak istiyorum, onları değil.

14 mayıs haftası burç yorumları
Güneş-Jüpiter kavuşumu hafta sonuna kadar toprak grubu burçlara (Boğa, Başak, Oğlak) mutluluk verecek ancak Boğaların ayaklarının altında hâlâ muz kabuğu var. Merkür-Mars-Plüton arasındaki işbirliği hafta ortasına kadar devam edecek. Hafta ortasında hızlı planet Merkür sahneden çekilecek ve güç birliğine Mars ile Plüton devam edecek. Mars ile Plüton’un işbirliği kariyer, sağlık, iş dünyası alanlarında büyük başarı ve destek sağlayacak. >>
Eski sevgilinizle görüşüyor musunuz? Ya da hiç gitmesini istemediğiniz sevdiğiniz bir gün sizi terk etse içiniz yine de sevgiyle dolu olabilir mi? >>
Heyecanla bir solukta okudum. Birçok ebeveynin ‘ne yapmalıyım peki’ sorusuna yanıt olacak.
Gerçekten heycanla bekliyordum ikinci bölümü;o kadar etkilendim ki. Sonucun belli kurallar koyarak istenilen şeyi almak olması beni çok mutlu etti. Çünkü benim içgüdüsel olarak yapmak istediğim şey de aynen buydu. Çok ama çok rahatladım. Bunun sebebi de bana babamın asla ama asla almamasıydı herhalde. Her zaman onun var benim yok duygusuyla büyüdüm. Ama kızımı o şekilde büyütmek zorunda değilmişim. İçgüdülerim haklıymış yine. Çok ama çok teşekkürler.