Siz Ne Tür Bir İlişki Mirası Devraldınız?

Eylül 2011

Dilek Kökter  kim (kim)

30 Temmuz 1967’de ikinci çocuk olarak İstanbul’da hayata merhaba dedi. Değişimin hayatın ta kendisi olduğunu ve her problemin içinde şifalandırıcı bir fırsat gizlendiğini deneyimle öğrendi.

Bitmek tükenmek bilmeyen merak duygusu ve öğrenme açlığı ona hayatında hep yeni kapılar açtı. İnsan psikolojisine ve hayatın mucizesine duyduğu merak ergen yaşlarında başladı.

Kitap okumayı seven, belgesel izlemeye bayılan, dansla kendinden geçen, hayatın coşkusuyla hüznüyle en iyi öğretmen olduğunu bilen ve olumlu düşüncenin gücüne inanan biri olarak tanımlıyor kendini.

Yaşam Okulu sürecinde yüklerinden özgürleşmeyi, yazmaya olan ilgisini ve yazı yazmanın ne kadar şifa verici bir “ilaç” olduğunu keşfetti.

Kendini tanıma yolculuğunda keyifle yürümeye devam ediyor.

yorum (1) gönder Sep Icon yazdır

Miras denince akla ilk gelen mal, mülk, para oluyor. Oysa gerçek miras dokuz aylık ana rahmi döneminde ve 0-6 yaş arasında devraldığımız psiko-duygusal miraslar. Bunlar ilk etapta gözle görülmediği, elle tutulmadığı için onları yok sayıyoruz ama geçen yıllarla beraber bir bir bilinç yüzeyine çıkmaya başlıyorlar.

Bugün yaşadığımız birçok problemin kökeni bu ilişki mirasına dayanıyor. Bu öyle bir miras ki, kimimiz adına kader diyoruz kimimiz kör talih.

Ana rahmine düştüğümüz andan itibaren miras devri başlıyor. Ebeveynlerin duyguları doğrudan bebeğe geçerek aralarındaki ömür boyu sürecek ilişkilerin temelini atıyor. Ebeveynler arasında aşk var mı yoksa bebek bir kaza kurşunu olarak ya da istem dışı bir beraberliğin ürünü olarak mı doğacak, her iki ebeveyn de bebeği istiyor mu, oğlan veya kız olmasının önemi var mı, tüm bunlar ebeveynlerin enerjilerini etkilerken bebeğin duygusal gelişimini de doğrudan şekillendiriyor. Doğumdan sonra miras devri daha da hızlanıyor. Anne baba arasındaki ilişki ve çocuğun anne babasıyla olan ilişkisi gelecekte çocuğun geliştireceği tüm ilişkilerin temel kalıplarını oluşturuyor. Çocuk dış dünyayla ve başkalarıyla olan ilişkileri anne babayı modelleyerek ediniyor. Çocuk 0-6 yaş arasında izliyor, dinliyor, öğreniyor ve öğrendikleriyle de çekirdek inançlarını oluşturuyor. O yaşlarda hissettiği güvensizlik, yetersizlik, değersizlik, reddedilme korkusu vb duygular ona ömrü boyunca eşlik ediyor ve bir yetişkin olduğunda neden tekrar tekrar benzer ilişkileri hayatına çektiğini bir türlü anlayamıyor. Çocuklar sevmeyi ebeveynlerinin öğrendiği gibi öğreniyor ve deneyimleyecekleri her ilişkiye çocukluğun duygusal gözlükleriyle bakıyor. Ne çok insan hayatını bu gözlükleri çıkarmadan geçiriyor ve devraldığı ilişki mirasından özgürleşemeden bu dünyaya veda ediyor. Çoğu insan ilişki mirasının gücünü hiç anlayamadığı için otomatik olarak bir sonraki nesle aktarıyor. Onlar, bizi ömür boyu takip eden gölgelerimiz haline dönüşüyor. Birçok insan bu duruma kader deyip geçiyor, oysa kaderimizi değiştirmek bizim elimizde. Bu değişikliği yapabilmek için öncelikle mevcut durumumuzu olduğu gibi kabul etmemiz gerekiyor, çünkü kabul etmediğimiz bir şey bizde değişim isteği yaratamaz. Bu yolculuk kendimizi yakından tanımakla başlıyor. Bu her zaman tek başımıza yapabileceğimiz bir yolculuk değil, süreç içerisinde ihtiyaç duydukça bazı kaynaklardan destek alabiliriz. Başkalarıyla yaşadığımız ilişkilerden yararlanabiliriz mesela, onlar bize kocaman birer ayna tutuyor, özellikle de ikili ilişkilerimiz. İnsanlarla sıkça hangi konularda anlaşmazlık yaşıyoruz, partnerimizde sinir olduğumuz özellikler neler, gün boyu zihnimizden ne tür düşünceler geçiyor, tüm bunlar bize ipuçları veriyor. Objektif değerlendirmelerine güvendiğimiz yakınlarımızdan kendimiz hakkında geri bildirim isteyebiliriz. Örneğin, “Tıpkı annen gibi davranıyorsun” lafı bile bize bir dünya ipucu sunar.  Bu konulara ışık tutan kitaplar okuyabilir, seminerlere ve eğitimlere katılabiliriz. Yeter ki devraldığımız mirasımızla yüzleşmek isteyelim, yeter ki kendimizi tanımak isteyelim.

