Bumerang İlişkiler

Ağustos 2011

Dilek Kökter  kim (kim)

30 Temmuz 1967’de ikinci çocuk olarak İstanbul’da hayata merhaba dedi. Değişimin hayatın ta kendisi olduğunu ve her problemin içinde şifalandırıcı bir fırsat gizlendiğini deneyimle öğrendi.

Bitmek tükenmek bilmeyen merak duygusu ve öğrenme açlığı ona hayatında hep yeni kapılar açtı. İnsan psikolojisine ve hayatın mucizesine duyduğu merak ergen yaşlarında başladı.

Kitap okumayı seven, belgesel izlemeye bayılan, dansla kendinden geçen, hayatın coşkusuyla hüznüyle en iyi öğretmen olduğunu bilen ve olumlu düşüncenin gücüne inanan biri olarak tanımlıyor kendini.

Yaşam Okulu sürecinde yüklerinden özgürleşmeyi, yazmaya olan ilgisini ve yazı yazmanın ne kadar şifa verici bir “ilaç” olduğunu keşfetti.

Kendini tanıma yolculuğunda keyifle yürümeye devam ediyor.

yorum (3) gönder Sep Icon yazdır

National Geographic Channel’da yayınlanan “Köpeklere Fısıldayan Adam” benim favori programlarımdan biri. İzleyenler bilir, Cesar Millan aslında bir köpek eğitimcisi ancak her defasında yaptığı şey köpeği değil onun sahibini eğitmek; çünkü “sorunlu” köpeğin davranışları ancak o zaman dengeye gelebiliyor.

Cesar bunu her programında şöyle ifade ediyor: “Ben köpeklere fısıldayan adam, köpekleri rehabilite ederim insanları eğitirim.”

Cesar’ın her programında benzer şeyler yaşanıyor, köpeğin sahibi son çare olarak Cesar’a müracaat ediyor ve köpeğinin davranışlarını ne yaptıysa düzeltemediğinden; bu durumun onun hayatını çıkmaza soktuğundan şikâyet ediyor.

Bu bana her defasında hayatla ve insanlarla olan ilişkimizi hatırlatıyor. Biz de hayatımızda sıkça suçluyu dışarıda aramıyor muyuz ve hayatımızdaki insanların değişmesini beklemiyor muyuz?

Köpek burada bizim için bir sembol ve onu bir an için mikro evren olarak düşünelim, ona hangi enerji dalgalarını gönderiyorsak o da bize aynı frekansta cevap veriyor, tıpkı bir ayna gibi, tıpkı bumerang gibi.

“Köpeklere Fısıldayan Adam” bana göre tam bir bireysel gelişim programı.

Yaydığımız enerji hayatımızın rotasını belirliyor. Biz değişirsek hayatımız değişiyor. Her defasında minik adımlarla büyük değişimler yaratmak bizim elimizde. İlişkilerimiz ise bize bu olanağı cömertçe sunuyor! İnanmıyorsanız Salı akşamları saat dokuzda bu programı izleyin.

Belki istediğiniz ilişkiye sahip değilsiniz ama mutlaka ihtiyacınız olan ilişkiye sahipsiniz, sözünü çok seviyorum. Bunun üzerinde birkaç dakika düşünmenizi isterim, evet evet hemen şimdi.

Bir ilişkinin bizi geliştirmemesi mümkün mü? Bu, ancak ilişkide yaşadıklarımızı görmezden gelip direnç gösterirsek mümkün olabiliyor ki o zaman da bizi gerileten ilişkimiz değil ilişki içindeki tutumumuz oluyor.

İlişkimizden yakınmak sıkça yaptığımız bir şey, eh bu kolayımıza geliyor, aslında ihtiyacımız olan içinde bulunduğumuz ilişkiyi anlamak. Kendimize sorabileceğimiz çok sayıda soru var:

Neden tam da şu an böyle bir ilişki içerisindeyim?
Ben bu ilişkide neden böyle hissediyorum?
İlişkilerimde ne tür bir enerji yayıyorum, hangi duyguları sıkça hissediyorum?
İlişkinin bu hale gelmesinde benim rolüm ne oldu?
Hangi bilinçaltı negatif inanç kalıbımın etkisinde şekillendiriyorum ilişkilerimi?
0-6 yaş arasında ebeveynlerimden sorgusuzca öğrendiğim ilişki kalıplarım neler?
Davranışlarımla ve enerjimle insanlara verdiğim mesaj ne?

