Aralık 2011
Yıl 1969 idi. 17 yaşındaydım. Plajda minicik bikinimle otururken, çevremde güneşlenen, yürüyen, sohbet eden 40’lı 50’li yaşlardaki kadınlara gözüm takılıyordu. Aklımdan şu düşüncelerin geçtiğini dün gibi hatırlıyorum. “Onlar da bir zamanlar benim gibi gençti. Ben de bir zaman sonra onların yaşında olacağım. Acaba gençliklerinin kıymetini gençken bildiler mi?” Merak duygum ve öğrenmeye olan açlığım o zaman da vardı, şimdi de var. Bu özelliğimi seviyorum. Bana hayatımı kazandırdı, inanılmaz deneyim zenginliği sundu.
Gözüme beş kişilik bir “yaşlı” kadın grubunu kestirerek yanlarına gittim. “Merhaba” diyerek oturmak için izin istedim. O zamanlar 30’lu yaştaki insanlar bile yaşlı geliyordu bana. Biraz hoşbeşten sonra aklımdan geçen soruyu sordum ortaya. Çok şaşırmışlardı gencecik bir kızdan gelen bu soruya. Suratlarında beliren ifadeleri de net hatırlıyorum. Şaşırmış ama konuşmaya istekliydiler. Üç saat kadar sürecek olan sohbetimizde gerçek düşünce ve duygularını paylaştılar daha önce hiç tanımadıkları bu genç kızla.
Kimse onlara bu soruyu sormamıştı daha önce. Hatta kendilerine de sormamışlardı.
Hayır, hiçbiri gençliğini yaşayamamıştı. Biri hariç hiçbiri sevdiğiyle evlenmemişti. Zaten sevdikleri birilerinin olmasına da fırsat bulamadan kısmetleri çıkınca evlenmişlerdi. Evlenme yaşları 17-21 arasında değişiyordu. O sevdiğiyle evlendiğini söyleyen kadın da 34 yaşında üç çocukla dul kalmış, bir daha evlenmemişti. İstedikleri okullara gidememişler, istedikleri meslekte çalışamamışlardı. Biri bankada çalışıyordu, diğer dördü ev kadınıydı. Sadece gençliğini değil, şimdiki yıllarını da ziyan ettiğini ama ne yapacağını bilemediğini söyledi biri. Diğerleri de onu onayladı. Hayatlarını yaşayamamış, başkalarının istekleri doğrultusunda bir varoluş yolunu kabullenmişlerdi. O yıllarda çoğu kadın hatta erkek, hayatını anne babanın, toplumun belirlediği kurallar içinde sürdürüyordu (şimdi ne kadar farklı, onu siz değerlendirin).
Annem sadece 35 yaşındaydı ben 17 iken. O ve arkadaşları da plajda tanıştığım bu kadınlardan farklı bir hayat sürmüyordu.
İşte o gün hayatımın kararını verdim. Gençliğimin değerini gençken bilecektim; hayatımın tüm anlarının da. Kendi hayatlarında mutsuz ve doyumsuz bir hayat süren “yetişkinlerin” nasıl yaşamam gerektiği ile ilgili görüşlerini kulak ardı etmeye karar vermiştim. Yaşantılarıyla kendime örnek alabileceğim insanların fikirleri önemliydi benim için. Yaşam karşıtı örflerin, âdetlerin, tabuların kıskacında kalmadan hayatımı özgürce yaşayacaktım. Kendi doğrularımın ne olduğunu kendim bulacaktım.
Yaptığım seçimlerin sorumluluğunu alarak yaşayacağıma söz verdim kendime. Bu söz, benim için hayatımın ikinci önemli dönüm noktası oldu. İlkinde 1966 yılında ve 14 yaşında idim; ilk naylon çorabımı almak için babamdan para istediğimde vermemişti. Ben de bir daha babama muhtaç olmamak için acilen yarı zamanlı bir iş bulmuştum. O gün baba ve koca parası yemeyeceğime ant içmiştim.
