Cesur Momo

Ocak 2012

Nilüfer Devecigil  kim (kim)


Üç yıllık psikoloji mastırı eğitimini Amerika’da Naropa Üniversitesi’nde Transpersonal Counseling Psychology üzerine tamamladı.

Uzmanlık alanı çocukla ebeveyn arasındaki bağlanma ve çocuklarda travmanın etkileri ile tedavi şekilleri olan Devecigil, eğitimi süresince, oyun terapisi uzmanları Carol ve Byron Norton, travma uzmanlığıyla tanınan Pat Ogden gibi konusunda öncü terapistlerle çalışma imkânı buldu.

Amerika’da çeşitli klinik ve devlet okullarında çocuklarla oyun terapisi uygulamalarının yanı sıra doğal ebeveynlik ve ana-baba okulu üzerine seminerler verdi. 2009 Temmuz ayında Kolorado Üniversitesi’nde, Ceza ve Ödülün Ötesinde, Stres ve Travmadan İyileşme adlı workshopları sundu. Beyond Consequences and Logic ve Aware Parenting enstitülerinin Türkiye’deki uzman eğitmenidir.

yorum (5) gönder Sep Icon yazdır

Ailede kayıplar yaşanıyor. Bazen eşler boşanıyor. Araba kazaları oluyor. Depremler, aile içi şiddet derken, hayatın güzellikleri içinde travmatik olaylarla da karşılaşıyoruz. Çocuklarımızı korumak için elimizden geleni yapsak da, ıslanmasınlar diye yağmuru durdurabilecek gücümüz yok. Ailede böylesi travmatik olayların yaşanması; çocukların bu denli sarsıcı tecrübelere maruz kalması anne babaları en çok zorlayan konulardandır. İnsanın o kadar elini kolunu bağlayan dönemlerdir ki bunlar, anne babalar durumu çocuklara nasıl anlatacaklarını bilemeyebilirler.

Onların duygularını nasıl paylaşacağız? Çocukların o kederli dönemin üstesinden gelmesini nasıl sağlayacağız? Yaşanan yas süresince küçük çocuklara neyi söyleyeceğiz, nasıl söyleyeceğiz? Özellikle de çocuğumuzu, yardım almak için birine götüreceksek bunu ona nasıl açıklayacağız?

Ben de yeni yılı fırsat bilip size küçük bir hediye vermek istedim: Bu gibi durumlarda küçük çocuklarınıza yardımcı olacak bu güzel masalı hazırladım sizlere.

Cesur Momo

Ben küçük bir tavşanım. Adım Momo. Başıma üzücü, korkunç, kötü bir şey geldi.  Önceleri böyle kötü bir şey sadece benim başıma geldi sandım. Duygularım saçma ve aptalca diye düşündüm.  Dünyada hiç kimse benim gibi hissetmemiştir, dedim.

Duygularımı kimseye söylemek istemedim. Onları içimde sakladım. Yine de başka başka davranmaya başladım. Başıma bu kötü, korkunç, üzücü şey gelmeden önce, hop hop zıplardım. Orada burada gördüğüm her şeyin peşinden koşardım. Taklalar atar, pırıl pırıl tüylerimle gurur duyardım. Şimdi zıplamıyorum eskisi gibi, tüylerim de hiç öyle parlak falan değil.

Bu kötü, korkunç, üzücü şey başıma gelmeden önce havuç yemeye de bayılırdım. Yorulunca uyurdum. Şimdi, havuç o kadar güzel gelmiyor gözüme. Sanki boğazımda bir yumru var. Uyumayı da sevmiyorum artık. Her uyuduğumda kâbuslar, kötü rüyalar görüyorum.

Bazen bütün bunlar başıma benim yüzümden geldi diyorum. Bunlara ben yol açtım. Evimden uzakta olmayı sevmiyorum. Okula bile gitmek istemiyorum. Evdekilerin eteklerine yapışıyorum dışarı çıkma zamanı gelince. Ne zaman bir yere gitmek zorunda kalsam, hele de okula; karnım ağrıyor, midem bulanıyor.

Bu kötü, korkunç, üzücü şey başıma geldiğinden beri hep korkuyorum. Yalnız uyumak istemiyorum. Bazen yatağın altına saklanıyorum. Sesler beni yerimden zıplatıyor. Hiçbir şey yapmak istemiyorum.

Her şey eskisi gibi olsun istiyorum.  Sihirli değneğimle “abrakadabra” demek ve eskiye dönmek ne güzel olurdu. Bazı günler bazı günlerden daha iyi. Ama ne olduğunu hatırlayınca çok kötü hissediyorum kendimi. Kafamın içinde o kötü şeyle ilgili resimler oluyor. Bazen de sesler duyup yine kötü bir şey olacakmış zannediyorum.

Arkadaşlarımla oynarken her şeye çabucak kızıyorum. Bazen de hemen ağlıyorum. Bana “kötü tavşan” diyor okuldaki arkadaşlarım. Mahalledekiler de çabuk ağlıyorum diye bana “bebek” diyorlar. Hep evde kalmak istiyorum.

Bizim ormanda yaşayan Yoko diye bir tavşan var. Tilki arkadaşım onun mahalledeki pek çok kişiye yardım ettiğini söyledi. “Bana kimse yardım edemez” dedim. Ama geçen sabah gizlice onu görmeye gittim. Uzaktan bakacaktım sadece. Ama o beni gördü. Bana dedi ki; “Başına geleni değiştiremem ama kendini daha iyi hissetmene yardımcı olabilirim.”

