Ekim 2011
“Nefreti nefretle yenemezsiniz. Nefreti sevgiyle yenebilirsiniz” demişti Martin Luther King. Nefret, kin, intikam gibi duygular insanın zehri kendisinin içip karşısındakinin ölmesini beklemesidir. Bu tür yıkıcı duyguları besleyen kişi, yıkıcılığın stresini önce kendi zihninde hisseder. Bağışıklık sisteminin dengesini bozan stres kaynaklı hormonların hastalık yaratan etkisini önce kendi bedeninde hisseder. Başkalarına verdiği zarar ikinci eldir. Ama nefreti, öfkesi, kini, intikam duygusu varlığını öylesine ele geçirmiştir ki önce kendisine zarar verdiğinin; ruhuna, zihnine, bedenine verdiği zararların bilincinde bile değildir. Beden/ zihin/ruh ilişkisinin bağını görmesini engeller nefretin körlüğü.
Nefret ve intikam çığlıkları atan kişinin kazandığı zafer “Pirüs zaferi”dir ancak. Kaybedilenin kazanılandan çok daha büyük olduğu yıkıcı bir zafer(!) Kişi yediği soğuk intikam yemeğinin doyumunu çok kısa bir süre yaşar. Sonrası ise kibrin yan etkisi olan yalnızlık duygusu ve öz nefrettir. Nefretten beslenen kişi, fast food gıdalarla beslenen kişi gibi sağlığını kaybeder.
Toplumsal nefretler daha da tehlikelidir. Kişiye suni ve geçici bir “aidiyet duygusu” yaşatır. Bugüne kadar savaşarak kalıcı barışı kim sağladı? Kim? Tarihten ve bugünden tek bir örnek gösterebilir misiniz? Bu savaşta yenilen grup /halk/ ülke daha büyük bir öfkeyle saldıracağı günü bekler. Tam bir kaybet/ kaybet oyunu.
Son 30 yıldır bu topraklar on binlerce gencin kanıyla sulandı. Şehit dedik, ölü ele geçirildi dedik, gerilla dedik, terörist dedik… Sonuç: ister yüceltici ister aşağılayıcı ne isim verirsek verelim hayatının baharında ölen on binlerce genç … ve hepsinin akan kanı aynı renkteydi. Ölenlerden tek bir genç bile varlıklı zümrenin çocuğu değildi.
“Bir yerde adaletsizlik varsa her yerde adaletsizlik vardır” diyen King’i hatırlamakta yarar var. King de Gandhi de hiçbir şiddete başvurmaksızın amaçlarına ulaştı.
Kalıcı çözüm daima adaletin sağlanması ve empati içeren sağlıklı iletişimle yaratılır.
“Hep aynı şeyi yapıp bu kez farklı sonuç beklemek deliliğin tanımıdır” sözünü çoğumuz biliriz. Peki, bunu asıl bilmesi gerekenler biliyor mu?
Ayrımcılığı kışkırtacağımıza okullarda karakter gelişimi ve insani değerler öğretilmeli. İnsanlar hezeyanı değil, sağduyulu düşünceleri ve duyguları paylaşmalı. Televizyonların halkı uyutan değil uyandıran bir araç olmasını hayal ediyorum. Bizi özgür kılacak şey gerçeklerle yüzleşmek, gerçekleri öğrenmektir; ister kişisel boyutta ister toplumsal boyutta.
Terör korkudan beslenir ve puslu ortamları sever. Sevgiyi bilmeye her zamankinden çok ihtiyacımız var. İçimizin acısını iyileştirecek tek şey sevgi. Barışa nasıl yatırım yapacağımız üzerinde kafa yoralım. Halk barış istiyor. Savaştan çıkarı olan… halk değil!
Sevgiyle hoşça olun.
Nil Gün
KD © 2011 Her hakkı saklıdır. Sitedeki yazılar izinsiz ve kaynak belirtmeden başka yerde yayımlanamaz. Ancak yazıları yazar ismi ve kaynak belirterek ya da dergiye link vererek paylaşabilirsiniz.
Diğer Nil Yazıları:
Dahi Mozart Efsanesi ve On Bin Saat
Kuraldışı TV'de Neler Var? İzleyin!
Sevgiliye Verebileceğiniz En Romantik Üç Öpücük
Bireysel Gelişimin Öncelikler Listende Kaçıncı Sırada?