Bu ikinci sözüm hem ekonomik hem duygusal konuda kendi hayatımın sorumluluğunu almakla ilgili olmuştu. Bu sözü tutmak için de öncelikle ekonomik özgürlüğümü kazanmam gerektiğini kavramıştım. Plajdaki kadınların hiçbirinin ekonomik özgürlüğü yoktu. Belki de ilk kez, duygusal boyutta ne hissettikleri üzerinde düşünüyor ve 17’lik bir genç kızla paylaşıyorlardı.
Amerika’ya ailemin HİÇBİR desteği olmadan tamamen kendi yarattığım imkânlarla ve cebimde 200 dolarla gittim… Ve orada hiç kimseyi tanımıyordum. Yepyeni bir ülke, yepyeni bir dünya, yepyeni bir yaşam… Kimine cesurca gelebilir; benim içinse içtiğim su kadar doğaldı bu adım. Sonradan öğrendim ki cesur diye nitelediğimiz kişiler yaptıkları şeyin bir cesaret olduğunu düşünmüyor. Sadece yapmak istedikleri şeyi yapıyorlar. Sadece dışarıdan bakıldığında yapılanlar cesurca görülüyor. Ben cesurmuşum meğer. Yürek bir şeyi istediğinde, gerçekten istediğinde onu gerçekleştirecek kapılar açılır.
50. yaş günümü bir restoranda kutluyorduk. Pastam kesilirken yan masada oturan bir genç, “50 yaş mıııı? O kadar yaşlı olmak istemem” dedi yüksek sesle. Ben de gülerek ona şöyle dedim. “Bunu önlemenin bir yolu var: Genç yaşta ölmek.” Delikanlının yüzü allak bullak olmuştu.
Aradan on yıl daha geçti.
Bugün 1 Aralık 2011… ve tam 60 yaşındayım. O plajda sohbet ettiğim kadınlardan çok daha “yaşlı.”
Modern toplumlarda gençlik, gençlik diye kutsanan şey, topu topu 15 yıl insan hayatında. Televizyon programlarındaki tüm “genç” insanlar 35 yaşın altında. 20 yaş öncesinde ise henüz çocuk/ergensin. Bu 15 yıl öylesine hızlı akıp geçiyor ki ne olduğunu anlamıyorsun bile. Kim demişti hatırlamıyorum, “Gençlik gençlerde ziyan oluyor” diye. Ne doğru söz. Ama işte 17 yaşında yaptığım sohbetin üzerine kendime verdiğim o söz, gençliğimi ziyan etmek bir yana, değerini bilmeyi öğretti bana. Bunun için hayata şükran duyuyorum.
Geçen 60 yıla baktığımda neler mi hissediyorum? Yaşamaya değer bir hayatım oldu. Şunu gönül rahatlığıyla söylüyorum. Bugün ölsem gam yemem. Ölmeye hazır olduğum için yaşamın her anının, aldığım her nefesin değerini bilerek yaşıyorum. Ölmekten korkan, yaşamaktan da korkar.
Hayatı dolu dolu yaşadım. Acıyı tattım, açlığı tattım, zorlukları tattım, parasızlığı tattım; terk etmeyi tattım, terk edilmeyi tattım; hayatımın önemli anlarını ve anılarını paylaştığım insanları ölümle kaybetmeyi tattım. Keyfi tattım, tokluğu tattım; kolaylıkların keyfini çıkardım; zenginliği tattım; aşkı ve sevgiyi tattım; hayatımın anlarını paylaştığım insanların değerini bildim ve bilmeye devam ediyorum.
Param olmadığı için üç gün boyunca mideme su haricinde bir lokma girmediği anlarda bile şanslı biri olduğuma inanmaya devam ettim. Şimdi biliyorum ki dünyanın yedi milyarlık nüfusunun yarısı yetersiz besleniyor, yüzde 14’ü yatağa aç giriyor, yüzde 33’ü temiz içme suyuna ulaşamıyor. Benim üç gün aç kalmam ne komik bir dram. Evet, şanslıyım. Bu üç günlük açlık deneyimim beni çok zenginleştirdi. Şükran duyuyorum.
Beni tüketen insanları hayatımdan çıkardım; kim olursa olsun. Beni besleyen insanlarla yoluma devam ettim. Beslemeden beslenilemeyeceğini öğrendim.
Sömürdüm, sömürüldüm.
