İlişkilerimiz Bizim Aynamız

Ocak 2012

Dilek Kökter  kim (kim)

30 Temmuz 1967’de ikinci çocuk olarak İstanbul’da hayata merhaba dedi. Değişimin hayatın ta kendisi olduğunu ve her problemin içinde şifalandırıcı bir fırsat gizlendiğini deneyimle öğrendi.

Bitmek tükenmek bilmeyen merak duygusu ve öğrenme açlığı ona hayatında hep yeni kapılar açtı. İnsan psikolojisine ve hayatın mucizesine duyduğu merak ergen yaşlarında başladı.

Kitap okumayı seven, belgesel izlemeye bayılan, dansla kendinden geçen, hayatın coşkusuyla hüznüyle en iyi öğretmen olduğunu bilen ve olumlu düşüncenin gücüne inanan biri olarak tanımlıyor kendini.

Yaşam Okulu sürecinde yüklerinden özgürleşmeyi, yazmaya olan ilgisini ve yazı yazmanın ne kadar şifa verici bir “ilaç” olduğunu keşfetti.

Kendini tanıma yolculuğunda keyifle yürümeye devam ediyor.

yorum (1) gönder Sep Icon yazdır

Zaman zaman sevdiklerimizle ilgili hayal kırıklığı yaşıyor olmamıza şaşmamak gerek. Daha kendimizi bile yeterince tanımazken bir başkasını tanıdığımızı nasıl iddia ederiz ki? Beklentinin olduğu yerde hayal kırıklığı kaçınılmaz…

Hepimizin hayatında “Bunu ondan hiç beklemezdim” ya da “Bunu ona hiç yakıştıramadım” dediği anlar olmuştur. Kendimizle ilgili yaşadığımız hayal kırıklıklarından bahsetmiyorum bile…

Anlayış, alçak gönüllülük, etkin dinleme, etkin konuşma, empati gibi kavramları giderek daha sık duyuyoruz, bu konularda kitaplar okuyor bilgileniyoruz. Gelin görün ki bilgilenmek bizi otomatik olarak değiştirmiyor. İş uygulamaya geldiğinde bu özellikleri edinmenin çok da kolay olmadığını anlıyoruz.

Atladığımız en önemli nokta, tüm bu becerileri önce kendimizle olan ilişkimizde yaşamanın önemi.

Kendi iç sesimizi dinlemenin ve kendimizle konuşmanın hazzını yaşamadan, kendimize karşı anlayışlı olamadan ne empatiden söz edebiliriz ne de özsaygıdan. Kendi iç dünyamız ve kendimizle olan ilişkimiz bizim dış dünya ve başkalarıyla kurduğumuz ilişkinin görünmez rehberi aslında. Kendimizle olan ilişkimiz başkalarıyla olan ilişkimizi doğrudan belirliyor. Ancak kendimize hata yapma izni verirsek başkalarına karşı daha anlayışlı olabiliyoruz, kendimize karşı katıysak bir başka insana nasıl anlayışla yaklaşabiliriz ki?

Baktığımız pencere manzaramızı belirliyor, kendi penceremiz neyse başkalarını da öyle görüyoruz, yaptığımız her yorum, her değerlendirme ya da yargılama bizim dünyamızdan çıkıyor, buna içimizin dışa yansıması da diyebiliriz.

Karşımızdaki insanı yargılıyorsak, bilelim ki henüz kendimizi yargılamaktan özgürleşmemişiz. Bazen de kendimize şöyle derken yakalıyoruz kendimizi: “Benim niyetim onu yargılamak ya da kötü hissettirmek değildi.”

Eğer bu gerçekten doğruysa o zaman bir dahaki sefere laf ağzımızdan çıkmadan önce kendimize bazı sorular soralım:

  • “Yapacağım eleştirinin ya da değerlendirmenin amacı ne? Ona kötü hissettirmek mi yoksa onun bunu sorgulamasına yardımcı olmak mı?”
  • “Niyetimi doğru aktarabilmek için neyi nasıl söylemem gerekiyor?’’

İç dünyamızı daha iyi tanımak için dış dünyamıza bakmak yeterli aslında, fazla uzağa gitmeye gerek yok. Gün boyu zihnimizden ne tür düşünceler geçiyor, şu an nasıl bir çevrede yaşamayı seçiyoruz, ne tür ilişkileri kendimize layık görüyoruz, hata yaptığımızda kendimize nasıl davranıyoruz?

Kendimizi en iyi ve en hızlı tanımanın yolu ilişkilerden geçiyor. Hayatımıza giren her insan bizim birer aynamız. Hani bütün duvarları ayna döşeli mekânlar vardır, nereye baksan kendini görürsün… Hayat da aynen böyle aslında, bir şekilde ilgimizi çeken her insanda, her filmde, her şarkıda kendimizden bir yansıma buluyoruz, kimini beğeniyor kimini dışlıyoruz. Beğensek de beğenmesek de, kendimizi tanımak için hepsine ihtiyacımız var.

İnsanlarla ve hayatla olan ilişkilerimiz çok değerli, onlar bize her an kendimize dair ipuçları sunuyor.

KD © 2011 Her hakkı saklıdır. Sitedeki yazılar izinsiz ve kaynak belirtmeden başka yerde yayımlanamaz. Ancak yazıları yazar ismi ve kaynak belirterek ya da dergiye link vererek paylaşabilirsiniz.

KEDİTÖR
HOMO NOVUS
BERABER BÜYÜYELİM
YOGA YOLU
Psiko Kinesiyoloji
KURALDIŞI DÜNYASI
İLUGA
ACİL SERVİS

karbonhidratlı yiyecekler yenilirken uyulacak ilkeler

Hipokrat, yiyeceklerin ilaçlarımız olması gerektiğini söylemiştir. Bu düşünceyi hayatımıza uygulamak için yemek yeme alışkanlıklarımızı değiştirmemiz ve belli ilkelere uymaya başlamamız gerekir. Karbonhidratlı besinler yerken her defasında bir çeşit karbonhidrat yiyin. Çeşitli nişasta türlerini karıştırmak iştah açar ve aşırı yememize neden olur.  >>

  • menopozun etkisiyle devamlı kilo alıyorum

    51 yaşındayım ve son senelerde menopozun da etkisiyle sanırım devamlı kilo alıyorum. Nerede hata yapıyorum acaba?

  • sırf bana inat başkasıyla evlendi

    Beni çok seven bir erkekle sırf ailem uygun görmediği için evlenmedim, o da bana inat başkasıyla evlendi. Bu pişmanlıktan kendimi nasıl kurtarabilirim? Artık kendi hayatımı yaşamak istiyorum, onları değil.

14 mayıs haftası burç yorumları

Güneş-Jüpiter kavuşumu hafta sonuna kadar toprak grubu burçlara (Boğa, Başak, Oğlak) mutluluk verecek ancak Boğaların ayaklarının altında hâlâ muz kabuğu var. Merkür-Mars-Plüton arasındaki işbirliği hafta ortasına kadar devam edecek. Hafta ortasında hızlı planet Merkür sahneden çekilecek ve güç birliğine Mars ile Plüton devam edecek. Mars ile Plüton’un işbirliği kariyer, sağlık, iş dünyası alanlarında büyük başarı ve destek sağlayacak.  >>

Ayrılıklar sevdaya dâhil mi?

Eski sevgilinizle görüşüyor musunuz? Ya da hiç gitmesini istemediğiniz sevdiğiniz bir gün sizi terk etse içiniz yine de sevgiyle dolu olabilir mi?  >>




Şifremi Unuttum



Üye Ol