Sezaryen Neden Bu Kadar Yaygın?

Aralık 2011

Nil Gün  kim (kim)

Kaliforniya Transpersonal Hipnoterapi Enstitüsü’nden sertifikalı klinik hipnoterapist ve Nöro Linguistik Programlama Birliği’nden onaylı sertifikalı NLP eğitimcisidir.

1989 yılından beri, NLP, İletişim, İlişkiler, Özsaygı gibi konularda bireysel ve kurumsal gelişim eğitimleri vermektedir.

Ayrıca sertifikalı bütünsel kinesiyoloji eğitimcisi yetiştirmektedir.

Yayımlanmış çok sayıda kitabının ve çevirisinin yanı sıra bireysel gelişim alanında hazırladığı DVD ve CD’leri vardır.

yorum (0) gönder Sep Icon yazdır

Doğa her memeli canlı gibi insana da doğurma kapasitesini vermiştir. Ama insanlık tarihinin başlangıcından beri doğal yolla doğuran kadınların büyük çoğunluğu son yıllarda doğa dışı bir yöntemle çocuk doğuruyor: Sezaryen.

Neden?

Anne doğum sancısı çekmekten korktuğu için;

Bütün tanıdıkları sezaryen olduğu için;

Moda olduğu için;

Sezaryenin hem kolay hem uzun vadede zararsız olduğunu sandığı için;

Bebeğin yaşamı boyunca bu seçimden fiziksel/ duygusal boyutta etkilenmeyeceğini sandığı için;

Doktoru tavsiye ettiği için;

Modern yöntem sayıldığı için;

Doğal doğum istemesine rağmen, özel hastanede doğum sürecinde doktoru ona bebeği ya da kendi sağlığı adına “gerekli” olduğunu söylediği için.

(Özellikle bu son neden çoğunlukla kocaman bir yalan. Ama çaresiz anne baba ne yapsın, inanmak zorunda. Doktorların çoğunun hem doktor hatası sigortası olarak, hem kendilerine kolaylık açısından, hem daha pahalı olması nedeniyle işine geldiği için sezaryeni önerdiğini nereden bilsin. Gerçekten sezaryen gerektiren durumlar son derece nadir oluyor.)

Sağlık ve tıp yalanları diye bir dizi yapılsa malzeme ve konu asla tükenmez.

Ülkemizde büyük şehirlerde, özellikle İstanbul’da özel hastanelerde doğumların yüzde yüze yakını sezaryenle yapılıyor. Devlet hastanelerinde ise son dönemde yüzde 37. Avrupa’da bu oran yüzde 8 ila 15 arasında değişiyor. ABD’de yüzde 23 ve anneler bilinçlendikçe bu rakam gerilemeye devam edecektir.

Genel olarak ülkelerde sezaryen doğumun yüzde 15’i aşmaması “normal” kabul ediliyor. Gerçekte ise sezaryene ihtiyaç duyulan doğum oranı yüzde 1,8. Yani yüzde iki bile değil.

Anne adayları! Lütfen doktorunuza sorun ve araştırın. Bugüne kadar kaç doğum yaptırmış? Bunların kaçı normal kaçı sezaryen doğum? Sezaryeni savunan ve sürekli sezaryen doğum yaptıran doktorlara şüpheyle bakma hakkına sahibiz.

Doğum sürecinde anneyi sezaryene yöneltmek için doktorların sıkça ileri sürdüğü nedenler:

Kordon çocuğun boynuna dolanmış.
Suyunuz boşalmış.
Çocuk ters geliyor.
Doğum tarihi gecikti.
Doğum çok uzun sürüyor.
Bebek anne için çok büyük.

Bu nedenler çoğu kez, çocuğun sezaryenle doğmasını gerektirecek gerçek nedenler değil. Çoğu, o andaki gerçek durumu da yansıtmıyor. Tüccar doktorlar bu tip gerekçeler ileri sürerek anne babanın gözünü korkutuyor.

Nedense çoğu bebeğin kordonu boynuna dolanmış oluyor son dönemlerde.  Normal doğum yapmakta ısrarcı olduğu halde, son anda bu mazeret nedeniyle sezaryenle doğum yapmak zorunda kalan kadınların sayısı o kadar yüksek ki.

Suyun boşalması doğal bir olay. Suyu geldikten bir gün sonra bile doğal doğum yapmak, bundan 30 yıl önce doğaldı.