Haksızlık yaptım, haksızlığa uğradım.
Umursamaz davrandım, umursanmadım.
Sevdim, sevildim.
Cömert davrandım, cömert davranıldım.
Adil davrandım, adil davranıldım.
Yardım ettim, yardım aldım.
Sadece bu sonuçlar rastgele gibi göründüğü; aralarında zaman yastığı olduğu ve başka başka insanlar aracılığıyla yaşandığı için sebep-sonuç bağlantılarını görmem epey zaman aldı. Ektiğimi biçtiğimi görmem için çok deneyim ve bu deneyimlerin yarattığı farkındalıkları idrak etmem gerekiyordu.
Almaya odaklandığım durumlarda/ilişkilerde eninde sonunda kaybettiğimi,
Vermeye odaklandığım durumlarda/ilişkilerde kazandığımı fark etmek, yaşam okulunda aldığım en zorlayıcı dersti. Adalet duygumun gelişmesi için bu derslere ihtiyacım varmış.
Vermeyi bilmek kadar verilmeyi de bilmek ve kabul etmek, verilmeye kendini layık görmek için de kendini sevmeyi bilmek gerekiyormuş.
Sevilmek için önce sevmeyi öğrenmek daha da zorlayıcı bir dersti. Birçok kez ikmale kala kala sınavlarımı verdim.
Hakkını korumak için sınırlarını çizmeyi bilmek gerekiyormuş. Sınırları çizmek iki işe yarıyormuş. Bir; haddini bilmeye, iki; başkalarının sınırlarına ve özgürlüklerine tecavüz etmesine DUR demeye.
Çok hatalar yaptım. Hatalarımdan ders aldım. Ders almadığım hataları da birkaç kez tekrarladım… değişik senaryolarda, değişik kişilerle; ta ki dersimi alana kadar.
Hâlâ ders almaya devam ediyor muyum? Elbette! Hayat ve öğrenmek devam ediyor. Hayatı keyifli yapan da bu işte. Yeni hatalar yapmaya devam edeceğim; gelişmek ve kendimin daha, daha, daha iyi versiyonu olabilmek için.
Çok risk aldım. Aldığım risklerin bazıları istediğim sonucu verdi, bazıları vermedi. Bedellerini ödedim. Ödüllerini aldım.
Hayatın bana ne vereceğine değil, benim hayata ne verebileceğime odaklandım. Çünkü yirmili yaşlarda Kaliforniya’da altı yıl boyunca aldığım “Zihin Bilimi” eğitiminde çekim yasasının işleyişini öğrenmiştim. Sadece çekim yasasının değil evrensel yasaların işleyiş sistemini kavramak, bana hayatı nasıl yaşayabileceğimi öğrenmemde temel rehber oldu.
Herkesin hayatı bir roman. Değişik kulvarlarda. Benimki serüvenci bir roman oldu.
Orson Welles’in söylediği bir şarkının sözleri geldi aklıma şu anda.
Ben genç olmanın ne olduğunu biliyorum
Fakat sen yaşlılığın ne olduğunu henüz bilmiyorsun
Bir gün, sen de aynı şeyleri söylüyor olacaksın.
Hayatımı yeni baştan yaşasaydım yine aynı koşullarda, yine aynı zaman diliminde dünyaya gelmek isterdim. Teldolaptan buzdolabına, daktilodan bilgisayara, radyodan üç boyutlu TV ekranına, acil arama için bir saat, normal arama için 48 saate kadar sıra beklediğin şehirlerarası telefonla haberleşmeden, anında MSN web kamera ile görüşmelere uzanan 60 yıl. Bilgi çağının ve teknoloji devriminin baş döndürücü hızla gelişimine tanıklık ettiğim için şükran duyuyorum. Bu gelişimin hızını birebir yaşadım.
Anne babamın yaşadığı kadar yaşarsam, insanlık ailesinin ruhsal gelişiminin de aynı baş döndürücü hızda olacağı bilinç çağına geçişinin de tanığı ve parçası olacağım.