İlişki deyince akla öncelikle kadın-erkek ilişkisi geliyor, oysa hayatımızdaki her insanla, her canlıyla bir tür ilişkimiz var. İlişkilerimizde bizi en çok rahatsız eden şey ne ise işte tam da o bizim öncelikle geliştirmemiz gereken şey ve ilişkilerimiz bize bu fırsatı bıkmadan usanmadan sunuyor. Evet, sihirli kelime bu: FIRSAT!

İlişkilerimiz bizim için asla riya tanımayan aynalar; her ilişkimizde bumerang etkisini yaşıyoruz; ne verirsek onu alıyoruz.

Konuşma dili hayatımızı elbette çok kolaylaştırıyor ama eğer dikkat etmezsek sezgilerimizi kapatabiliyor. Kritik anlarda ağzımızdan çıkan kelimeler çoğu zaman gerçek duygularımızı ifade etmiyor. Sözler, davranışlar ve duygular arasında yaşadığımız çelişki hayatımızdaki insanlara da çelişki olarak yansıyor.

Bebekler ve hayvanlar ağzımızdan çıkan laflara göre değil enerjimize göre, duygularımıza göre algılıyor bizi. Onlar yalan nedir bilmiyor, riya nedir bilmiyor, rol nedir bilmiyor, onlar sadece hissediyor ve algılıyor. Onların reddedilme, sevilmeme, kabul görmeme gibi sanal korkuları yok. Dolayısı ile sözlerin onlar için pek bir önemi yok, onlar duygu detektörü gibi, sürekli anda yaşıyorlar ve beden dilimizi, yaydığımız enerjiyi algılayarak bizimle iletişim kuruyorlar.

İlişkilerimizi sadece sözlerle değil yaydığımız ve hissettiğimiz enerjilerle değerlendirelim, tıpkı Cesar Millan’ın programında sürekli yaptığı gibi. Kendimize soralım “Şu anda ne tür bir enerji yayıyorum?”

Ve sıkça hatırlayalım… Belki istediğimiz ilişkiye sahip değiliz ama mutlaka ihtiyacımız olan ilişkiye sahibiz. Bunu değerlendirelim, kendimize fısıldayan ve ilişkilerimize fısıldayan insan olalım.Kendimizi ve hayatı keyifle keşfedelim.

KD © 2011 Her hakkı saklıdır. Sitedeki yazılar izinsiz ve kaynak belirtmeden başka yerde yayımlanamaz. Ancak yazıları yazar ismi ve kaynak belirterek ya da dergiye link vererek paylaşabilirsiniz.

KEDİTÖR
HOMO NOVUS
BERABER BÜYÜYELİM
YOGA YOLU
Psiko Kinesiyoloji
KURALDIŞI DÜNYASI
İLUGA
ACİL SERVİS

karbonhidratlı yiyecekler yenilirken uyulacak ilkeler

Hipokrat, yiyeceklerin ilaçlarımız olması gerektiğini söylemiştir. Bu düşünceyi hayatımıza uygulamak için yemek yeme alışkanlıklarımızı değiştirmemiz ve belli ilkelere uymaya başlamamız gerekir. Karbonhidratlı besinler yerken her defasında bir çeşit karbonhidrat yiyin. Çeşitli nişasta türlerini karıştırmak iştah açar ve aşırı yememize neden olur.  >>

  • menopozun etkisiyle devamlı kilo alıyorum

    51 yaşındayım ve son senelerde menopozun da etkisiyle sanırım devamlı kilo alıyorum. Nerede hata yapıyorum acaba?

  • sırf bana inat başkasıyla evlendi

    Beni çok seven bir erkekle sırf ailem uygun görmediği için evlenmedim, o da bana inat başkasıyla evlendi. Bu pişmanlıktan kendimi nasıl kurtarabilirim? Artık kendi hayatımı yaşamak istiyorum, onları değil.

14 mayıs haftası burç yorumları

Güneş-Jüpiter kavuşumu hafta sonuna kadar toprak grubu burçlara (Boğa, Başak, Oğlak) mutluluk verecek ancak Boğaların ayaklarının altında hâlâ muz kabuğu var. Merkür-Mars-Plüton arasındaki işbirliği hafta ortasına kadar devam edecek. Hafta ortasında hızlı planet Merkür sahneden çekilecek ve güç birliğine Mars ile Plüton devam edecek. Mars ile Plüton’un işbirliği kariyer, sağlık, iş dünyası alanlarında büyük başarı ve destek sağlayacak.  >>

Ayrılıklar sevdaya dâhil mi?

Eski sevgilinizle görüşüyor musunuz? Ya da hiç gitmesini istemediğiniz sevdiğiniz bir gün sizi terk etse içiniz yine de sevgiyle dolu olabilir mi?  >>




Şifremi Unuttum



Üye Ol