Aralık 2011
Kuantum fizikçisi Heisenberg belirsizlik ilkesinde, bir parçacığın momentumunu ve konumunu aynı anda bilmenin imkânsız olduğunu söyler. Yani bir atomun yeri ve hareketi aynı anda ölçülemiyorsa gelecekte nerede olacağı ve nasıl hareket edeceği de bilinemez.
Ve fakat 2006 yılında Nobel ödüllü Gerard ‘t Hooft’un yürüttüğü bir araştırmanın sonuçları özgür iradeyi doğruca çöp kutusuna yollayacak cinstendi. ‘t Hooft, bir atomun 43 saniye sonra nasıl hareket edeceğini önceden bilmenin mümkün olduğu bir model geliştirdi.
Ünlü matematikçiler John Conway ve Simon Kochen de, ‘t Hooft’un teorisi doğruysa insanın anlık, öngörülemeyen seçimler yapma becerisinin bir yanılsamadan ibaret olacağını açıkladılar.
Öyle tuhaf hayat hikâyeleri duyarız ki bazen “Kadere bak!” demekten başkası gelmez elimizden.
16 yaşındaki o genç kız o sabah evden bir dakika daha erken ya da bir dakika daha geç çıksaydı; yolda o bakkala uğramasaydı ya da dönüp arkadaşına el sallamak için durmasaydı o eski binanın tepesinden yuvarlanan tuğla kafasına çarpmayıp önüne ya da arkasına düşecekti.
Daha geçen sene öğretmeninin cep telefonu kamerasıyla çektiği videonun ardından bütün Türkiye’nin tanıdığı o dilbaz, zeki, cıvıl cıvıl çocuğun kaderinde mi vardı şofbenden zehirlenerek ölmek? Kontrol edilmiş olsaydı, daha erken müdahale edilebilseydi, belki o gün banyo yapmasaydı…
Öte yandan, inançlarımız, dünyayı algılayışımız, bakış açımız değil mi aslında kaderimizi belirleyen? Daha doğrusu kader dediğimiz aslında kişiliğimiz değil mi? Bakış açımızı değişince kişiliğimiz; kişiliğimiz değişince hayatımız; hayatımız değişince kaderimiz değişmeyecek mi?
KD © 2011 Her hakkı saklıdır. Sitedeki yazılar izinsiz ve kaynak belirtmeden başka yerde yayımlanamaz. Ancak yazıları yazar ismi ve kaynak belirterek ya da dergiye link vererek paylaşabilirsiniz.
Diğer polemikuslar:
Çocuğa sussun diye istediğini alır mısınız?
Sevgililer Günü'nü kutlamalı mı?
Jüriyle yargılama sistemi Türkiye'de olsa?
Bizi tüketen bizim tükettiklerimiz mi?

karbonhidratlı yiyecekler yenilirken uyulacak ilkeler
Hipokrat, yiyeceklerin ilaçlarımız olması gerektiğini söylemiştir. Bu düşünceyi hayatımıza uygulamak için yemek yeme alışkanlıklarımızı değiştirmemiz ve belli ilkelere uymaya başlamamız gerekir. Karbonhidratlı besinler yerken her defasında bir çeşit karbonhidrat yiyin. Çeşitli nişasta türlerini karıştırmak iştah açar ve aşırı yememize neden olur. >>
menopozun etkisiyle devamlı kilo alıyorum
51 yaşındayım ve son senelerde menopozun da etkisiyle sanırım devamlı kilo alıyorum. Nerede hata yapıyorum acaba?

sırf bana inat başkasıyla evlendi
Beni çok seven bir erkekle sırf ailem uygun görmediği için evlenmedim, o da bana inat başkasıyla evlendi. Bu pişmanlıktan kendimi nasıl kurtarabilirim? Artık kendi hayatımı yaşamak istiyorum, onları değil.