Sağlıklıyım. Çok sevdiğim ve sevildiğim bir partnerim var. Yanlarında duygularımda, düşüncelerimde çıplak olabildiğim dostlarım var. Tek başına olmaktan keyif alıyorum. Bu anlar yaratıcı anlarım. Sevdiğim işi yapıyorum ve bundan hayatımı rahatlıkla geçirebileceğim ve birçok insana yararlı olabileceğim kadar kazanıyorum.
Hayata ve hayatıma şükran duyuyorum. Emeklilik kavramı bana uygun değil. Sağlıklı olduğum sürece yaratmaya, üretmeye, vermeye devam edeceğim. Bütüne katkı!
Şunu kavradım bu “taze” yaşımda. Ruhumuzun amacını, gerçekten kim ve ne olduğumuzu yansıttığımız ölçüde, yaşlansak da genç hissediyoruz; hem ruhen hem bedenen. Ruhumuzun dünyaya geliş amacından saptığımız, kendi hayatımızı yaşamak yerine başkalarının bize biçtiği hayatı sürdürdüğümüz ölçüde ihtiyarlıyoruz; hem ruhen hem bedenen.
Ruhumuzun şarkısını duyduğumuz ölçüde hayatımızda neşe oluyor.
Bugün takvim yaşım 60. Pşşşşşşşş. Workshoplara katılan arkadaşlara yıllardır 18,5 olduğumu söylüyorum. Sakın onlara söylemeyin. Yuppiiiiiii!
Sevgiyle ve hiç tükenmeyecek merak duygusuyla hoşça olun.
Nil Gün
KD © 2011 Her hakkı saklıdır. Sitedeki yazılar izinsiz ve kaynak belirtmeden başka yerde yayımlanamaz. Ancak yazıları yazar ismi ve kaynak belirterek ya da dergiye link vererek paylaşabilirsiniz.
Diğer Nil Yazıları:
Dahi Mozart Efsanesi ve On Bin Saat
Kuraldışı TV'de Neler Var? İzleyin!
Sevgiliye Verebileceğiniz En Romantik Üç Öpücük
Bireysel Gelişimin Öncelikler Listende Kaçıncı Sırada?

karbonhidratlı yiyecekler yenilirken uyulacak ilkeler
Hipokrat, yiyeceklerin ilaçlarımız olması gerektiğini söylemiştir. Bu düşünceyi hayatımıza uygulamak için yemek yeme alışkanlıklarımızı değiştirmemiz ve belli ilkelere uymaya başlamamız gerekir. Karbonhidratlı besinler yerken her defasında bir çeşit karbonhidrat yiyin. Çeşitli nişasta türlerini karıştırmak iştah açar ve aşırı yememize neden olur. >>
menopozun etkisiyle devamlı kilo alıyorum
51 yaşındayım ve son senelerde menopozun da etkisiyle sanırım devamlı kilo alıyorum. Nerede hata yapıyorum acaba?

sırf bana inat başkasıyla evlendi
Beni çok seven bir erkekle sırf ailem uygun görmediği için evlenmedim, o da bana inat başkasıyla evlendi. Bu pişmanlıktan kendimi nasıl kurtarabilirim? Artık kendi hayatımı yaşamak istiyorum, onları değil.

14 mayıs haftası burç yorumları
Güneş-Jüpiter kavuşumu hafta sonuna kadar toprak grubu burçlara (Boğa, Başak, Oğlak) mutluluk verecek ancak Boğaların ayaklarının altında hâlâ muz kabuğu var. Merkür-Mars-Plüton arasındaki işbirliği hafta ortasına kadar devam edecek. Hafta ortasında hızlı planet Merkür sahneden çekilecek ve güç birliğine Mars ile Plüton devam edecek. Mars ile Plüton’un işbirliği kariyer, sağlık, iş dünyası alanlarında büyük başarı ve destek sağlayacak. >>
Eski sevgilinizle görüşüyor musunuz? Ya da hiç gitmesini istemediğiniz sevdiğiniz bir gün sizi terk etse içiniz yine de sevgiyle dolu olabilir mi? >>
Bu muhteşem yazı için çok teşekkürler..
