Ağustos 2011
Ben kesinlikle margarin yemem. Birincisi, içinde aslında ne olduğunu bilmiyorum. Pamuk yağından mı yapılır, motor yağından mı yapılır, palm yağından mı? Bunun cevabı belli değil.
İkincisi, sıvı halden katı hale nasıl olduğunu anlamadığım bir yöntemle getiriliyor. Ne yayık tereyağı gibi yayıkta oluyor, ne süt kaymağı gibi kaynatılıp hazırlanıyor. Bilmediğimiz bir yöntem. Çince de bir ismi var: Hidrojenizasyon.
Üçüncüsü, margarin bir besin değil. Hiçbir şey değil. Hakiki tereyağı ve kaymağı düşünürsek mesela, bunların içinde Allah vergisi vitaminler, mineraller var. Yumuşak dokularımız, iç organlarımızın korunması, eklemlerimiz için ihtiyaç duyduğumuz “gerçek ve doğal” yağ var. Oysa margarin koca bir hiç.
Bir şeyin besin olduğunu en iyi nasıl anlarsınız biliyor musunuz? Onu bakteriler, mayalar yiyorsa besindir. Üstüne böcek konuyorsa besindir. Bir kenara biraz margarin koyun, ayrı bir yere de tereyağı. Tereyağı kısa sürede bozulur, ekşir. Çünkü onu gözümüzle göremediğimiz bakteriler yemeye başlamıştır. Margarinin üstüne gelen de giden de olmaz. Aylarca bozulmaz, yıllarca bozulmaz.
Dördüncüsü, “margarin çok ucuz olduğu için bütçemiz ancak buna elveriyor” diyenlere hak vermiyorum. Yüz yıl yaşayan büyüklerimizin içyağı, böbrek yağı, kuyrukyağı yerken herhalde bir bildikleri vardı. Bu yağlar şu anda alabileceğiniz en hesaplı yağlar. Hayvanın güzel otlaklarda otlamış olması koşuluyla çok sağlıklı yağlar aynı zamanda. En iyi kebapçıların sırrının kuyrukyağı olduğu aklımızın bir köşesinde kalsın.
Beşincisi, içinde çok katkı maddesi var. Renginin belli bir sarılıkta olması için boya, kokusunun belli bir tereyağı taklidinde olması için parfüm, tadının süt taklidinde olması için başka katkı maddeleri… Kıvamı için başka katkı maddesi, parlaklığı için başka katkı maddesi…
Altıncısı, hayvancılığımıza darbe vuruyor. Küçükbaş büyükbaş hayvan besicileri üstü kaymak bağlayan mis kokulu sütlerden tereyağı yapıp kaymak yapıp bize satsalar daha iyi değil mi? Bugün bir sürü besici ve mandıra çalışanı talep azlığından işlerini kaybediyor. Köyünde aç kalıyor. Köylerden şehirlere göç ediyor, yerinden yurdundan oluyor.
Yedincisi, margarincilerin hiçbir işe yaramayan ürünlerini pazarlama şekillerini çok çirkin buluyorum. Margarinin içindeki “trans yağlar”ı, (yani aslında bir cinsten başka bir cinse geçirilmiş yağlar) vücudumuz tanımıyor. Biz trans yağ yemeye devam ettikçe bu yabancı maddeler vücudumuzu hasta ediyor. Bu gerçeği bilen New Yorklular mesela, bütün lokanta, kafeterya, vb. toplu yemek yenilen yerlerde trans yağ kullanılmasını yasakladı. Bir de reklamcılar, utanmadan “geri kalmış ülkenin geri kalmış insanları” gibi gördükleri bizleri, kalbe faydalı, çocuklarınıza mutlaka yedirin diye kandırmaya çalışıyorlar (bir avuç dolar için değer mi?).
Hadi margarin üreticilerini anladık. Yaptığı işten zaten utanan reklâmcıları da anladık. Peki, beslenme uzmanlarına ne oluyor onu anlamadık. Kol kola vermiş, “çocuklarınıza margarin yedirin” diyorlar. Vatan gazetesinde “Margarin çocuklar için sağlıklı bir enerji kaynağı” diye devasa bir haber yapan Ayşe Aydın’a ne oluyor onu da anlamadık. Ayşe Aydın’a ve beslenmekten haberi olmayan beslenme uzmanlarına soruyorum: Sizin bu marifetlerinizi okuyup, inanıp da çocuğunu margarinle beslemeye kalkan bir anne, çocuğunun 15 yaşında kalp hastası olduğunu öğrenirse bunun vebalini üstlenecek misiniz? Vicdanınız rahat edecek mi? Geceleri rahat uyuyabiliyor musunuz? Kusura bakmayın Ayşe Hanım, piyasada bu kadar yayın varken, margarinin ne olup ne olmadığı bu kadar çok yazılıp çiziliyorken bir sürü insanın okuyacağı koca bir gazete yazısında margarini övebilmek için…(boşlukları siz doldurun).
Sekizincisi, biz margarinleri “trans yağ”, “hidrojenizasyon” “pamuk yağı” diye deşifre ettikçe içinde bunların olmadığı yeni margarinler türetiyorlar. Şimdiki son model margarinlerden bazılarının bu maddeler, bu yöntemler olmadan hazırlandığını iddia ediyorlar. Sonuçta “Bed asla necabet mi verir hiç üniforma? Zerdus palan ursan eşek yine eşektir!”
Not: Arzu Aygen’in 2008 yılında yayımlanmış olan bu yazısı güncelliğinden hiçbir şey yitirmemiştir.
KD © 2011 Her hakkı saklıdır. Sitedeki yazılar izinsiz ve kaynak belirtmeden başka yerde yayımlanamaz. Ancak yazıları yazar ismi ve kaynak belirterek ya da dergiye link vererek paylaşabilirsiniz.
Diğer "Kalem Kutusu" yazıları:

karbonhidratlı yiyecekler yenilirken uyulacak ilkeler
Hipokrat, yiyeceklerin ilaçlarımız olması gerektiğini söylemiştir. Bu düşünceyi hayatımıza uygulamak için yemek yeme alışkanlıklarımızı değiştirmemiz ve belli ilkelere uymaya başlamamız gerekir. Karbonhidratlı besinler yerken her defasında bir çeşit karbonhidrat yiyin. Çeşitli nişasta türlerini karıştırmak iştah açar ve aşırı yememize neden olur. >>
menopozun etkisiyle devamlı kilo alıyorum
51 yaşındayım ve son senelerde menopozun da etkisiyle sanırım devamlı kilo alıyorum. Nerede hata yapıyorum acaba?

sırf bana inat başkasıyla evlendi
Beni çok seven bir erkekle sırf ailem uygun görmediği için evlenmedim, o da bana inat başkasıyla evlendi. Bu pişmanlıktan kendimi nasıl kurtarabilirim? Artık kendi hayatımı yaşamak istiyorum, onları değil.

14 mayıs haftası burç yorumları
Güneş-Jüpiter kavuşumu hafta sonuna kadar toprak grubu burçlara (Boğa, Başak, Oğlak) mutluluk verecek ancak Boğaların ayaklarının altında hâlâ muz kabuğu var. Merkür-Mars-Plüton arasındaki işbirliği hafta ortasına kadar devam edecek. Hafta ortasında hızlı planet Merkür sahneden çekilecek ve güç birliğine Mars ile Plüton devam edecek. Mars ile Plüton’un işbirliği kariyer, sağlık, iş dünyası alanlarında büyük başarı ve destek sağlayacak. >>
Eski sevgilinizle görüşüyor musunuz? Ya da hiç gitmesini istemediğiniz sevdiğiniz bir gün sizi terk etse içiniz yine de sevgiyle dolu olabilir mi? >>
Size aynen katılıyorum. TV izlerken zeytinyağlı çok sağlıklı bir margarin reklamı görünce sinirlendim ve margarinin sağlıklısı mı olur, kimi kandırıyorsunuz diye bir mesaj yazdım. Bir daha o firmanın reklamını hiç görmedim. Bilemiyorum benim etkim ne kadardır.