karbonhidratlı yiyecekler yenilirken uyulacak ilkeler
Hipokrat, yiyeceklerin ilaçlarımız olması gerektiğini söylemiştir. Bu düşünceyi hayatımıza uygulamak için yemek yeme alışkanlıklarımızı değiştirmemiz ve belli ilkelere uymaya başlamamız gerekir. Karbonhidratlı besinler yerken her defasında bir çeşit karbonhidrat yiyin. Çeşitli nişasta türlerini karıştırmak iştah açar ve aşırı yememize neden olur. >>
menopozun etkisiyle devamlı kilo alıyorum
51 yaşındayım ve son senelerde menopozun da etkisiyle sanırım devamlı kilo alıyorum. Nerede hata yapıyorum acaba?

sırf bana inat başkasıyla evlendi
Beni çok seven bir erkekle sırf ailem uygun görmediği için evlenmedim, o da bana inat başkasıyla evlendi. Bu pişmanlıktan kendimi nasıl kurtarabilirim? Artık kendi hayatımı yaşamak istiyorum, onları değil.

14 mayıs haftası burç yorumları
Güneş-Jüpiter kavuşumu hafta sonuna kadar toprak grubu burçlara (Boğa, Başak, Oğlak) mutluluk verecek ancak Boğaların ayaklarının altında hâlâ muz kabuğu var. Merkür-Mars-Plüton arasındaki işbirliği hafta ortasına kadar devam edecek. Hafta ortasında hızlı planet Merkür sahneden çekilecek ve güç birliğine Mars ile Plüton devam edecek. Mars ile Plüton’un işbirliği kariyer, sağlık, iş dünyası alanlarında büyük başarı ve destek sağlayacak. >>
Eski sevgilinizle görüşüyor musunuz? Ya da hiç gitmesini istemediğiniz sevdiğiniz bir gün sizi terk etse içiniz yine de sevgiyle dolu olabilir mi? >>
Oğlum daha doğmamıştı, bugün yaşanan olayların aynıları yaşanıyordu. Aradan 20 yıl geçti. Başbakanlar değişti ama ölen gençlerin ardından yapılan söylemler değişmedi, her başbakan aynı cümleyi kullandı: ”Terörü şiddetle kınıyoruz” O günden bugüne değişen tek şey ölen gençlerin sayısında giderek büyüyen artış! Şiddet şiddeti doğuruyor, bu o kadar açık ve net ki, yaşananların kan davasından ne farkı var? Hepimiz aynı dünyanın insanlarıyız ama insan olmayı öğrenemedik bir türlü.
Bu yazıyı ben bir uyanış çağrısı olarak görüyorum. İnsan kendini sevdiği ölçüde sevgiye açık ve nefrete uzak olabiliyor. Bunca yıldır nefretle hareket ettik, dışladık, dışlandık, onlar ve bizler kavramını hep birlikte yarattık. Bu ayrımcılık varken aidiyet sınırları da giderek yükseliyor doğal olarak. İçimize ekilmiş bu nefret tohumunun artık farkına varalım. Onu iyileştirecek olan bizden başkası değil. İkinci el nefret değil, ikinci el sevgi verelim başkalarına. Empati, anlayış, affetmek, sevgi; bunlar okullarda öğretilsin artık. Bu yazı gibi bol bol yazılar girsin hayatımıza, biz uyanalım ki çocuklarımız da uyuya kalmasın insanlık dersinden.
Ne yazacagimi bile kestiremiyorum iki gundur herkes savas naralari atarken sizin gibi insanlara ne cok ihtiyacimiz var. Soylediginiz gibi 30 yildir kanla cozulmedi demekki baska yollar bulmak lazim .Olen kim? Olduren kim?. Gencecik insanlar topraga verilirken vatan sag olmuyor vatan halkla var olulerle degil. Savas cigliklari atanlarin kendi cocuklarinin basina gelse ne dusuneceklerini merak ediyorum. Inadina , israrla tekrar tekrar BARIS BARIS BARIS…