Aralık 2011
Arka arkaya www.ted.com’daki videolarda gezinirken kendime bir yandan da soruyordum; bu videolarda seni çeken ne var? Tamamen sezgisel olarak ya da hissettiğim çekimle bir sonraki videoya tıklarken neden bu konuşmaları ilgili ile seyrediyorum diye yineledim içimden. Üstelik her biri farklı bir konuda idi. Az önce Steve jobs’un Stanford konuşmasını izlemiş ardından ünlü dans dehası Martha Graham’i araştırmıştım. Sonra Vitamin Öğretmen portalındaki yaratıcılıkla ilgili bir eğitim sunumunu açmış, ardından Ken Robinson’ın etkileyici konuşmasını etkileyici yapan neydi, diye düşünmüştüm.
Tüm bu konuşmaları dinlerken, izlerken ya da yazılanları okurken vücudumu ve duygularımı da gözlemlemiştim. Farklı his ve dışavurumlar içinde kâh nefesim kesiliyor, kâh sabırsızlıkla sonraki sahneyi bekliyor, kâh gülümserken içim ısınıyor, kâh içimdeki birlik duygusu ile gözlerim yaşarıyordu. İzlediğim, okuduğum ya da dinlediğim tüm bu aktarımlar bu etkileri yaratacak şekilde benimle etkileşime girip içimde titreşiyordu.
Bu etkiyi yaratanın ne olduğuna o kadar takıldım ki bu şey her ne ise modelleyip kendi hayatıma dâhil etmek istedim. Fark ettim ki, bu aktarımların tümünün ortak bir özelliği vardı: her biri bir hikâyeyi anlatıyordu. Öyle ki her hikâye aslında anlatıcısını yansıtan bir dışavurumdu. Bu dışavurum için biri kelimeleri kullanıp bir kitap yazarken diğeri kâğıtları keserek hikâyeyi resmediyor; bir başkası yeni model telefonun arayüzüne kattığı yorumda hikâyesini veriyor; öbürü vücudunu bir araç yapıp dansına yansıtıyor; diğeri de tüm dünyayı bir kanvas kabul edip üzerini insanların fotoğrafları ile kaplayarak bir kolaj ortaya çıkarıyordu. Farklı hayatlar, farklı deneyimler, farklı yorumlar, farklı içselleştirmeler yine farklı yollarla dışa vurularak hayat buluyordu.
Aslında her birinin yaptığı özünden geleni ifade etmenin bir yolunu bulmuş olması ve bunu bir hikâye şeklinde sunmasıydı. Bu sayede hikâyesini tüm dünyayla paylaşacağı bir eser yaratıyordu.
Sonra ruhsuz addettiğim şeyleri düşündüm. Birbirinin kopyası, bir başkasının hikâyesinin imitasyonu olan alıntıları… Belli ki onların içinden ruh alınmış olduğu için beni rahatsız ediyorlardı. Öyle donuk, soğuk, anlamsız… O noktada aklıma Martha Graham’in bir sözü geldi. Tercüme edecek olursam aşağı yukarı şu anlamda bir şey söylüyordu:
“Hepimizin içinde, eylemlerimizle tercüme bulup hayata geçirdiğimiz bir yaşam gücü, bir enerji var. Ve bütün zamanlar içinde sizden sadece bir tane olduğu için, bu eylem (bu ifade) de biricik. Eğer onu ifade etmeyip engellerseniz hiçbir zaman hiçbir şekilde hayat bulamayacak ve kaybolacaktır. Dünya hiçbir zaman ona sahip olamayacaktır.”
Martha Graham, o enerjiyi ifade etmenin sorumluluğumuz olduğunu da vurguluyor.
Bu etkileyici fikrin özü bence, herkesin kendi biricikliğini bir ifade yoluyla dışavurması gerektiği. Bu dışavurum yaptığın işe, yaptığın yemeğe, söylediğin şarkıya, yazdığın yazıya ya da diktiğin elbiseye ruhunu katmaktır.
KD © 2011 Her hakkı saklıdır. Sitedeki yazılar izinsiz ve kaynak belirtmeden başka yerde yayımlanamaz. Ancak yazıları yazar ismi ve kaynak belirterek ya da dergiye link vererek paylaşabilirsiniz.
Diğer "Kalem Kutusu" yazıları:

karbonhidratlı yiyecekler yenilirken uyulacak ilkeler
Hipokrat, yiyeceklerin ilaçlarımız olması gerektiğini söylemiştir. Bu düşünceyi hayatımıza uygulamak için yemek yeme alışkanlıklarımızı değiştirmemiz ve belli ilkelere uymaya başlamamız gerekir. Karbonhidratlı besinler yerken her defasında bir çeşit karbonhidrat yiyin. Çeşitli nişasta türlerini karıştırmak iştah açar ve aşırı yememize neden olur. >>
menopozun etkisiyle devamlı kilo alıyorum
51 yaşındayım ve son senelerde menopozun da etkisiyle sanırım devamlı kilo alıyorum. Nerede hata yapıyorum acaba?

sırf bana inat başkasıyla evlendi
Beni çok seven bir erkekle sırf ailem uygun görmediği için evlenmedim, o da bana inat başkasıyla evlendi. Bu pişmanlıktan kendimi nasıl kurtarabilirim? Artık kendi hayatımı yaşamak istiyorum, onları değil.

14 mayıs haftası burç yorumları
Güneş-Jüpiter kavuşumu hafta sonuna kadar toprak grubu burçlara (Boğa, Başak, Oğlak) mutluluk verecek ancak Boğaların ayaklarının altında hâlâ muz kabuğu var. Merkür-Mars-Plüton arasındaki işbirliği hafta ortasına kadar devam edecek. Hafta ortasında hızlı planet Merkür sahneden çekilecek ve güç birliğine Mars ile Plüton devam edecek. Mars ile Plüton’un işbirliği kariyer, sağlık, iş dünyası alanlarında büyük başarı ve destek sağlayacak. >>
Eski sevgilinizle görüşüyor musunuz? Ya da hiç gitmesini istemediğiniz sevdiğiniz bir gün sizi terk etse içiniz yine de sevgiyle dolu olabilir mi? >>
“tanem” daha öncede belirtmiştim, ifaden çok güzel neden yazmıyorsun, diye. içindeki enerji sana ait, yalnız senin, seni sen yapan ama bu enerjiyi hareketlendirip dünyaya olan yükümlülüğünü yerine getirmelisin.
öpüyorum. huzurlu, mutlu, sağlıklı, başarılı, şanslı kal.
Sevgili Esra,
Yazını okurken, dedim ki kendi kendime: yahu ben bu yazıyı daha önce bir yerde okumadım mı? Nerede okudum? Sonra hatırladım: Ben de benzer bir ilhamla başka bir yazı kaleme almış ve burada (Kuraldışı dergide) yayınlanmıştım. Başlığı Havuza bir Damla idi. Hatta ben de o yazının sonuna Martha Grahman’ın aynı sözlerini koymak istemiş ve hatta tercüme bile ettirmiş, sonra vazgeçmiştim. Bak şimdi buraya koyunca sadece senin yazın değil, benim ki de tamamlandı!
Gönlün yolu bir işte…!
Sevgiler,
Defne
http://www.kuraldisidergi.com/4133/havuza-bir-damla/
Sevgili Defne,
Hemen yazını okudum ve tam da dediğin hisler içinde ne kadar örtüştüğünü farkettim ben de. Gönlün yolu gerçekten de bir…Kalemine sağlık.
sevgiyle…
Esra