Bir arkadaşımın yazınızı paylaşması sayesinde sizinle tanışma şerefine erişmiş bulunmaktayım. Ben de 51 yaşında olup 22 yıllık bankacı olarak yaşadıktan sonra emekli hayatı sürmekteyim. Yazınızı okudukça çok duygulandım ve ortak fikirlerinize hayran kaldım. İyi ki varsınız ve bu yazıyı yazmışsınız. Ben de hep yaşadıklarımı yazmak istemiş fakat bunu gerçekleştirememiş bir kişi olarak size daha nice sağlıklı mutlu sevdiklerinizle olacağınız ömürler dilerim. Sizin en şanslı olduğunuz nokta nedir bence sizi seven sevginize layık olan kişiyle yaşlanmanız. nice yıllara sevgiyle kalın.
Sevgili Nil, ne güzel yazdıklarını okumak… Ve ne değerli duygu, düşüncelerde çıplak olarak bunca insana sınırlarını açmak.
Bu yıl ben de 50. yaşımı kutladım. Benzer duyguları yasayarak… Ve herkese ilan ettigim yaş ise şöyle:18 yaşımı 32 yıllık deneyimle yaşıyorum
)
Sana da tavsiye ederim, 18,5 + 41,5 = Hem 18,5, hem de 41,5 kez Maşallah!
Mutlu Yıllar! Sevgilerimle,
Handan
Nil İYİ Kİ VARSIN! İyiki doğmuşsun ve biz iyi ki karşılaşmışız. İyi ki benim doğru zamanımmış senin gibi bir şansı değerlendirebilmişim ve iyi ki yazmışsın, yazmışsın ki seni hâlâ okuyorum. Hayatımdaki en pırıltılı örnek, ilham kaynağım, rehberim seni çok seviyorum!
Sevgili Nil, anlamlı, coşkulu ve sevgiyle geçen anlar hep, hep olsun…
Yasemin Sungur
Sevgili Nil, senin öğrencin olduğum için çok şanslıyım, sen 60 yaşına da girsen hep bizim on sekiz buçuğumuz kalacaksın. Senin gibi örnek insan olma yolundayız hepimiz, sen hayatımıza yaşamın anlamını kattın, sevgiyi öğrettin, sevilmeyi, değer vermeyi değer verilmeyi örettin. Her şeyden önce İNSAN olmayı bize öğrettin. Ben seni tanıyan şanslılardanım ve iyi ki seni tanımışım. Durmadan İnsanlara örnek oldun, hatalarımızdan utanmadan bize ders almayı öğrettin, gerektiğinde biz yıktın, gerektiğinde anne şefkatinle sarıldın. Sen bizleri yeniden inşa ettin, sana ne kadar teşekkür etsek az, 100 tane 60 yıl da yaşasan bize kattığın yeniliklere ve gösterdiğin basit gerçeklere doymayacağız. Sen benim Yaşayan Efsanemsin, beni doğuran annem olmasan da ben senin eğitimlerinle doğdum hemde 36 yaşında. Yaşamayı öğrendim, her günüme evet demeyi öğrendim. İyi ki doğdun ve varsın hayatımda ve her zaman gönlümde yaşayacaksın. Sevgiyle kal!
Sevgili Nil, iyi ki varsın. Daha nice senelere sağlıkla, sevdiklerinle ve güzellikler içinde erişmeni diliyorum. Sadece hayat hikâyeni bile okumak insanı aydınlatıyor… Seni seviyorum.
nilcim ıyıkı varsın ıyıkı gogdun senı çok sevıyorum ve özlıyorum.senın sayende tr kıtap okıyorum ve yazıyorum yangiş duru kendımı ıfade edıyorum.farkındalık yaşadım bılıyorsun senın yazındı okudugu zaman duğulandım bıraz benzerlık var bende bır yabancı ülkede ve bende 3 g.aç kalmıştım o aç kalmam beni hayata çok şeyin başarmama sebep oldu.sen sevgı dolu bır kadınsın senı sevıyorum
Nil, iyi ki doğdun, iyi ki varsın.. O gören ve gülen gözlerin hep sevgiyle parlasın… Seni çok seviyorum..
Ne muhteşem birisin sen Nil. Ne çok şey öğrendim senden ve daha niceleri var öğreneceğim. Seviyorum seni.