Siz ne tür bir ilişki mirası devraldınız? İlişkide terk eden misiniz, terk edilen mi? Yoksa katlanan mı? Yaşadığınız hayat gerçekten sizin mi? Gerçek anlamda sevdiğinizi ve sevildiğinizi hissedebiliyor musunuz? Parayla olan ilişki kalıbınızı kimden devraldınız? Hayat sizin için ne ifade ediyor, keyif mi eziyet mi? Onunla savaşıyor musunuz, sevişiyor musunuz? İkili ilişkilerde neleri tekrar tekrar yaşıyorsunuz? Bu soruların her biri kendimizi tanıma yolcuğunda ve ilişki mirasımızdan özgürleşme yolunda bizim yolumuzu aydınlatabilecek rehberler.

Ayrıca bu konuda okuyabileceğiniz birçok kitap var, bunlardan bazıları şunlar:

Gölgenin Sırrı – Debbie Ford
Geçmiş Şimdi Olduğunda – Dr. David Richo
Duygusal Yüzleşme – Michael Sky
Dünya Hızla Değişiyor Ya Sen? – Neale Donald Walsch
Özsaygı – Saim Koç – Nil Gün
Beyaz Atlı Kurbağalar – Saim Koç
Geçmişin Gölgeleri – Nil Gün

Bu kitapları okurken kendi ilişki mirasımızı keşif yolculuğuna çıkabilir, kaderimizi değiştirmek için önemli adımlar atabiliriz. Ve en önemlisi, bu yolculuktan keyif almayı seçebiliriz.

KD © 2011 Her hakkı saklıdır. Sitedeki yazılar izinsiz ve kaynak belirtmeden başka yerde yayımlanamaz. Ancak yazıları yazar ismi ve kaynak belirterek ya da dergiye link vererek paylaşabilirsiniz.

KEDİTÖR
HOMO NOVUS
BERABER BÜYÜYELİM
YOGA YOLU
Psiko Kinesiyoloji
KURALDIŞI DÜNYASI
İLUGA
ACİL SERVİS

karbonhidratlı yiyecekler yenilirken uyulacak ilkeler

Hipokrat, yiyeceklerin ilaçlarımız olması gerektiğini söylemiştir. Bu düşünceyi hayatımıza uygulamak için yemek yeme alışkanlıklarımızı değiştirmemiz ve belli ilkelere uymaya başlamamız gerekir. Karbonhidratlı besinler yerken her defasında bir çeşit karbonhidrat yiyin. Çeşitli nişasta türlerini karıştırmak iştah açar ve aşırı yememize neden olur.  >>

  • menopozun etkisiyle devamlı kilo alıyorum

    51 yaşındayım ve son senelerde menopozun da etkisiyle sanırım devamlı kilo alıyorum. Nerede hata yapıyorum acaba?

  • sırf bana inat başkasıyla evlendi

    Beni çok seven bir erkekle sırf ailem uygun görmediği için evlenmedim, o da bana inat başkasıyla evlendi. Bu pişmanlıktan kendimi nasıl kurtarabilirim? Artık kendi hayatımı yaşamak istiyorum, onları değil.

14 mayıs haftası burç yorumları

Güneş-Jüpiter kavuşumu hafta sonuna kadar toprak grubu burçlara (Boğa, Başak, Oğlak) mutluluk verecek ancak Boğaların ayaklarının altında hâlâ muz kabuğu var. Merkür-Mars-Plüton arasındaki işbirliği hafta ortasına kadar devam edecek. Hafta ortasında hızlı planet Merkür sahneden çekilecek ve güç birliğine Mars ile Plüton devam edecek. Mars ile Plüton’un işbirliği kariyer, sağlık, iş dünyası alanlarında büyük başarı ve destek sağlayacak.  >>

Ayrılıklar sevdaya dâhil mi?

Eski sevgilinizle görüşüyor musunuz? Ya da hiç gitmesini istemediğiniz sevdiğiniz bir gün sizi terk etse içiniz yine de sevgiyle dolu olabilir mi?  >>




Şifremi Unuttum



Üye Ol