Önce onunla konuşmaya korktum. Bana, resim çizerek ne olduğunu anlatabilirsin dedi. Önce resmim çok iyi değil diye çizmek istemedim. Ama Yoko bana nasıl çizdiğimin önemi olmadığını söyledi. Sonra çizdim. “Tüm bu olanlar senin suçun değil” dedi Yoko bana. Bu olanlardan dolayı kendini güçsüz, halsiz, kötü hissetmen normal dedi.  Ben “Kendimi umutsuz da hissediyorum” dedim. “Artık havuç eskisi gibi tat vermeyecek” derken ağladım. “Hiçbir şey eskisi gibi olmayacak. Duygularımı da değiştiremiyorum. Çoğu zaman korkuyorum. Midem bulanıyor, karnım ağrıyor.”

Yoko bana başına böyle şeyler gelmiş başka tavşanlar da tanıdığını söyledi. Onlar da bunların kendileri yüzünden başına geldiklerini sanıyorlarmış. Onlar da kötü rüyalar görüyormuş. Karınları ağrıyıp, benim gibi korktukları oluyormuş. Yalnız olmadığımı öğrendim.

Duygularım saçma sapan değilmiş. Böyle hissettiğim için bende bir gariplik yokmuş. Yoko dedi ki, “Bütün bu duyguların normal.” Bunlar hemen geçmiyormuş. Sihirli değnek olmuyormuş ama birine bunları anlatmak iyi geliyormuş.

Konuştuk, çizdik, oynadık Yoko ile. Bir şey daha öğrendim Yoko’dan. Ben bebek ya da kötü bir tavşan değilmişim. Sadece başıma zor bir şey gelmiş. Bu duygularımı yaşadığım için de aksine ben çok cesurmuşum.

Benim adım Cesur Tavşan. Başıma gelenleri değiştirecek bir sihirli değneğim yok. Bunların hiçbiri başıma benim yüzümden gelmedi. Hâlâ kâbus görüyorum. Ama sanki canım havuç yemek istiyor.

Bu masalın sonunda onlara kâğıt kalem verip kendi duygularını anlatmalarına fırsat yaratabilirsiniz. Ancak ebeveyn olarak hâlâ kendi yasınızdan çıkmadıysanız çocuğunuza yardım etme işini terapistlere bırakın, derim. Ya da çocuğunuzun duygularını anlayacağına güvendiğiniz başka bir büyükten yardım isteyebilirsiniz.

Gelelim yılbaşı mesajıma:

Ebeveyn, çocuğunu zeki diye algılarsa, çocuğun kendini tecrübesi de zeki olur. Ebeveyn çocuğu ile olmaktan keyif alırsa, o da kendi ile olmaktan keyif alır. Eğer ebeveyn ona ilgi gösterir, onunla neşelenir ve onu severse; çocuk da kendini ilginç, neşe veren ve sevilen biri olarak algılar. Çocuklara daha çok zaman ayırdığımız yepyeni bir yıl diliyorum sizlere…

KD © 2011 Her hakkı saklıdır. Sitedeki yazılar izinsiz ve kaynak belirtmeden başka yerde yayımlanamaz. Ancak yazıları yazar ismi ve kaynak belirterek ya da dergiye link vererek paylaşabilirsiniz.

KEDİTÖR
HOMO NOVUS
BERABER BÜYÜYELİM
YOGA YOLU
Psiko Kinesiyoloji
KURALDIŞI DÜNYASI
İLUGA
ACİL SERVİS

karbonhidratlı yiyecekler yenilirken uyulacak ilkeler

Hipokrat, yiyeceklerin ilaçlarımız olması gerektiğini söylemiştir. Bu düşünceyi hayatımıza uygulamak için yemek yeme alışkanlıklarımızı değiştirmemiz ve belli ilkelere uymaya başlamamız gerekir. Karbonhidratlı besinler yerken her defasında bir çeşit karbonhidrat yiyin. Çeşitli nişasta türlerini karıştırmak iştah açar ve aşırı yememize neden olur.  >>

  • menopozun etkisiyle devamlı kilo alıyorum

    51 yaşındayım ve son senelerde menopozun da etkisiyle sanırım devamlı kilo alıyorum. Nerede hata yapıyorum acaba?

  • sırf bana inat başkasıyla evlendi

    Beni çok seven bir erkekle sırf ailem uygun görmediği için evlenmedim, o da bana inat başkasıyla evlendi. Bu pişmanlıktan kendimi nasıl kurtarabilirim? Artık kendi hayatımı yaşamak istiyorum, onları değil.

14 mayıs haftası burç yorumları

Güneş-Jüpiter kavuşumu hafta sonuna kadar toprak grubu burçlara (Boğa, Başak, Oğlak) mutluluk verecek ancak Boğaların ayaklarının altında hâlâ muz kabuğu var. Merkür-Mars-Plüton arasındaki işbirliği hafta ortasına kadar devam edecek. Hafta ortasında hızlı planet Merkür sahneden çekilecek ve güç birliğine Mars ile Plüton devam edecek. Mars ile Plüton’un işbirliği kariyer, sağlık, iş dünyası alanlarında büyük başarı ve destek sağlayacak.  >>

Ayrılıklar sevdaya dâhil mi?

Eski sevgilinizle görüşüyor musunuz? Ya da hiç gitmesini istemediğiniz sevdiğiniz bir gün sizi terk etse içiniz yine de sevgiyle dolu olabilir mi?  >>




Şifremi Unuttum



Üye Ol