Çocuk ters geldiğinde de doğal doğum mümkün. Ebe yardımıyla evde yapılan ters doğuma Türkiye’de ben bizzat şahit oldum. Ters doğum (breech) her zaman sezaryeni gerektirmiyor.

Doğum tarihinin gecikmesi ya da doğumun uzun sürmesi çocuk henüz doğmaya hazır olmadığı içindir.

İşte Amerikalı bir kadın /doğumcu olan Dr. Marsden Wagner’in söyledikleri:

“Kadın doğumcuların çoğu sadece kazanacakları kutsal para ile ilgileniyor, anne ve bebekle değil. ‘Önce zarar verme’ ilkesi umurlarında bile değil.  Eğitimleri süresince onlara NORMAL doğumun nasıl yaptırılacağı öğretilmiyor bile. Yüzde 99’u normal bir doğumu görmeden mezun oluyor. Kadının bedeni nasıl doğum yapacağını milyonlarca yıldır biliyor. Ama doktorlar kendilerine iş yaratmak için kadınları, doktorun yardımına ve pahalı makinelere ihtiyaç duyduklarına ikna ediyorlar. Bu doktorların yalanlarını ve kandırmacalarını kadınların ‘Doktorum benim için en iyiyi bilir’ diyerek kolayca kabul etmeleri çok üzücü.”

Ne yazık ki kadın doğum doktorları ülkemizde de tek bir doğal doğum yaptırmadan tıp fakültesinden mezun oluyor. Onlara sadece sezaryen öğretiliyor.

Ülkemizde de bu gerçekleri dile getirecek olan idealist doktorlara ihtiyacımız var.

Sevgiyle hoşça olun.

Nil Gün

Not: Bu yazı Bedenin Bilgeliği (PiKi) kitabımdan bir alıntıdır.  (Kuraldışı Yayınları- 2008)


KD © 2011 Her hakkı saklıdır. Sitedeki yazılar izinsiz ve kaynak belirtmeden başka yerde yayımlanamaz. Ancak yazıları yazar ismi ve kaynak belirterek ya da dergiye link vererek paylaşabilirsiniz.

KEDİTÖR
HOMO NOVUS
BERABER BÜYÜYELİM
YOGA YOLU
Psiko Kinesiyoloji
KURALDIŞI DÜNYASI
İLUGA
ACİL SERVİS

karbonhidratlı yiyecekler yenilirken uyulacak ilkeler

Hipokrat, yiyeceklerin ilaçlarımız olması gerektiğini söylemiştir. Bu düşünceyi hayatımıza uygulamak için yemek yeme alışkanlıklarımızı değiştirmemiz ve belli ilkelere uymaya başlamamız gerekir. Karbonhidratlı besinler yerken her defasında bir çeşit karbonhidrat yiyin. Çeşitli nişasta türlerini karıştırmak iştah açar ve aşırı yememize neden olur.  >>

  • menopozun etkisiyle devamlı kilo alıyorum

    51 yaşındayım ve son senelerde menopozun da etkisiyle sanırım devamlı kilo alıyorum. Nerede hata yapıyorum acaba?

  • sırf bana inat başkasıyla evlendi

    Beni çok seven bir erkekle sırf ailem uygun görmediği için evlenmedim, o da bana inat başkasıyla evlendi. Bu pişmanlıktan kendimi nasıl kurtarabilirim? Artık kendi hayatımı yaşamak istiyorum, onları değil.

14 mayıs haftası burç yorumları

Güneş-Jüpiter kavuşumu hafta sonuna kadar toprak grubu burçlara (Boğa, Başak, Oğlak) mutluluk verecek ancak Boğaların ayaklarının altında hâlâ muz kabuğu var. Merkür-Mars-Plüton arasındaki işbirliği hafta ortasına kadar devam edecek. Hafta ortasında hızlı planet Merkür sahneden çekilecek ve güç birliğine Mars ile Plüton devam edecek. Mars ile Plüton’un işbirliği kariyer, sağlık, iş dünyası alanlarında büyük başarı ve destek sağlayacak.  >>

Ayrılıklar sevdaya dâhil mi?

Eski sevgilinizle görüşüyor musunuz? Ya da hiç gitmesini istemediğiniz sevdiğiniz bir gün sizi terk etse içiniz yine de sevgiyle dolu olabilir mi?  >>




Şifremi Unuttum



Üye Ol