Nil sana âşığım, senin gibi hayatını dolu dolu, kanırta kanırta, yara bere içinde kalsa da oyun parkını terk etmeyen bir çocuk edasıyla yaşayan insanlar olsun istiyorum her yerde, her gün artarak! senin gibi “i did it my way” diyebilecek kadar cesur ve kendiye barışık.. iyi ki gelmişsin bu gezegene, her nereden bizi değiştirmek için gönderildiysen
sen var ya iyi ki doğmuşsun, iyi ki varsın… yaşsız ve yaş akıtmaksız çook günler ve geceler göresin… benim ve benim gibi çoğu insanın idolusun …soyleyemedıklerımızı soyleyen,yapamadıklarımızı yapan,gelecegımıze ısık tutan…senı kocaman sarılarak öpmek ıstıyorum..mutlu yıllar..:)))))))))))
İyi ki doğdun Işık Perisi, sevgi elçisi, barış köprüsü… Varlığına şükranla sımsıkı sarılıyorum, huysuz ve çok tatlı kadın İyi ki varsın, Seni seviyorum,Senin dünyana hayranımmmm, öptüm….
benim ve eşimin ve hatta yavrumuzun hayatında çoook önemli bir rol oynayan sevgili Nil; senin ve bizlere aktardığın bilgilerin sayesinde hayat daha bir güzel ve daha bir anlamlı…(tabii bu noktada sevgili Saim’i ve bize kattıklarını unutmamak gerek. bu vesile ile ona da şükran duyduğumu belirtmek isterim) bize yaşattığın farkındalıklar ve kazandırdığın farklı bakış açıları için, varlığın için, kendini her zaman bizimle tüm içtenliğinle paylaştığın için şükran duyuyorum. İyi ki varsın ve iyi ki doğmuşsun Nil. Seni seviyorum.
Kuraldışı Kadın !
60. Yaşın kutlu – mutlu OLsun….Varlığına şükürler OLsun. Seni Seviyorum ..
Varlığın için hergün, her aklıma geldiğin an şükrediyorum. Senin şükranların sayesinde bende şükran duyuyorum… Benim yaşam öğretmenim hakkını ödemek mümkün mü? Seni SEVİYORUM!
senin kitapların ve cdlerin ile 17 yaşında tanıştım. ilk andan şu ana kadar seninle geçirdiğim zamana şükürler olsun, eğitimlerde sadece seninle olmak bile keyif veriyor, senin gözlerine bakmak.. ahh aşkım senin varlığını seviyorum ♥ ♥
Bu yaziyi okumak bile insani motive ediyor umarim bende 60 yasima geldigimde ayni duygularla dolu olurum ,yazinizi Karachi de okuyorum enerjiniz okyanuslari asiyorrrr nice sevgi dolu yillar
Almış olduğun kararlar sadece seni değil ne çok insanın hayatını değiştirdi. Yolumuzda ışık oldun, çoşku oldun, sevgi oldun. Yaşadığını sanan ne çok kişiyi doğurdun. Sen de iyi ki doğmuşsun. Seni seviyorum.
İyiki doğdun iyiki varsın iyiki seni tanımışım. Nice yıllara sevgiyle öpüyorum:)))
Şükürler olsunki İyiki doğmuşun Nil,İyiki varsın sana, yazılarına kitaplarına şükürler olsun.Seni sıkıca kucaklıyorum,çok çok öpüyorum, kutluyorum vede çoook seviyorum. Saygı ve Sevgilerimle
Şenay Selçuk
Bir şeyler yazdım yazdım sildim… İstediğim, hissettiğim anlamı yükleyemedim kelimelere bir türlü… Özeti ise şu ve çok net: Seni seviyorum, İyi ki doğmuşsun, İyi ki seni tanıdım, iyi ki hayatımdasın Nil… Her şey dilediğinden de güzel olsun yeni yaşında…
İyi ki doğdun, iyi ki hayatıma girdin, iyi ki sürekli üretiyorsun, iyi ki enerjinle, yaratıcılığınla, azminle çoğumuza ilham oluyorsun.
Yazınla, yine her zamanki gibi yüreğime dokundun. 60 değil 660 olsa kaç yazar! Sen yarattıkça gençleşiyorsun.
