On Bir Yaşındayım ve Annemle Uyuyorum

Eylül 2011

Nilüfer Devecigil  kim (kim)


Üç yıllık psikoloji mastırı eğitimini Amerika’da Naropa Üniversitesi’nde Transpersonal Counseling Psychology üzerine tamamladı.

Uzmanlık alanı çocukla ebeveyn arasındaki bağlanma ve çocuklarda travmanın etkileri ile tedavi şekilleri olan Devecigil, eğitimi süresince, oyun terapisi uzmanları Carol ve Byron Norton, travma uzmanlığıyla tanınan Pat Ogden gibi konusunda öncü terapistlerle çalışma imkânı buldu.

Amerika’da çeşitli klinik ve devlet okullarında çocuklarla oyun terapisi uygulamalarının yanı sıra doğal ebeveynlik ve ana-baba okulu üzerine seminerler verdi. 2009 Temmuz ayında Kolorado Üniversitesi’nde, Ceza ve Ödülün Ötesinde, Stres ve Travmadan İyileşme adlı workshopları sundu. Beyond Consequences and Logic ve Aware Parenting enstitülerinin Türkiye’deki uzman eğitmenidir.

yorum (5) gönder Sep Icon yazdır

 

Elif on bir yaşında. Hâlâ annesiyle uyuyor. İlk defa dokuz yaşındayken gitmiş terapiste. Annesi bekleme salonunda beklerken terapist abla ona, bundan sonra annesiyle uyuyamayacağını söylemiş; o ilk seans Elif’e kendisini kötü hissettirmiş. Gülen suratlar vermiş bu abla ona her kendi başına uyuduğunda ve bu gülen suratlar hediyelere dönüşmüş sonrasında. Zamanla hoşuna gitmeye başlamış onu dinleyen birinin varlığı, hatta kendi başına uyumaya bile başlamış. Sonra terapist ablayla seanslar sona ermiş ve Elif yeniden annesiyle uyumaya devam etmiş. Aradan bir yıl geçmiş, bir başka terapist ablaya gitmişler. Bu abla ona anneyle uyumanın beş yaşlarında sona erdiğini, demek ki onun hâlâ oralarda bir yerlerde takılıp kaldığını söyleyince yine kendini kötü hissetmiş Elif. Hatta iki seanstan sonra bir daha bu ablaya gitmemiş.

Elif bütün bunları bana anlatırken onun neyi sevip neyi sevmediğini bu kadar rahat ifade edebilmesine hayran olmuştum. Ona herhangi bir arkadaşının evinde kalıp kalmadığını ya da okul gezilerine gidip gitmediğini sordum. Bana gidebildiğini ancak giderken pelüş oyuncağını da yanında götürdüğünü söyledi. Derken aslında evde olduğunda annesi ile uyumanın annesinin güvende olduğunu bilmesine dayandığını fark ettik.

Annesiyle ilişkisini sordum. Akşamları yattığında günü sorguladığını ve bazen annesinin onu az sevdiğini düşündüğünü söyledi. Nedenini bilmiyordu. Bu aralar onlarla yemek yemediğini, belki de onun için annesiyle babasının onu az sevdiğini düşündüğünü söyledi. Nereden anlıyorsun dediğimde, “Çünkü beraber keyifli zaman geçirmiyoruz” diye cevap verdi. Beraber oynamadıklarını, televizyon, alışveriş gibi gereklilikler olmadan beraber zaman geçirmediklerini söyledi. Bunu söyledikten sonra bunu fark etmiş olmanın onu şaşırttığını ekledi. Gözleri doldu ve ona bunu söylediğimde “evet” dedi: “Bazen duygulandığımda boğazımda kalıyor kelimeler. Sanki bir şey söylemek istiyorum da söyleyemiyorum gibi.”

- Bunu başka hissettiğin zamanlar var mı?

- Evet, pelüş oyuncağıma sarılarak sessizce ağladığımda da oluyor.

- Gel biraz kalalım şu an hissettiğin duyguda. Pelüş oyuncağına sarıldığını farz et. Ne oluyor?

- Ağlamak istiyorum.

- Peki, annene sarıldığını düşündüğünde?

- O bana sarılırsa o an daha çok ağlarım.

- Daha çok ağlamak istemiyorsun? Pelüş oyuncakla ağlamak daha güvenli.

- Evet, çünkü o konuşamıyor.

- Seni yargılamıyor, ağlama demiyor.