14 mayıs haftası burç yorumları
Güneş-Jüpiter kavuşumu hafta sonuna kadar toprak grubu burçlara (Boğa, Başak, Oğlak) mutluluk verecek ancak Boğaların ayaklarının altında hâlâ muz kabuğu var. Merkür-Mars-Plüton arasındaki işbirliği hafta ortasına kadar devam edecek. Hafta ortasında hızlı planet Merkür sahneden çekilecek ve güç birliğine Mars ile Plüton devam edecek. Mars ile Plüton’un işbirliği kariyer, sağlık, iş dünyası alanlarında büyük başarı ve destek sağlayacak. >>
Eski sevgilinizle görüşüyor musunuz? Ya da hiç gitmesini istemediğiniz sevdiğiniz bir gün sizi terk etse içiniz yine de sevgiyle dolu olabilir mi? >>
İstediğimiz hayatı oluşturmak elimizde. Evrenin bir işleyişi, bir yasası var ve bu yasaya uygun olan şekilde yaşadığımız müddetçe istediğimiz hayatı oluşturabiliriz. Sadece oyunu kurallarına göre oynayın, yasayı öğrenin, uygulayın. Kendi gerçeğinizi kendiniz oluşturun. Bu güç hepimizde var ve açığa çıkmayı bekliyor. Bu gücü kullanın.
Az veya çok, ufak ya da büyük olması önemli değildir, küçücük bir damla ait olduğu tüm okyanusun minerallerini taşır. Bizler hepimiz yüce kaynaktan geliyoruz ve yüce kaynağın birer parçasıyız. Bizler yapıcıyız, kendi hayatımızın yapıcıları…
“Kader, hayatımızın önceden çizilmiş olması demek değildir. Bu sebepten ‘Ne yapalım kaderimiz böyle’ deyip boyun bükmek cehalet göstergesidir. Kader yolun tamamını değil sadece yol ayrımlarını verir. Güzergâh bellidir ama dönemeç ve sapaklar yolcuya aittir. Öyleyse ne hayatın hâkimisin ne de hayat karşısında çaresizsin” diyor Şems-i Tebrizi.
Spiritüel yolculuğuma başlamadan önce ben de kaderciydim ama artık her şeyi kadere bırakmıyorum. Doğum ve ölüm önceden yazılmış ama aradaki o yolculuk tamamıyla sana, bana, bize ait. Aradaki o yolculuk bizim dilimizden dökülen kelimeler, farkındalığımız ve düşünce yapımızla şekilleniyor.
Mutluluk, sağlık, huzur, bolluk uzağımızda değil. Endişe, korku ve karamsarlık gibi negatif ve sonradan öğrenilmiş düşünceler içinde öylesine boğuluyoruz, öylesine kayboluyoruz ki tüm bunların uzağımızda olduğu illüzyonuna kapılıyoruz. Oysa gerçekleştiremeyeceğiniz hiçbir arzu yok. Yolculuğunuz boyunca hiçbir olumsuzluk kabulünüz olmamalı. Size asla hayal dünyasında yaşamaktan bahsetmiyorum sadece içinizdeki gücü, özü bulup ortaya çıkarmanız gerektiğini söylüyorum. Evrende her şey bol ve o da bu bolluğu size sunmayı istiyor. Sadece evrenden doğru şekilde istemeyi bilin, onunla onun dilinden konuşun. Evren tek bir kelime bilir: “Evet.”
Öyleyse güzel bir yarın için bugünden başlayabilirsiniz. Tüm arzularınızı gerçekleştirebilirsiniz. Bu güç sizin içinizde, bu güç hepimizin içinde.
Bir kişi yapabildiyse herkes yapar, ben yapabildiysem sizler de yapabilirsiniz!
Enerjiniz bol olsun!
Sevgi ve ışıkla…
Kader hakkında karmaşık ifade arzları ile yorum yapmakla kader anlaşılmaz ve anlatılamaz. Bizim gibi insanların değil atomun 43 saniye sonraki halini bilmesi 43 sene sonraki halni bilmesi ile de ifade edilemez kader denilen olgu.
Kader; Atomun milyarlarca sene sonraki durumunu, her zerrenin erini bilen ve koordine eden an be an var eden bizim anlayamayacağımız ve bizden sonsuz derece farklı bir güç tarafından bilinrse doğrudur.
O güç sahibi bilir ve yapar. O’nun yapması ve bilmesi bzim özgür irademize engel değildir. Biz özgür irademizle tecihlerimizi yaparız, fakat O güç sahibi bunları zaten yapacağımızı bilir. O bildiği ve her şeye gücü yeten olduğu için özeldir ve farklılığından dolayı ulaşılamaz.
Eğer O güç bunları yaratmasa idi zaten kader de olmazdı, özgür irade de.
Üç günlük dünyada her yetki alan makam sahibinin özgür iradelere gem vurma sevdasında olduğu halde, bizler özgür irademizle hayatımızı yaşarken ne yaptığımızı ve yapacağımızı bilen kader ilminin sahibi O zat biz insanlara özgür irademizi kullanma hakkını verdiği için teşekkür etmeliyiz.
Merhaba Sayın Ebubekir,
Size Yüce Yaratıcının varlğı konusunda zerre kuşku duymadan katılıyorum. Ancak, o Yaradan ki, bize özgür iradeyi de verdi. Her şeyi, maddeyi, varlığı bir kenara bırakıp da içimize en öz halimize dönüp bakmayı başardığımızda aslında O’nun varlığını da duymuyor muyuz, daha iyi hissetmiyor muyuz? Bence O yaratırken şu anda bilebildiğimizden, yapabildiğimizden çok daha fazlasını verdi, iş, bize verdiklerini anlamak ve kullanabilmekte. Kendimizi her şeyden arındırmayı başarıp sadece duygu dünyasına bıraktığımızda her şeyin görünenden çok daha farklı olduğunu da görüyoruz. Bence O atomun yapısını da yaratırken bize bunu bile fark ettirdi, biz görebildik mi, asıl soru bu olmalı. Atomun çekirdeğinin etrafı çok büyük oranda boşluktur ve bu boşluğu dolduran da biziz. Çünkü her şey olduğu gibi biz de atomlardan oluşuyoruz. Bilim, O’nun yaratışını ve yarattıklarını kavramaktır, bilim O’na karşı değildir. ve bence bu konuda da daha kat edilmesi gereken çok şey var. Kuantum fiziğinin verileri ile Şems-i Tebrizi’nin hayata bakışı, Mevlana’nın öğretileri aslında çelişmek bir yana tam tamına örtüşmekte. Ama biz bu iki insanı gereğince anlayabiliyor muyuz? Onları Elif Şafak’ın kurgu romanlarından tanımaktan bahsetmiyorum onları kendi dillerinden bilebilmekten söz ediyorum… Saygıyla, sağlıcakla…
”Kader Ajanları” filmini izlemenizi öneririm, orada da harika bir anlatım var… Kader mi özgür irade mi artık buna herkes kendisi karar verecek
Kader Ajanları filmini izledim, hikâyenin naifliği içerisinde kader, seçim, yaratıcı bu kadar güzel anlatılabilirdi. Ben de içimde bir yerlerde düzenin filmdekine yakın bir şekilde tezahür ettiğine inanıyorum, içimizde ondan bir parça var ve o parça özgür. Seçim yapıyor, seçimlerini yaşıyor… Seçimlerinin sonuçlarından memnun olmayan ve sorumluluk almayan bilinçlerde -kader- inancı, kaderimizi yaşıyoruz düşüncesinin daha yaygın olduğunu gözlemliyorum.