Seni seviyorum…
Altı yıl önceydi, çaresiz olduğum bir dönemde yollarımız kesişti. Workshoplarının birinde yazdığım kendi masalımda; bir su kenarında otururken karşıma bir su perisi (Tetsy) çıktı ve beni IŞIKLAR ÜLKESİNE götürdü yazıyordu. Evet Nil, altı yıl önce bana kim olduğumu ve yönümü gösterdin. Yaşantıma sevgiyle dokundun. Kelimelerin yetersiz kaldığı bir an! İYİ Kİ DOĞDUN,İ Yİ Kİ VARSIN ve binlerce insanın hayatına İYİ Kİ DOKUNUYORSUN… HAYIRLI YAŞLARIN OLSUN. HEP BÖYLE KAL,CANA YAKIN…
Nilcim,
Genç yaşında almış olduğun karar ile herkese umut olmaya devam ettiğin için sonsuz teşekkürlerimi sunuyorum. Senden ve Kuraldışı ailesinden almış olduğum Özsaygı eğitiminin bende yarattığı etkiyi sana kelimeler ile ifade edemem. Senin yazını okuyunca neden ben böyleyim anladım. Beni benim ile tanıştırdığın için çok teşekkür ederim. İyi ki doğmuşsun, iyi ki bu işi yapmışsın.
Sevgiyle kucakladım, tazecik yanaklarından öptüm. Hani şu Mazhar’ın şarkısı var ya; yaş 19, ne zaman dinlesem hep sen geliyorsun aklıma… Ne güzel şeysin sen hep yaşın 18,5
)
Bana sonsuz ilham,sonsuz enerji veren,hayatıma anlam katan özel kadın nil,paylaşımınla beni cok duygulandırdın.seninle tanısma fırsatı buldugum ve egitimlerine katıldıgım ıcın kendımı sanslı hıssedıyor ve sükran duyuyorum.ıyı kı dogdun,ıyı kı varsın…nice mutlu,huzurlu,sevgi dolu,saglıklı,üretken yıllara… seni seviyorum…
Mutlu yıllar NIL. ıyıkı dogdun, iyiki varsın,
Yazın cok guzel , Yıllarla yaslanmayacak,hayatı dolu dolu yasayan mutlu kadın, senı sevıyorum.
Öncelikle doğum gününüzü kutluyorum. İçten yazınızı, içime çekerek okudum. Bugün benim kızımın da 15. doğum günü. İzninizle bu yazınızı ona hediye edeceğim. Belki o da 60 yaşında, 15 yaşında aldığı bu hediyenin, yaşamında nasıl bir başlangıç yaptığını anlatır arkadaşlarına, kimbilir! Belki de bu bir zincir olur
İyi ki yaşadıklarınız, deneyimleriniz, yazılarınız var ve iyi ki siz varsınız… Sevgiler.
Nasıl bir şeysin SEN?????İnmisin,Cinmisin nasıl nefis bir şeysin?? Bulunmaz bir arkadaş olabiliyorken, nasıl ezberimizi bozup bizi allak bullak edebilirken, aslında bir buğdaycık yol aldırıyorsun…,…nasıl guzel gulumsemende hayatın en guzel renklerini bulurken;sana sarıldığımda o bebeğin annesinde bulduğu sonsuz huzur ve yumuşaklığı sende buluyorum?????
Hepimiz için nasıl bir NEFER olduğunu bilmem ki tahmin edebilirmisin?????İyiki az da olsa hayatım hayatına değmiş…Sen başımızın tacısın…Butune katkı açısından hepimizin hiç olmadığı şekilde ihtiyacı var sana…
Senin 60 ına KURBAN OLURUM…SENİ SEVİYORUM:::
İyi ki doğmuşsunuz… Sevgiler…
Nil Hanım,
Ne muhteşem bir yazı bu! Söylenecek söz kalmıyor. Sadece hayranlık ve yeni yaşınızı en mutlu şekilde yaşamanız dileğimden başka…
NİİİL Mutlu Yıllar! Hayatımda var olduğun ve bana eklediklerim için sana minnettarım. Şimdi aklıma gözlerin geldi. O içindeki sihir hiç eksik olmasın. Benim için hep 18,5 olacaksın. Seni seviyorum, iyi ki varsın…
esra (bir mavi kuş var içimde
Kendi yaş gününde gözlerimizi yaşla dolduran güzel kadın iyi ki varsın, iyi ki doğmussun. Güzel paylaşımınla, paylaşımlarınla, hepimize ilham oldun. Bu yazını gösterdiğin sevgi yolundan sapmaya kalktığımı, tökezlediğimi hisseder hiisetmez tekrar tekrar okuyacağım. İyi ki doğmussun ve hayatına dokunduğun herkesi yeniden doğurmuşsun. Seviyom seni
Sevgili Nil Gün,
Bir solukta okudum yazını yine, her zaman olduğu gibi…
İyi ki doğmuşsun, nice nice güzel yıllara….