Elif’in gözleri iyice doldu ben bu sözleri söyleyince. Ona arkadaşlarıyla oynarken bazen sakin ve iyi davranmak istemesine rağmen içinde kendini öfkeli, kötü hissettiği bir zaman olup olmadığını sordum. Bir olay hatırladı ve bunu benimle paylaştı: Ayşe adında bir arkadaşı olduğunu ve kendini nedenini bilmediği bir şekilde sinirli hissettiği bir gün ona iyi davranamadığını anlattı.

Bazen büyüklerin de böyle zamanları olduğunu paylaştım Elif’le. Belki de bazen annesiyle ilişkisinde annesinin söylediğinden çok, içinde hissettiğini sezip karmaşık duygular içinde olabileceğini konuştuk. Bunu üzerine Elif, birkaç ay önce Türkçe sınavı ile ilgili banyoda geçirdiği ağlama krizini paylaştı.

- Babam anlamıyor zaten. “Biz bu kadar onun için her şeyi yapıyoruz, o neden ağlıyor” deyip geçiyor. Annem banyonun kapısını çaldığında içimden ona “Git” demek geldi o gün. Zaten çoğu zaman öyle oluyor. Ve öyle yapıyorum. Ama birkaç dakika sonra gelip yeniden çalmasını istiyorum. Git dediğimde bile yanımda olduğunu bilmek istiyorum. Ve bunu, neden bilmiyorum anneme söyleyemiyorum.

- Annen sen ağlarken kapıyı çalıp, “Güzel kızım ben buradayım, bir şeye ihtiyacın var mı?” dese ve sen ona “Giiit” diye bağırdığında gidip birkaç dakika sonra gelip yine kapıyı tıklatıp “Sadece burada olduğumu bilmeni istedim” dese. Yani sen ona git desen de, bağırsan da;  seni yargılamadan, sana kızmadan onun hep orada olduğunu bilmeye ihtiyacın var.

Elif’in gözleri yeniden doldu ve şöyle devam etti: “Bağırdığımda da bana ‘Alçak sesle konuş’ diyorlar. Ama çok tetiklendiğimde öfkemi dışa vurmaya ihtiyacım var. Onlara kabalık yapmak değil niyetim. Bana kısık sesle söyle dedikçe onlar;  beni dinlemediklerini, anlamadıklarını düşünüyorum.”

Seansımızın bitmesine on beş dakikamız kaldığını söyledim. Yeniden annesiyle yatması konusuna geri dönüp ondan o akşam evdeki yatağında tek başına uyuması olasılığını düşünmesini hissettim. Ve bu çalışmayı akşam tek başına yatması için değil, sadece farkındalık kazanmak için yaptığımızı söyledim. Ayrıca o istemedikçe benim ondan hiçbir zaman böyle bir beklentim olmadığını da ekledim.

- Bu olasılığı düşününce nasıl bir duygu geliyor?

- Korku

- Bedeninin hangi bölgesinde hissediyorsun?

- Midem bulanıyor.

- Bu bulanmayı hayatında ilk hissettiğin zamanı söyler misin? Bu gözünün önüne gelen bir resim olabilir, olay olabilir. Fazla düşünmeden aklına ilk geleni paylaşmanı istiyorum.

- Altı yaşında anaokuluna giderken eve hırsız girmişti. Onu hatırlıyorum. Bir de sanki, sallanan yatak gitmiş de başka bir yatak gelmiş gibi.

Hırsızlık konusunu başka bir seansta konuştuğumuz için sallanan yatağı sormayı tercih ettim. Eğer hâlâ bu konuda söyleyeceği bir şeyler varsa bana bunu belli edeceğini biliyordum.

- Yeni bir yatak mı?

- Yok, yatağın yanındaki güvenlik çıkmış ve ben o olmayınca kendimi güvende hissetmiyormuşum gibi.

- Yanında annen olsun istiyorsun.

- Annemin kendini kötü hissettiği duygusu geliyor. Onun mutsuz olduğu ve ona nasılsın dediğimde bana cevap vermedi zamanları sevmiyorum.

- Üzgün olması ve bunun sebebini sana anlatmaması seni kötü hissettiriyor.

- Evet, onu öpüp rahatlatmak istiyorum, o benden kaçıyor.

- O kendini kötü hissettiğinde sana bunu anlatmasını istiyorsun. Çünkü bunun seninle ilgili olmadığını, senden kaynaklanmadığını bilmeye ihtiyacın var.

- Evet. Benim yüzümdenmiş gibi hissediyorum.

- Neye ihtiyacın var Elif? Elinde sihirli bir değnek olsa neyi değiştirirdin?

- Sizinle konuştuklarımı hem annemin, hem de babamın anlamasını isterdim.

- Başka? Annenin ömür boyu seninle yatmasını ister miydin?

- Hayır, tek başıma uyumak isterdim.

- Tek başına uyumak için neye ihtiyacın var?

Biraz düşündükten sonra dedi ki; “Annemle güzel bir gün geçirdiğimin akşamı tek başıma uyuyabilirim.”

- Bana bu güzel günü anlatabilir misin?

- Beni üzmeden bana sınır koyuyor. Her istediğimi yapmasını istemiyorum zaten. Bana sınır koyması hoşuma gidiyor. Ama bana güvendiğini bilmeye ihtiyacım var. Odanı topla, şunu yap, bunu yap dediğinde onların hiçbirini yapmak istemiyorum. Kendi zamanımda bütün bunları yapacağıma güvenmesini istiyorum. Annem kendi yaptıklarımla beni baş başa bırakmadığı için kendi başıma uyuyamıyorum sanki.

- Bu son söylediğin önemli bir farkındalık Elif.

- Evet, bende şaşırdım. Galiba öyle. Odamı zaten dağınık ben de sevmiyorum. Zaten toplayacağım ve toplayabilirim. Benim sınırlarıma da saygı gösterilsin. Telefonuma şifre koyduğumda bunu bilmek istiyorlar. Çünkü unutacağımı düşünüyorlar.

Elif son beş dakikayı ihtiyaçlarını dile getirmekle geçirdi. Artık büyüyordu ve onun annesinden ayrılabilmesi için, önce annesinin onu bırakmasına ihtiyacı vardı.

O anlattı, ben dinledim: Ne ödüle, ne de gülen surata ihtiyaç vardı!

Sevgiyle kalın.

 

Not:  Okuduğunuz hikâye gerçek bir seanstan aktarılmıştır. Ancak gerçek isimler kullanılmamıştır.
Danışanın bilgisi ve izniyle yayımlanmaktadır.

 

KD © 2011 Her hakkı saklıdır. Sitedeki yazılar izinsiz ve kaynak belirtmeden başka yerde yayımlanamaz. Ancak yazıları yazar ismi ve kaynak belirterek ya da dergiye link vererek paylaşabilirsiniz.

KEDİTÖR
HOMO NOVUS
BERABER BÜYÜYELİM
YOGA YOLU
Psiko Kinesiyoloji
KURALDIŞI DÜNYASI
İLUGA
ACİL SERVİS

karbonhidratlı yiyecekler yenilirken uyulacak ilkeler

Hipokrat, yiyeceklerin ilaçlarımız olması gerektiğini söylemiştir. Bu düşünceyi hayatımıza uygulamak için yemek yeme alışkanlıklarımızı değiştirmemiz ve belli ilkelere uymaya başlamamız gerekir. Karbonhidratlı besinler yerken her defasında bir çeşit karbonhidrat yiyin. Çeşitli nişasta türlerini karıştırmak iştah açar ve aşırı yememize neden olur.  >>

  • menopozun etkisiyle devamlı kilo alıyorum

    51 yaşındayım ve son senelerde menopozun da etkisiyle sanırım devamlı kilo alıyorum. Nerede hata yapıyorum acaba?

  • sırf bana inat başkasıyla evlendi

    Beni çok seven bir erkekle sırf ailem uygun görmediği için evlenmedim, o da bana inat başkasıyla evlendi. Bu pişmanlıktan kendimi nasıl kurtarabilirim? Artık kendi hayatımı yaşamak istiyorum, onları değil.

14 mayıs haftası burç yorumları

Güneş-Jüpiter kavuşumu hafta sonuna kadar toprak grubu burçlara (Boğa, Başak, Oğlak) mutluluk verecek ancak Boğaların ayaklarının altında hâlâ muz kabuğu var. Merkür-Mars-Plüton arasındaki işbirliği hafta ortasına kadar devam edecek. Hafta ortasında hızlı planet Merkür sahneden çekilecek ve güç birliğine Mars ile Plüton devam edecek. Mars ile Plüton’un işbirliği kariyer, sağlık, iş dünyası alanlarında büyük başarı ve destek sağlayacak.  >>

Ayrılıklar sevdaya dâhil mi?

Eski sevgilinizle görüşüyor musunuz? Ya da hiç gitmesini istemediğiniz sevdiğiniz bir gün sizi terk etse içiniz yine de sevgiyle dolu olabilir mi?  >>




Şifremi Unuttum



Üye Ol