Seni seviyorum
Nil’ciğim… Ne dolu, ne coşkulu, ne heyecanlı ne enerjik ne meraklı bir İNSANsın sen! Bayılıyorum bu hallerine. Harika bir paylaşım, deneyim aktarımı, yazı… Ne mutlu ki 60 yılına (her ne kadar biz 18.5 diye bilsek ve hissetsek de
kendin ve çevrende seni sevenlerin, hayatında fark yarattığın bireyler için ne çok şey sığdırmışsın… En az bu kadar şevkle her yeni günde daha da fazlasını yapacağını biliyorum! İyi ki doğdun, iyi ki varsın…
Sevgili Nil,
Güzel kalpli, güzel gözlü Nil…
Adı güzel, hayatı güzel Nil…
Saim bir gün, seni işaret ederek “Ne yaptın bu kadına, seni çok seviyor” demişti. Ben sadece gülmüştüm, soru değildi zaten… İçimden, “Keramet bende değil ki, Nil’in kalbinde” demiştim.
Seni çok seviyorum, bana kattığın her şeyi çok seviyorum.
“Kim olduğunu bilemezsin, kim olduğunu yaratırsın” demiş birisi. Senin için söyleyebileceğim şeylerden birisi de budur: Sen “kim olduğunu” yaratanlardansın.
Doğum günün kutlu olsun.
Güldürdün, düşündürdün, model oldun ve gene katkıda bulundun. Şükran ve sevgilerimle, yeni yaşın geride bıraktıklarından daha da gönlünce olsun.
Tebrik ediyorum…Yeni yaşını…. Nice kötü bilinen iyilere…İyi ki varsın…
Sevgili Nil GÜN yazınızda beni anlatan çok fazla şey buldum. Sizin kitap ve CD’lerinizi takip etmeye çalışıyorum. Yaşamınızda, sağlık, huzur, sevgi ve bol şans hep olsun. Size teşekkür ediyorum, nedenini düşünürseniz, o bende kalsın… Hep sevgiyle kalın.
Yazınızı beğendim, sizin yaşınızda olunca aynı düşünceleri paylaşmak dileğiyle.
Hayatındaki ”hem hem”leri az çok biliyordum ama şimdi yazını okurken yine çok duygulandım. İyi ki doğmuşsun, iyi ki tüm bu ”hem hem”leri yaşamışsın, hem meraklı insanlara hem de ”ya ya” batağına saplanmış insanlara ilham olmaya devam ediyorsun. Seninle tanışma vesilemiz olan Çekim Yasası kitabın geldi şimdi aklıma. Nerdeeeen nereyeee
Bir kitap insanın hayatını değiştirebilir mi? Evet! Ben bunu seninle deneyimledim. Hayatıma girdiğin güne şükran duyuyorum ve sen benim için hep 18,5 kalacaksın
) Seni çok seviyorum…
Merhaba Nil Gün Hanım sizi çok seviyorum. Uzun, sağlıklı, mutlu bir ömür dilerim. Her geçen gün sizden öğrenecek daha fazla hayat dersi olduğuna inanıyorum. İyi ki varsınız, iyi ki benim yaşadığım zaman diliminde yolculuğuma kitaplarınız, yazılarınız ve hayat derslerinizle katkıda bulundunuz. Sizin hep yaşınız 19. MFÖ’nün dediği gibi. Sevgiler.
sen harikasın..teşekkürler nil…